Erdoğan'ın dört yıllık karnesi kötüMetroyu hâlâ bitiremeyen Erdoğan, belediyede büyük bir siyasi kadrolaşmaya gitti. Kaçak yapılaşmaya göz yumuldu, ihaleler sürekli yandaşlara verildi GÖKSEL ÖZKÖYLÜ
İSTANBUL - 27 Mart 1994'teki yerel seçimler sonrası İstanbul'da yerel yönetimin başına geçen Recep Tayyip Erdoğan, son görev yılına hemen her icraatıyla tartışılarak girdi. İlk tepkiyi, 30 Ağustos Zafer Bayramı nedeniyle yayımladıkları mesajlarda Atatürk'e yer vermediği için aldı. Erdoğan'ın Belediye Meclisi'ni 'Fatiha' okutarak açıp, su için de 'yağmur duası'na çıkacağını söylemesi, belleklere ilk yerleşenlerdi.
Florya'daki belediye başkanlık konutuna yerleşmeyip kaçak olduğu öne sürülen gecekonduda oturmayı tercih eden Erdoğan, yine kaçak yapı olduğu gerekçesiyle Karacaahmet Sultan Kültür Derneği, Cemevi ve Aşevi'ni yıkma girişiminde bulundu. Göreve gelmeden verdiği sözün aksine su, doğalgaz ve ulaşıma büyük oranda zam yaptı. Erdoğan Taksim'e cami yapılması konusundaki dayatmacı tavrı ile de ülke gündemindeki yerini yakın zamana kadar korudu. Erdoğan döneminin belirgin uygulamalarının başında, siyasi kadrolaşma geliyor.
Kadrolaşmaya özen gösterildi Öte yandan Belediye İktisadi Teşekkülleri adı altında faaliyet gösteren toplam 16 şirkette çalıştırılıyor gibi gösterilen elemanlar hesaba katıldığında bu sayının çok daha yüksek olduğu ortaya çıkıyor. FP'li yönetimin kadrolaşmaya çalıştığı kurumların başında Teftiş Kurulu Başkanlığı geliyor. Erdoğan'lı yönetim, ordudan disiplin suçuyla atılan ve kamuoyunda şeriatçı olarak tanınan subayları zabıta, itfaiye ve İSKİ'de önemli yönetim görevlerine getirmesiyle de tepki topladı.
Kapatılan RP'nin lideri Necmettin Erbakan'ın, "Kanal 7 Televizyonu cihadın sesidir" sözleriyle Kanal 7'ye yardım çağrısında bulunmasının ardından, Erdoğan da dahil RP'li belediyelerin Kanal 7 televizyonuna ilan yoluyla para aktardığı ortaya çıkmıştı.
Metro hâlâ bitirilemedi Kentin ulaşımına damga vuracak olan ve Taksim - Levent arasındaki bölümünün yapımına 11 Eylül 1992'de başlanan metronun, 1996'da bitirilmesi hedeflenmişti. Ancak yapım hâlâ sürüyor. Öte yandan projenin devamı olan ve tüp geçiş projesiyle buluşma noktası kabul edilen Yenikapı ile Taksim arasındaki bağlantı çalışmaları için kollar sıvandı. Bitince ulaşım kısmen rahatlayacak. Su havzaları işgal edildi, sular kirlendi. FP'li yönetim döneminde İstanbul'un içmesuyu havzalarında da yoğun bir yapılaşmayla karşı karşıya kalındı. 1980-1985 yıllarındaki kaçak yapılaşma artışının yüzde 46, ikinci beş yıllık artışın yüzde 347 olduğu bölgedeki yapılaşma, Tayyip Erdoğan yönetimi döneminde yasallaştırılarak, mevcut imar afları artırıldı. RP'li belediye, havzadaki kaçak yapılaşmayı yasallaştıran ve havzalara yeni imar hakları getiren kararlar aldı. Kent ormanları ve su havzaları yalnızca kaçak yapılaşmayla değil, ruhsatlı ve izinli yapılaşmalarla da işgal edilerek, doğa açık bir imar katliamına uğradı.
İhaleler hep yandaşlara verildi Erdoğan dönemi aynı zamanda Büyükşehir Belediyesi'nin düzenlediği pek çok ihaleyi RP'li yöneticilerin kurucusu olduğu şirketlerin kazandığı bir dönem oldu. Başkan bu durumu, katıldığı bir televizyon programında "RP'liler iş yapamaz mı?" sözleriyle açıkladı. İslami sermayenin önde gelen kuruluşlarından Kombassan Holding'e yok pahasına satılan Şişli'deki arsa da bu yöntemle ihale edildi.
Belediye ve kuruluşlarında tesettür serbest Çıktığı bir televizyon programında, iştiraklerde çalışan elemanları hariç tutarak konuştuğunu belirten Tayyip Erdoğan, belediyede Kılık Kıyafet Kanunu'na aykırı giyinen eleman çalıştırıldığını inkâr etti. İştiraklerde çalışanlar dahil, kamu kuruluşundaki personelin bu tür kıyafetlerle çalıştırılmasının yasaya aykırı olması bir yana, belediyenin zabıta birimlerinde tesettürlü zabıtalar çalışıyor. Öte yandan Belediye Meclisi'nce onaylanan ve tüm sivil kuruluşların desteğini alan 1/50000 ölçekli Metropoliten Nazım İmar Planı uygulamaya konulmadı. Belediye ayrıca kendi onayı bulunan Nazım Plan'a açıkça aykırı bölgesel planları bile yürürlüğe koydu. (Radikal)
|