|
|
|
Kravatı kravat yapan Osmanlı'ydı ihakki@radikal.com.tr Emin Oktay'ın Ortaokul
I-II-III Tarih kitaplarından on üzerinden on aldım, öğretmenler odasında nam saldım, diye hava yapanlar bilmez. Ama Osmanlı çökmeseydi kravat diye bir şey olmazdı.
Kravat takınca adam sınıfına girenler, bugün onun yerine itibarlık başka şeyler arardı.
Kravatı görseydi, aa, bostancıbaşı beni boğmaya geldi, deyip kaçacak delik arardı gerçi. Ama kravatı kravat yapan biraz da Kösem Sultan'dı.
Kösem Sultan gemi azıya aldı, Deli İbrahim'i padişah yaptı, yatağında eceli ile ölmüş tek bir sadrazam bırakmadı da kravat öyle sahneye çıktı.
Peki bu nasıl oldu? İşte, yıllar 1600'lü yıllardı. Önce Osmanlı dibe vurdu. Kösem'le avanesini de iyice yerin altına soktu.
Ordu çürük elmaya döndü. Osmanlı tebaasına karşı ali kıran baş kesen kesilen Yeniçeri güruhu, iş Avusturya-Macaristan ordusuyla savaşmaya gelince tavuğa döndü.
O vakitler Hırvatlar, Avusturya-Macaristan yanında saf tutardı. Osmanlı'nın tası tarağı toplayıp Balkanlar'dan kaçmasında onların da epeyce payı vardı.
Hal böyle olunca Hırvatlar, Osmanlıyı yendik, deyip hava basmaya başladı. Yıl, 1660'tı. Seçme bir Hırvat birliği Paris'e gitti. İşte, Osmanlı'yı haklayan biziz, demeye getirip aklınca boy gösterdi.
O vakitler Fransızların başında da tavus kuşu kılıklı Kral 14. Lui vardı. Bu Lui kıyafetine o kadar düşkündü ki, sırf güzel olsun diye jartiyer bile giyerdi.
Demem şu ki, Hırvat birliğinin böbürlenmesi Lui'nin umurunda bile değildi. O, askerlerin kıyafetine baktı. Baktı ve adeta vuruldu.
Zira askerler ipekten tuhaf bir fular takmaktaydı. Lui hemen bir Kraliyet Muhafız Ordusu kurdu. Bunlara da aynısından taktı. İşin tuhafı, birliğe de 'Kravat Ordusu' ismini verdi.
Kravat dedi, çünkü Fransızlar Hırvat kelimesini 'Kravat'a benzer bir şekilde telaffuz ederdi. Yani Hırvatlar kahraman yerine ola ola 'kravat' olmayı başardı.
İşin aslına bakarsak, fuları icat eden Hırvatlar değildi. Fular, ta Roma devrinde dahi vardı. O zamanlar oratoryo söyleyenler teller sıcak kalsın da ses cırtlak çıkmasın diye boyunlarına fular bağlardı.
Kıssadan hisse, Osmanlı batmasaydı, Hırvatlar övünmez dövünürdü. Dövünen adam da Paris'e hava atmaya değil, kimse görmesin diye dağın başına giderdi. O vakit de 14. Lui kravat mravat bilmezdi.
Yalnız bu kravat işi orda kalmadı. Millet işi o kadar abarttı ki, kravatı çenesinin tam altına hem de sıkıca bağladı. Öyle ki, kravat hatırına başını çeviremez oldu. Başını sağa mı çevirecek, gövdesini de beraber çevirdi.
Derler ki, o zamanların kravatı bugünkünden beterdi. Kişinin itibarı adeta kravatının içinde yatardı.
İşi açacak olursak, bir şövalyenin kravatını çekiştirmek ölümlerden ölüm beğenmekti. Yani adamın suratına eldiven çarpıp düelloya davet etmekten daha beterdi.
Görüldüğü gibi, eskiden kravat bir ömre bedeldi. Şimdilerde itibarı kalmadı. Küçük Emrah bile takıyor.
Soruyorum: O kravattan hayır
gelir mi?
|
Clinton Skandalı'nın tüm detayları Radikal-online'da...
|
[Ana Sayfa]
[İnsan]
[Yaşam]
[Türkiye]
[Politika]
[Yorum]
[Dış Haberler]
[Ekonomi]
[Borsa/Finans]
[Spor]
[Kültür/Sanat]
[Arka Sayfa]
[Yazarlar]
|
|
|
|
Haftanın Kitabı
 The Microsoft File
Bu kitap Microsoft'un okunmasını istemediği kitap... İki kişilik bir maceradan yola çıkan firmanın milyarlarca dolar kâr eden ve ABD'yi bile ürküten tarih çizgisi, etkileyici bir üslupla bu 320 sayfalık kitapta toplanmış durumda. Sırlar, zaferler ve ezilenler... Satın almak için tıklayın. ($15.57)
Sohbet odamız sizlere kapılarını sonuna kadar açıyor.
TIKLAYIN !
"Radikal neden değişti?"
|
|
|