Suyun Öte YANINDANKarides mahallesi Otomobilinizin amortisörlerini ciddi bir sınavdan geçirerek, Pire Limanı'ndan sağa sapıp eski tramvay raylarını da geçtiniz mi, 1922'lerde gelen İzmir göçmenlerinin inşa ettirdikleri, tek, hadi bilemediniz iki katlı beyaz evlerin bulunduğu Taburla semtine girersiniz. Oradan da sola, işte Haravgi (Şafak).
Haravgi'de 'Garidadika'lar mahallesinden başka bir şey aramayın. Boy boy karideslerin, karavideslerin, ıstakozların, ızgara ahtapot, tava ya da lahana ve patates ile doldurulduktan sonra mangala atılan dev kalamarların, midye, istiridye ve tabii her tür mevsim balığının satıldığı tavernalar olan 'Garidadikalar'dan başka.
Kritikos hariç, tüm tavernalarda çok az müşteri göreceksiniz. Buna karşılık aşevini andıran Kritikos'ta iğne atsanız düşecek yer olmayacak.
Ne mutfağı daha iyi, ne de daha taze balık satıyor, ama nedendir bilinmez, Kritikos her zaman dolu.
Burada boş masa bulabilmek için komşu tavernalardaki garsonların öfkeli bakışları arasında beklemek zorundasınız.
O sıkıcı bekleyişten sonra, kalkan müşterilerin karides ve karavides kabukları ile doldurduğu bir masaya oturuyorsunuz. Masa temizleniyor ve garson sipariş alıyor.
Ardından bulaşık makinesinden yeni çıkmış sıcak tabakları, çatal ve bıçakları, bardakları masanızın üzerine atıyor. Bütün tavernalarda olduğu gibi servisi kendiniz yapacaksınız.
Ne var ki, denizin o lezzetli nimetleri, insana Kritikos'un dekorsuz dekorunu da, garsonun servis anlayışını da unutturuyor.
Başkan kadroya karışır Nasıl her diplomatın gönlünde gazetecilik, dış politika için yazan her gazetecinin gönlünde de diplomatlık yatıyorsa, teknik direktörlük de hemen her futbol kulübü başkanının gizli rüyasıdır gibi gelir bana. Bu rüyayı, hem hüzünle sonuçlanabileceği, hem de birazcık ayıp kaçabileceğinden gerçekleştiremezler. Sahaya çıkacak kadro için teknik direktörlerin kulaklarına bir şeyler fısıldama alışkanlıkları, kimbilir belki de bu yüzdendir.
Ancak, Yunan 1. Ligi'nde sezonun bitmesine beş hafta kala küme düşmesine mutlak gözüyle bakılan ve her seferinde peş peşe galibiyetlerle hep büyükler kategorisinde kalmayı başaran Etnikos takımının başkanı Hristos Çiamakis gerçekten bir istisna. Neden mi?
Çiamakis'in, önceki pazar günü Etnikos-Paniliakos maçı öncesi soyunma odalarında Teknik Direktör Yorgos İoakimidis ile arasındaki diyaloğa bir bakın:
- Oğlum niye kadroda yok?
- Geçen hafta OFİ maçında oynadı. Sahada yürümekten başka bir şey yapmadı.
- Burada başkan benim. Seni teknik direktör yapan, maaşını ödeyen de yine ben. Oğlum bu maçta oynayacak.
Sonra ne mi oldu? İoakimidis, Etnikos taraftarını düşündü ve oracıkta istifa etti. Şimdi mavi-beyazlılarda başkanın oğlunu her pazar oynatacak teknik direktör aranıyor. Ekmek aslanın ağzında. Kadroyu kurarken başkanın oğlundan başlayacak bir teknik direktör bulunur elbet. Ama ya göbeğinden ayakkabılarını göremeyen Başkan Çiamakis, olur ya günün birinde, 'Oğlum sağaçık, ben de santrfor oynayacağım' diye tutturursa?
Göbek atmak nedir? Çiftetelli, göbek atmanın, pop arabesk karışımı fıkır fıkır müziğin ete kemiğe bürünmesidir buralarda.
Sizlerdeki yarı aydınların ne zaman görseler yadırgayıp sağlıksız kentleşme diyerek geyik muhabbetleri başlattıkları, ama buraya gelip de aynı ritimleri duyduklarında şıkır şıkır kurtlarını döktükleri danstır çiftetelli.
Yunanistan'da bugünlerde çiftetellinin Yunan kültürünün bir parçası olup olmadığı, Anadolu'dan gelen kötü bir miras mı, yoksa milli bir unsur mu olduğu tartışılıyor.
Tartışmalar, bazı bakanların geçen hafta sonu geleneksel fuarın açılması için gittikleri Selanik'te birbirinden güzel yaratıkların, masaların üzerine çıkarak çiftetelli dersi verdikleri eğlence yerleri 'Ellinadikalar'a akın etmeleri yüzünden başladı.
Selanik'te Ladadikalara (eskiden yağ tüccarlarının mahallesiydi) giderek, birkaç kadeh devirmekle yetinen Başbakan Simitis, derler ya gündüz ne zaman gecenin marifetlerine baksa gülüyor, ertesi sabah gazetelere baktığında bakanlarının çiftetellideki performanslarını ölümsüzleştiren fotoğrafları gördü.
Gazeteciler de, muhafazakâr Yunan Başbakanı'na, "Bakanlarınız Ellinadikalar'da eğlendi. Hükümetinizin kültür anlayışı bu mu?" diye sordu.
"Ben monoton insanlardan hoşlanmam. Eğlenmek herkesin hakkı. Üstelik eğlence insanın işinde de daha iyi randıman vermesini sağlıyor" cevabını verdi Simitis.
Peki ya bakanlar? İlerlemiş yaşına rağmen gece hayatının müdavimlerinden Adalet Bakanı Evangelos Yiannopulos onların adına, "Her gece binlerce gencin eğlendiği mekânlar kültürsüz, seviyesiz sayılamaz, küçümsenemez. Ben dans etmeyi de, şarkı söylemeyi de çok seviyorum. Üstelik çiftetelli sevimli bir jimnastik metodu." dedi.
|