|
|
|
Hâlâ bakan mı? tarhanerd@radikal.com.tr Devlet Bakanı Eyüp Aşık'ın Alaattin Çakıcı'yla birçok kez telefonla konuştuğu bir ay önce anlaşılmıştı. Salı akşamı da, Kanal D'de bu konuşmalardan birine ait olduğu iddia edilen bandı dinledik.
Bandın gösterimi bitince, Eyüp Bey canlı yayında, sunucu Serap Ezgü'nün sorularını yanıtladı. Gerçekte Aşık, işini profesyonelce ve başarıyla yürüten Serap Hanım'ın, "Bir bakan böyle bir insanla konuşmalı mı?" , "Çakıcı'ya kaç dediniz mi?", "O kaset bu kaset mi?" gibi sorularını, kamuoyuna söylemek istediklerine öncelik vererek cevapladı.
Eyüp Bey olayı şöyle açıkladı: "Böyle bir konuşma doğru değil, o kaset parça parça şeylerden araları doldurularak yapılmış. Susurluk olayından sonra, muhalefetteyken haber akışında sıkıntı çektik, bulduğumuz imkânları değerlendiriyorduk. Biz hükûmete gelmeden altı yedi sefer konuştum. Kendimize böyle bir yol seçtik. Bana birçok anlattıkları var. Ben bunları Emniyet'e, ilgililere söyledim ... kamuoyu bize yeterli desteği vermezse benim gibi avanak daha da bulamaz. O kaseti hemen DGM savcılığına verin, ben de dokunulmazlığımın kaldırılmasına oy vereyim, DGM'de anlatmak istediğim başka şeyler de var."
Bu sözler, sadece Eyüp Bey'in değil, siyaset adamlarımızın devlet, siyaset ve sorumluluk anlayışını gözler önüne seriyor.
Bir bakan, kanun ve yargı kaçağıyla konuşmakta fütur etmiyor, 'Haber akışında sıkıntı' görünce, bizzat polisliğe özeniyor, bakan olduktan sonra da devam ediyor; telefonla aranınca konuşuyor, belki istihbaratını tamamlamak için, yargı kaçağının telefon numarasını çevirmekten kendini alamıyor!
Bir belirsizlik durumunda siyaset adamının, halkına doğruları açık açık söylemesi gereğini unutarak, "Bandı DGM savcılığına verin, ben de anlatayım" diyebiliyor.
Bir Bakanımız ve Başbakanımız, bu telefon görüşmesinin devletimizi, halkımızı ve kendilerini indirdiği küçültücü düzeyi göremiyor.
Eyüp Bey, geçen ay Çakıcı'yla konuştuğu anlaşılınca istifa etmedi, Başbakan sessiz kaldı, hükûmet ortakları bunu mesele yapmadılar, kamuoyu konu üzerinde durmadı, ısrar etmedi.
Kamuoyu niçin ısrar etmedi?
Olayın çıktığı ağustos ayının 20'sini izleyen günlerdeki gazete başlıklarından bazılarını hatırlayalım:
Kırmızı pasaport Pekin elçiliğinden, RP'ye trilyonluk dava, Çiller'in çıkını, ekonomik kriz, orman yangınları, türban, Denktaş'ın konfederasyon önerisi, seçimlerin ertelenmesi, vicdan-cüzdan sıkışıklığı...
Her biri normal bir ülkede kamuoyunu aylarca işgal edecek, yoluna konulup çözümlenmeden geçilmeyecek olaylar. Bu satırları yazarken gelen Tayyip Erdoğan'la ilgili Yargıtay kararı, nasıl Eyüp Bey meselesini bir kenara itmişse, her günümüzün olayı dünkünü unutturuyor.
Dün 'Bu kadarı da olmaz' derken, bugün 'İnanmıyorum, doğru olamaz!' demek zorunda kalıyorsunuz.
Haklı-haksız, doğru-yanlış, hangi nedenle olursa olsun; bakanı yargı kaçağıyla görüşen, 8 milyonluk kentinin belediye başkanı mahkûm olan bir ülkede yaşıyoruz.
|
Clinton Skandalı'nın tüm detayları Radikal-online'da...
|
[Ana Sayfa]
[İnsan]
[Yaşam]
[Türkiye]
[Politika]
[Yorum]
[Dış Haberler]
[Ekonomi]
[Borsa/Finans]
[Spor]
[Kültür/Sanat]
[Arka Sayfa]
[Yazarlar]
|
|
|
|
Haftanın Kitabı
 The Microsoft File
Bu kitap Microsoft'un okunmasını istemediği kitap... İki kişilik bir maceradan yola çıkan firmanın milyarlarca dolar kâr eden ve ABD'yi bile ürküten tarih çizgisi, etkileyici bir üslupla bu 320 sayfalık kitapta toplanmış durumda. Sırlar, zaferler ve ezilenler... Satın almak için tıklayın. ($15.57)
Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor.
TIKLAYIN !
"Radikal neden değişti?"
|
|
|