Radikal-online   Yorum 17 Ekim 1998
Reklam

SON DAKİKA HABERLERİ


Konular

Ana Sayfa
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu


Sanal Meydan... Sizin Sayfalarınız...


Hep Beraber, Elele, Tek Yürek, Nice 75 Yıllara...
Cumhuriyetimizin 75. yılı kutlu olsun...

Cumhuriyet Bayramımızın 75. Yılını dosta düşmana hatırlatmak istemez miydiniz? Radikal-online'ın size güzel bir sürprizi var. TIKLAYIN

Meslek ve etik ilişkisi

Normal ve anormal davranışların neler olduğu konusunda psikiyatrların bile çıkmazda olduğu bir çağda, en çok satan kitaplar listesine kişisel psikoloji rehberlerinin girmesi şaşırtıcı değil
Doç. Dr. Nurçay TürkoĞlu
Son yıllarda, İş ve İşçi Bulma Kurumları'nın yaptığı arabuluculuğu kaliteli bir şıklıkla 'İnsan Kaynakları' adı altında oluşturulmuş birimler gerçekleştirmekte. Gazeteleri ve Internet sayfalarını karıştıranlar için 'İnsan Kaynakları' yabancı bir başlık değil. Küçük ilan sütunlarında mütevazı bir yer tutan eleman ve işçi arayanlar, iş arayanlar gibi başlıklar yerine, işin ve işe talip olanların özelliklerinin ayrıntılı olarak belli bir standart içinde düzenlenmesi olumlu bir gelişme sayılabilir. Belirli bir meslek eğitimi almış olan, uluslararası iş disiplini anlayışına uyum sağlayabilecek genç üniversite mezunlarına yapılan çağrılar yer alır bu sayfalarda. Henüz uluslararası iş disiplinleri konularına yeterince yakın olmayan yönetici ve elemanlar için de eğitim seminerleri veren kuruluşların ilanları kurtarıcı gibidir. Kalite standardı, müşteriyi memnun etme, çalışanların motivasyonlarını artırma gibi başlıklar altında, vakıf ve özel eğitim kuruluşları tarafından düzenlenen eğitim seminerleri 'hizmet' sektörüne yöneliktir.
Ancak tartışmak istediğimiz nokta; bir mesleğin uygulanması sırasında, uygulayıcılar ile bu mesleğin sunduğu hizmete muhatap olan müşteri/tüketici ilişkisindeki insani davranış ilkeleriyle ilgili sorunlar. Kısaca meslek ve etik ilişkisine dikkat çekmek istiyorum.
İnsani davranış ilkelerinden söz etmek, doğrular ve yanlışlar üzerine soyutlama ve genellemeler geliştirmeyi, etik felsefesine değinmeyi zorunlu kılıyor. Ahlak ve etik sözcükleri arasındaki alışverişler ve kavgalar ise süreceğe benziyor. Her iki sözcük de doğrulara ve yanlışlara dair olduğu halde, asıl karışıklık, bu doğru ve yanlışların hangi kaynaklara dayandığı ve bir yargıya varılma anında hangi rehberlere başvurulması gerektiği konusunda ortaya çıkıyor.
Doğru ve yanlışlardan söz edebilmek, belli yargılarda bulunmayı gerektiriyor. Bu yargıların referansı ne olacaktır? Din mi? Gelenekler mi? Bilim mi? Sonucun kimin işine yaradığına, kimi zarara uğrattığına mı bakmalıyız? Bir davranışın 'yanlış' olduğuna ancak mağdur olan mı karar vermelidir? Doğru davranmak özünde 'doğru' insan olmanın sonucu mudur her zaman? Ya da tersi, yanlış bir davranış kişinin 'yanlış' olarak etiketlenmesi için yeterli midir? Etiketleri kimler koyar? Kimlere sunulur? Nelerin adını koyar etiketler? Neyin kararını kolaylaştırır? Hangi ortamda, hangi zamanda, hangi mekânda, hangi sağduyular harekete geçer? Bu sorular, yanıtlanması zor olsa da bir kenara atılacak cinsten değil.
Normal ve anormal davranışların neler olduğu konusunda psikiyatrların bile çıkmaza girdiği bir çağda, en çok satan kitaplar listesine kişisel psikoloji rehberlerinin girmesi hiç de şaşırtıcı değil. Toplum önüne çıktığı zaman insanın kendisinden beklenenlerin neler olduğunu anlayabilmesi, kendini başkaları tarafından görülmesini istediği biçim(ler)de sunabilmesinin ipuçlarını verir bu kitaplar. Cepte taşınabilecek boyutlardadır çoğu, gerekli durumlarda çıkarıp kaçamak bakışlarla tüyo almaya yardımcı olabilir umuduyla belki de.
