Radikal-online   Yazarlar 24 Eylül 1998
Reklam

SON DAKİKA HABERLERİ


Konular

Ana Sayfa
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu


Sanal Meydan... Sizin Sayfalarınız...


Haftanın Albümü

Satın almak için tıklayınız...
City of Angels
Satın almak için tıklayınız


Mesut Yılmaz...

ismet.berkan@radikal.com.tr
Alaattin Çakıcı çeviriyor cep telefonunu. Numara düşüyor, çalmaya başlıyor ve telefon açılıyor. Koruma polisi açıyor telefonu. Çakıcı, Eyüp Aşık'la konuşmak istiyor. "Kim arıyor diyelim" diye soruyor koruma polisi. "Alaattin deyin" diyor Çakıcı. Ve Eyüp Aşık telefonu alıyor.
"Merhaba, nasılsın" faslından sonra konuya geçiliyor: Mesut Yılmaz bir yerde bir laf etmiş. Demiş ki, "Alaattin canlı gelmeyecek." Çakıcı bu duruma çok sinirlenmiş, "Mesut Bey nasıl böyle laf eder" diye soruyor. Eyüp Aşık da onu sakinleştirmeye çalışıyor. "Böyle bir laf yok" diyor, "Sana Enis'le haber gönderdik" diyor. (Buradaki Enis herhalde ANAP Milletvekili Enis Sülün) Çakıcı bir türlü ikna olmuyor. Eyüp Aşık ne diller döküyor, neler neler söylüyor. En sonunda Çakıcı'nın da aklı yatıyor, "Hatta" diyor, "O zaman bana dedin ki, Mesut Bey bana dedi ki, işte... 'Alaattin'e ulaşırsan söyle, Amerika'ya onun için buradan ekip gitti de' dedin. Bana bunu Eyüp Abi söyledi. Adamcağız hem haber verip hem benim canımı niye istesin? dedim."
Konuşma maalesef burada bitmiyor, Çakıcı kaçması için Mesut Yılmaz'ın kendisine haber gönderdiğini söyledikten sonra Eyüp Aşık "Yok öyle bir şey olmadı" da demiyor. Dostça konuşmaya devam ediyorlar. Eyüp Aşık Çakıcı'nın kızgınlığını gidermek için alttan alıyor. Hatta konuşmanın en sonunda "Hani bana yeni bir şeyler söyleyecektin, hadi söyle" diye taze bilgi almaya da çalışıyor ama Çakıcı, "Şimdi yanımda birileri var, sana sonra söylerim" diyor, telefon kapanıyor.
Alaattin Çakıcı, çok belli ki bu konuşmayı teybe kaydedebilmek için yapıyor. Eyüp Aşık da safça tuzağa düşüyor, Çakıcı ne isterse söylüyor ya da onaylıyor.
Bu telefon konuşması insanın dudaklarını uçuklatacak cinsten. Konuşmanın bant kaydının kim bilir kaçıncı kopyası şu anda DYP'nin elinde. Umarım DYP'liler bandı savcılığa verirler ve savcılık da bantla ilgili kriminal incelemeyi yaptırır. Eğer bantın montaj olmadığı ortaya çıkarsa, yani en azından yukarıda alıntısını yaptığım cümlelerin hemen öncesi ve sonrasında montaj yoksa durum çok vahim demektir.
Konuşmanın yapıldığı tarihi tam olarak kestirebilmeye imkân olmamakla birlikte, sözü edilen kaçma haberini iletme tarihinin Refahyol zamanı, yani Mesut Yılmaz'ın muhalefet dönemi olduğunu varsayıyorum.
Eğer Mesut Yılmaz, devletin Alaattin Çakıcı'yı Amerika'da yakalamak üzere operasyon başlattığını öğrenmiş ve bu bilgiyi Eyüp Aşık aracılığıyla Çakıcı'ya iletmişse...
Gerçekten ne diyeceğimi bilmiyorum. Eğer Çakıcı'nın iddiası doğruysa, ki Eyüp Aşık aynı konuşma sırasında bunu reddetmiyor, bu cumhuriyet tarihinin en büyük skandalı demektir.
Mesut Yılmaz istediği kadar mafyayla mücadele etmiş olsun. İstediği kadar temizlik yapmış olsun. İstediği kadar Çakıcı onun döneminde yakalanmış olsun. Eğer iddialar doğruysa, değil başbakanlık yapmayı sürdürmek ANAP Genel Başkanlığı'nı bile bırakmalı.
Eğer iddialar doğruysa, Mesut Yılmaz gerçekten Çakıcı'ya kaçması, polisin elinden kurtulması için yardımcı olmuşsa, bu ceza yasasında tanımı olan bir suç.
Bence hep birlikte oturup iddiaların doğru olmaması için dua edelim. Mafyayla ilişkisi olan bir politikacı eksik bir politikacı fazla çok fark etmez, burada esas önemli olan, o politikacının Türkiye Cumhuriyeti'nde tam üç kez başbakanlık yapmış olması.
Bu kadarcık olsun temizlik istemeye hakkımız yok mu? Bu kadarcık olsun temiz insanlar tarafından yönetilmeyi hak etmiyor muyuz?
Eyüp Aşık ile Alaattin Çakıcı'nın bir başka telefon konuşmasını daha önce bu köşede yazmıştım. Çakıcı, Aşık aracılığıyla Başbakan Mesut Yılmaz'a haber gönderiyor, "Yavuz Ataç'ı Çin'den Türkiye'ye getirin daire başkanı yapın" diyor ve ekliyordu: "Yapmazsanız Başbakan da, kardeşi de kapsama alanımdasınız." Eyüp Aşık önceki akşam TV'de bu konuşmayı doğruladı.
Bu durumda insanın aklına bir sürü soru geliyor. İddialar kanıtlanana kadar beklemek gerekir biliyorum ama ilk üç soruyu sormadan da edemeyeceğim:
- MİT, Ataç'ın Çin'den geri getirilmesini aylar önce önerdiği halde bu öneriyi taa Çakıcı yakalanana kadar kuvveden fiile geçirmeyen Mesut Yılmaz değil miydi?
- Türkiye Cumhuriyeti'nin başbakanı bir mafya babasının tehdidi altında mıydı?
- Eğer böyle bir tehdit vardıysa, başka bazı olaylarda ya da ihalelerde başbakan müdahale etmekte tereddüt etmiş olabilir mi?

