İşte belge, işte kanıt Kendimi tekrarlamak, dolayısıyla da sıkıcı gelme pahasına da olsa, buralardaki 'dolce vita'yı, yani tavernaları, barları, kafeleri, kısacık, daracık etekli yaratıkların küçücük masalar üzerine çıkarak pop- arabesk karışımı müziğe bedenlerini teslim ettikleri Ellinadika'ları, streap-show'ları, her akşam binlerce karidesin tüketildiği Garidadika'ları anlatmaya çalıştım.
Gazetecinin görevi, araştırmak, okuyucuya doğru ve kapsamlı bilgi vermek, gerekirse de yazdıklarını belgelerle kanıtlamaktır.
O halde görevimi yerine getiriyorum.
Atina'da 1209 bar, 503 gece kulübü, 1247 Kafe-bar, 1459 snack-bar, 5 bin 27 Kafe, 3 bin 251 kıraathane, 1557 taverna, 2 bin 864 lokanta, 1459 steak-house ve 585 fast food dükkânı var. Diğer bir deyişle 30 bin 452 işyeri Yunanlının midesine ve eğlencesine sesleniyor.
Ya tiyatrolara, sinemalara ne demeli? Sadece, Marusi semtinde aynı bina içinde 10 sinema salonunun bulunduğunu söylemem, bilmem yeterli mi? Çalışma Bakanlığı'na bağlı Sosyal Sigorta Kurumu'nun, her çalışana yılda bedava iki tiyatro bileti verdiğini biliyor musunuz?
Başkentteki eğlence yerlerini, sinemaları, tiyatroları, tavernaları tanıtan üç tane haftalık dergi yayımlanıyor. Bu bile, Yunanlıların eğlenceye düşkünlüklerinin bir başka kanıtı.
New York, Paris, Londra değil, sadece
4 milyon nüfuslu, mimari hiçbir özellik taşımayan, yeşil alanları da yok denecek kadar az bir şehir burası. Dostlarınızdan duyduğunuz ya da o turizm broşürlerindeki Akropol mabedi, Agora veya Plaka değil, inanın Atina'yı farklı kılan. Burada yemek, içmek ve eğlenmek var. O kadar.
1 Numara Yunanlıların, yaklaşık 18 yıldır AB üyesi olmalarına rağmen Avrupalılara fazla ayak uyduramadıkları bir gerçek. İspanya ve Portekiz, AB'ye daha sonra girdiler, ama Yunanistan'ı geçmekte zorluk çekmediler.
Yunanistan ve Yunanlıların, Avrupa ve Avrupalılarla olan akrabalığını ya da uzaklığını anlatmak saatler alır. Öyle bir niyetim de yok. Ancak, AB'nin istatistik araştırmalar teşkilatı Eurostat'ın listelerine bakıldığında Yunanlıların bazı durumlarda Avrupa'da 1 Numara oldukları da bir başka gerçek.
Yunanlılar kişi başına ortalama 3 bin 100 sigara tüketimi ile Avrupalılar arasında birinci, Avrupa'da şişman çocukların en fazla olduğu ülke de Yunanistan. Nüfusa kıyasla trafik kazalarında en çok ölümler de burada oluyor.
Genç nüfusta işsizlik, enflasyon şampiyonu Yunanistan'da, diğer tüm Avrupa ülkelerinden daha fazla grev yapılıyor. Tabii bu arada tatil günleri diğer ülkelerden fazla. Ders saatinin en az olduğu yer de yine burası. En mutsuz emekliler, nüfusa göre en fazla avukatlar da burada yaşıyor.
İşte bu birincilikler, belki bu ülkenin ve insanlarının yapısı hakkında Avrupa penceresinden bakıldığında fazla hoş olmayan bir tablo çiziyor. Ama madalyonun öbür yüzü de var. İşsizliğini, şişmanlarını, enflasyonunu Avrupa ile kıyaslıyor Yunanistan.
Benim canım benzincim Leoforos Atinon, başkentin gündüzleri yoğun, geceleri ise tenha bir caddesi. Sağında ve solunda
otomobil yedek parçacıları, tamircileri var. Atina-Selanik karayoluna kadar uzanan bu caddenin sağ şeridinde son zamanlarda tuhaf bir trafik var. Yani soldaki iki şerit bomboş, sağ şeritte ise arabalar kaplumbağa hızı ile ilerliyor.
Bu durum bir benzin istasyonuna kadar devam ediyor. Doğal
olarak insan meraktan geçemiyor. Diğerlerinden ne farkı olabilir bu benzin istasyonunun, 10 litre benzine bir hazır çorba mı hediye
ediyorlar, yoksa bardak takımı mı?
Esrar çözülmeliydi. Saat geceyarısına yaklaşırken, Leoforos
Atinon Caddesi'ne çıktım ve kuyrukta beklemeye başladım. Benzin istasyonuna yaklaştığımda
önümdeki arabanın sürücüsünün dikiz aynasından saçlarını taraması, yola gelmeyi ısrarla reddeden birkaç telini de tükürükle bastırmaya çalışması dikkatimi çekti. Gayri ihtiyarı ben de aynaya bir göz attım. Neyse...
Benzinci görünür görünmez esrar çözüldü. Olamaz. Çalışanların tümü birbirinden güzel genç yaratıklar. Esmer, kumral, sarışın. Benzin pompalarına ulaşmadan önceki yıkama yağlama bölümünde de durum farklı değil. Beyaz tişörtlerin üzerine bedeni sıkı sıkı saran kırmızı tulumlar giyiyorlar.
Yine aynaya baktım ve birkaç dakika önce biraz da içimden alay ettiğim öndeki arabanın sürücüsüyle benzer şeyler yaptım. Sıra bana geldiğinde, 'Hoşgeldiniz, süper mi, kurşunsuz mu?' sorusuna Müslüm Gürses kadar olmasa bile gecikmeli cevap verdim. Dudağımda nazik olmaya çalışan kötü bir tebessüm. Gözlerim müstehcen.
Daha fazla kalayım düşüncesiyle bir anlık 'full' doldurun demek geldi aklıma. Ancak, benzin çabuk biterse yine gelirim fikri daha ağır bastı. Ne de hızlı çalışıyor bu körolası pompalar. Arkaya şöyle bir göz attım. Benden sonraki arabanın sürücüsünün durumu da aynı.
Mutlaka tekrar uğrayacağım bu benzinciden, sözgelimi eşim ve kızımla birlikte olduğum zamanlar durduğum benzincilerden farklı ayrıldım. Benzinin litresi kaç para hiç bakmadım.
|