Radikal-online   Yazarlar 24 Eylül 1998
Reklam

SON DAKİKA HABERLERİ


Konular

Ana Sayfa
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu


Sanal Meydan... Sizin Sayfalarınız...


Haftanın Albümü

Satın almak için tıklayınız...
City of Angels
Satın almak için tıklayınız


Tribündeki yaşlı adamın hali bir tuhaftı

Orhan Kahyaoğlu'nun deyişiyle ÇDünyanın yaşayan en büyük rock'n roll grubuÈ The Rolling Stones'un İstanbul'daki konserindeyiz (ArtıHaber, 12 eylül). Otuz bin kişi kadar dedikleri seyircinin çoğu Ali Sami Yen stadının çimleri üzerinde. Ben bir tribünde, tanımadığım insanlar arasında yalnızım.
hdevrim@radikal.com.tr
Devasa bir sirk dekoru: yüksek çifte kuleler, Uzakdoğu heykelleri, surlar, bacalar, belki on metre çapında yuvarlak bir ekran (sahnede olup bitenleri, vokalist Liza'nın ayak parmağının assolist tarafından emilmesi sahnesi gibi ayrıntılarına kadar, orada seyredeceğiz); önde, sahanın eni boyunca uzanan bir podyum-balkon.

Konserin ortalarına doğru, sahneden çıkıp, bir ejderha dili gibi seyircilerin üstünden geçerek sahanın orta yerindeki kameriyeye uzanacak, geçme itfaiyeci merdivenine benzer bir köprü. Şarkıcıların köprüden geçip kalabalığın orta yerinde konsere devam etmesi yorumculara göre gecenin doruk noktasını oluşturacak, bir teknoloji harikası olarak alkışlanacak.
Teknolojinin o gece bize ettiği, elbette bununla kalmayacak. Her yeri gören kim bilir kaç kamera. Her yere aynı oranda ses ulaştırabilen akustik düzeneği. Işıklandırma değil, düpedüz bir şehrayin. Renkli duman, lazer ışınları, havai fişek, konfeti ve alevler püskürtebilen yüzlerce baca...

Bir insan! Zarafet yoksunu olmayan, gencecik hareketlerle sıçrayarak sağa sola koşan elli küsur yaşında bir delikanlı. Meydan müsait, saatlerce hemen hiç durmadan hem sıçrayacak, hem söyleyecek; seyircinin hayranlık sebeplerinden biri de bu.

Konser iki saat bir çeyrek sürdü. Şarkıların hemen tamamını formda atlet Mick Jagger söyledi. Sesini duyabildiğimi söylersem yalan olur. Kıpır kıpır kıpırdayarak, sallanarak, el çırparak ona eşlik edenlerin de işitmediğinden eminim; şarkıları ezbere bildikleri için duyduklarını sanıyorlar.
Eve dönünce kitaplara baktım. Bu hale Çses şiddetinin Åağrı eşiğiÆni aşmasıÈ diyorlar; titreşim genliğinin büyük ölçüde artırılmasıyla varılan bir tür ölü nokta. Evet ÇYükseklik derecesi ölçülebildiği sürece müziğe gürültü diyemezsinizÈ, ama bu sesleri işitemeyebilirsiniz. Sert madenlerin işlenmesinde de ses üstü titreşimlerden faydalanıldığını unutmayın!
Bir ara kalbimde bir daralma hissettim. Cola Cola satan çocuğa ÇEvlat kaç para?È diyecektim, sesim çıkmadı. Ama hayır onun dediğini de duymuyordum. Başka bir dünyada gibiydik. (Coca Cola'nın bir milyona satıldığını öğrenince kendime gelir gibi oldum.)
Benim açımdan, İstanbul'un yaşadığı Çen büyük konserÈin özeti şuydu: tribünde dikkati çeken (daha doğrusu çekmesi gereken) iki kişi vardı. Biri otuz yaşını geçmiş bir hanım. İki saat bir çeyrek boyunca ayakta durdu. Durdu ne kelime, durmadı, aralıksız sallandı; el kol hareketleriyle, belini boynunu kıvırarak, gözünü Mick Jagger'den ayırmaksızın âdeta kıvrandı.
Çevreye bakındım. Çoğu ayakta fıstıkî makam sallanan diğer seyirciler, yanındakilerle iki kelime konuşacak kadar dahi vakti olmayan, müziksiz anlarda bile sallantısına ara vermeyen o hanımı hiç yadırgamadılar.
Yadırgadıkları sanırım ikinci kişiydi. Sahnede esen fırtınaya, sahadaki kalabalığı aralıksız dalgalandıran o müthiş esintiye rağmen, istasyonda oturmuş tren bekleyen telaşsız bir yolcu gibi, trençkotu ve kasketi dizlerinde, yüzünde anlamsız bir tebessümle kıpırtısız kalan o yaşlı adam. Onun da aklından ayağa kalkıp sallanmak geçmedi değil. Ortaya daha acıklı bir manzara çıkacağını bildiği için davranamadı.
Düşündüm ki heyecanlı bir futbol maçında, yanı başımda oturan biri, atılan gollere rağmen böyle hareketsiz kalsa, adamı oradan kovar, gitmezse döverdim.
Bizim tribündeki dinleyiciler bana karşı çok nazik davrandılar.
H
Benim ancak seyircisi olabildiğim bu konser, bilmediğim bir tarikat mensuplarının Çakustik basıncı çok yüksek müzikal sesÈle sağlanmış birlikteliğine dayanan bir ayindi sanıyorum. Orada bulunmaktan memnunum. Perihan Hanım kızıma çok teşekkür ederim.

