|
|
|
| Hep Beraber, Elele, Tek Yürek, Nice 75 Yıllara... |

|
|
Cumhuriyet Bayramımızın 75. Yılını dosta düşmana hatırlatmak istemez miydiniz? Radikal-online'ın size güzel bir sürprizi var. TIKLAYIN |
ZAPÇININ SEYİR DEFTERİ zapci@radikal.com.tr Hususi televizyon kanallarının getirdikleri yeniliklerin yavaş yavaş TRT'de de görülmeye başlanması, bir müddettir bendenizi en çok sevindiren hususların başında geliyor. Hepinizin malumu, televizyon seyircisi olarak bilinen, hatta tahayyül edilen kesim, dinamizm ve neşe olmadan yaşayamıyor. Eskiden, çok eskiden, televizyonun tek kanallı olduğu vakitlerde, ekrandaki şahıs ile seyirci
arasında eniştemin 'kamusal' tabir ettiği bir mesafelilik mevcuttu. Tanımadığımız, neye benzediğini ancak tahmin edebildiğimiz insanların karşısında dinamik ve neşeli olmak hem biraz cesaret ister, hem de biraz menfi manada teklifsizlik olarak kabul edilirdi. Hususi kanalların ortaya çıkmasıyla beraber çok şükür bu mesafe kapandı, hepimiz tabir münasipse hayatımızdaki büyük münhali unuttuk. Cemian huzur içindeyiz ve artık samimiyiz. Neşe ve dinamizmin hüküm sürdüğü bir seyir aleminde, köklü müessese TRT'nin mezkur hâkimiyete hassasiyet göstermemesi elbette beklenemezdi. Naçizane müşahede
edebildiğim kadarıyla, 'Okudukça' programında böyle bir tatbikat başladı. Artık takdimci beyefendi hem şapka takıyor, hem takdim esnasında yürüyor, hem de kamera mütemadiyen hareket ediyor. Yeniliği ve asri zamanları yakalama gayretinin hudutsuzluğu, insanlara elbette namütenahi yollar keşfettiriyor. Keza, geçen akşam TRT 1'de tesadüf ettiğim bir sohbet programında da neşe ve dinamizmin umumi atmosfer ziyadesiyle nüfuz ettiğini gördüm. İpek isimli, dünya cicisi hanımefendinin takdim ettikleri program, stüdyo misafirlerine hissedilen minnettarlığı ifade eden manilerle başladı. Mani kültürümüzün sakız ambalajlarından kurtarılması zaten başlı başına muazzzam bir kültür hamlesiyken İpek Hanım'ın stüdyo misafirleriyle tertiplenen mütevazı müsabakalara çığlık çığlığa iştirak etmeleri, naçiz kanaatimce, muhtaç olduğumuz neşe ve dinamizme kavuştuğumuzun müşahhas bir diliydi. Bir ara baktım, kaptırmış, İpek Hanım'la beraber ben de çığlıklar atıyorum. O kadar neşelenmişim. Anneannem, "Yavaş evladım," diye seslendi, içeriden, "Sürate hemen alışma, sükûnetini muhafaza et." Gözümü İpek Hanım'dan ayırmaksızın, "Olur anneanne," diye mukabele ettim ve mesafemizi muhafaza etmek maksadıyla salonun kapısını yavaşça kapattım.
|
[Ana Sayfa]
[İnsan]
[Yaşam]
[Türkiye]
[Politika]
[Yorum]
[Dış Haberler]
[Ekonomi]
[Borsa/Finans]
[Spor]
[Kültür/Sanat]
[Arka Sayfa]
[Yazarlar]
|
|
|
|
|