RADİKAL ONLINE OKUR ANKETİ
Bu yazıyı doyurucu buluyorum --------------->
Bu yazıyı yeterli buluyorum -------------------->
Bu yazıyı yetersiz buluyorum ----------------->
Bu yazıyı taraflı buluyorum --------------------->


Clinton Skandalı'nın
tüm detayları
Radikal-online'da...


[Ana Sayfa]  [İnsan]  [Yaşam]  [Türkiye]  [Politika] 
[Yorum]  [Dış Haberler]  [Ekonomi]  [Borsa/Finans] 
[Spor]  [Kültür/Sanat]  [Arka Sayfa]  [Yazarlar]



Haftanın Kitabı

Bu haftanın kitabı...
The Microsoft File

Bu kitap Microsoft'un okunmasını istemediği kitap... İki kişilik bir maceradan yola çıkan firmanın milyarlarca dolar kâr eden ve ABD'yi bile ürküten tarih çizgisi, etkileyici bir üslupla bu 320 sayfalık kitapta toplanmış durumda. Sırlar, zaferler ve ezilenler...
Satın almak için tıklayın. ($15.57)


Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor.
TIKLAYIN !


"Radikal neden değişti?"



Yukarı Yukarı Çık
Geri Geri Dön



Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız

Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bilinen tüm tarayıcı, çözünürlük ve işletim sistemleri altında test edilmiştir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. İzin almadan kullanılması durumunda Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun elverdiği en yüksek ceza geçerli olacaktır.