Dil Yâresi
l Tiyatronun gençleri Vasfi Rıza Zobu'ya sormuşlar:

   - Doğrusu avize midir, yoksa âvize mi? (Yani ÇaÈ kısa mı, uzun mu?)
Rahmetli Türkçenin virtüozlarındandı. Cevabı bastırmış:

   - Elbette avize!
Biraz durmuş ve devam etmiş:

   - Ama saraylarda filan bulunan, koccaman, kristalden olanları da vardır; tabiî onlara âvize denir.
Dün, Prof. İnci Enginün anlattı.
Unutmadığım benzer bir ayrımı da tramvay ve otobüs biletçileri yapardı: ufak tefek, ince hanımlara bayan, vardakosta bir hanımsa, ona baayan, diye seslenerek.
Türkçe dostlarından

(Ahmet Güler)
l Birçok dergi ve gazetede Yunan ve Yunanlı kelimeleri ÇYunanistan halkından olan (kimse)ÈÊanlamında kullanılıyor. (Cumhuriyet'te ÇYunanlı politikacılar ve işadamları düğünde buluştuÈÊbaşlığı, 21 eylül). Doğrusu Yunan değil mi?

   - ÇYunanistan halkından veya bu halkın soyundan olan, bu halka özgü olanÈ anlamlarında isim ve sıfat olarak her iki kelime de kullanılıyor. ÇYunanistan'da yaşayanÈ anlamını da Yunanistanlı kelimesi karşılıyor.

RADİKAL ONLINE OKUR ANKETİ
Bu yazıyı doyurucu buluyorum --------------->
Bu yazıyı yeterli buluyorum -------------------->
Bu yazıyı yetersiz buluyorum ----------------->
Bu yazıyı taraflı buluyorum --------------------->


Clinton Skandalı'nın
tüm detayları
Radikal-online'da...


[Ana Sayfa]  [İnsan]  [Yaşam]  [Türkiye]  [Politika] 
[Yorum]  [Dış Haberler]  [Ekonomi]  [Borsa/Finans] 
[Spor]  [Kültür/Sanat]  [Arka Sayfa]  [Yazarlar]



Haftanın Kitabı

Bu haftanın kitabı...
The Microsoft File

Bu kitap Microsoft'un okunmasını istemediği kitap... İki kişilik bir maceradan yola çıkan firmanın milyarlarca dolar kâr eden ve ABD'yi bile ürküten tarih çizgisi, etkileyici bir üslupla bu 320 sayfalık kitapta toplanmış durumda. Sırlar, zaferler ve ezilenler...
Satın almak için tıklayın. ($15.57)


Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor.
TIKLAYIN !


"Radikal neden değişti?"



Yukarı Yukarı Çık
Geri Geri Dön



Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız

Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bilinen tüm tarayıcı, çözünürlük ve işletim sistemleri altında test edilmiştir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. İzin almadan kullanılması durumunda Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun elverdiği en yüksek ceza geçerli olacaktır.