Eğitim sürecinde öğrenenin kendi inisiyatifini geliştirmesine imkân tanıyan usta-çırak, hoca-talebe ilişkilerinin, yerini iddialı global standartlara bıraktığı günümüzde, ahlak ve etikten söz etmek pek sevimli gelmiyor insanlara. Şu iddialı global standartlarda da zaten etik, uyulması zorunlu davranış kuralları olarak yer almakta. Kabullenildiği ve uygulanıldığı biçimiyle iş etiğinde bir mesleğin ve yapılan işin tanımlanması söz konusu. Çizilen etik çerçevesine uyumlandırma seminerleri mesela yer mayınları üreten bir uluslararası firmada çalışanlar için, üretim konusunda işlik dışında beyanlarda bulunmanın 'yanlış' olduğunu kapsıyor ama 'mayın üretmek etik bir davranış mıdır?' sorusunu kapsamıyor. Bir gazete haberinin mutlaka 'neyin, nerede, kim tarafından, nasıl, neden' yapıldığı sorularının yanıtlarını içermesi gerektiği öğretiliyor da, editörün veya gazete patronunun haber üzerindeki tasarrufu kesin olarak belirtilemiyor.
Mesleğiyle, meslektaşlarıyla gurur duyanların 'öyle inceliklerle uğraşırsak iş yürümez' diyenlerce küstürüldüğü, sindirildiği toplumlarda mesleki ahlak ilkelerinin biçim değiştirmesi de kaçınılmazdı. Uygulamadaki biçim değiştirmeler, etikle uğraşan felsefecileri alternatif hareketler için canlandırdı. Üniversitelerde uygulamalı etik merkezleri oluşturuldu, bu merkezlerde felsefe hocaları meslek örgütleriyle ilişki içinde çalışmaya, halka açık kurslar vermeye, kitaplar yayımlamaya başladı. Türkiye'de de aynı gelişmeler yaşandı. Etik konusuna özen gösteren yayınevleri temel ahlak ve etik tartışmalarıyla birlikte, meslek gruplarına yönelik etik tartışmaları içeren kitapları art arda yayımlamakta. Bu kitapların bazıları; Ayrıntı Yayınları'ndan çıkan Ahlak ve Modernlik/ R. Poole, Ahlak Üzerine Tartışmalar/ J. Nuttal, Marksizm ve Ahlak/ S. Lukes, Hayatın Değeri: Tıp Etiğine Giriß/ J. Harris, Postmodern Etik/ Z. Bauman, Medya ve Gazetecilikte Etik Sorunlar / Andrew Belsey ve Ruth Chadwick/ Marx'ın Özgürlük Etiği /G. Brenkert ile Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkan TV Haberciliğinde Etik/M. Matelski. Bu kitaplar birer cep kitabı değil, kendi kendine yardım kitapları gibi 'tek başına' kalmış insanlara başlarının çaresine nasıl bakmaları gerektiği yolunda kolaylıklar sunmuyor. Daha çok eşitlikçi ilişkilerin gereği olan ortak davranışları sorguluyor. Bu tür kitaplar için yapılan çağrıların, basit bir pazarlama stratejisi olarak algılanmayacağını umuyorum.
Meslek örgütlerinde, eğitim kurumlarında, sokakta hâlâ insanın huzurlu ve onurlu iyiliğine yönelik doğruları ve yanlışları arayanlar, lütfen etiketlerinize ve başkalarının etiketlerine karşı biraz daha dikkatli olun.
Doç. Dr. Nurçay Türkoğlu: Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi

RADİKAL ONLINE OKUR ANKETİ
Bu haberi doyurucu buluyorum --------------->
Bu haberi yeterli buluyorum -------------------->
Bu haberi yetersiz buluyorum ----------------->
Bu haberi taraflı buluyorum --------------------->


[Ana Sayfa]  [İnsan]  [Yaşam]  [Türkiye]  [Politika] 
[Yorum]  [Dış Haberler]  [Ekonomi]  [Borsa/Finans] 
[Spor]  [Kültür/Sanat]  [Arka Sayfa]  [Yazarlar]



Abonelik Formu
Radikal-online'a ücretsiz olarak abone olup, yeniliklerden anında haberdar olmak istiyorsanız, lütfen aşağıya e-mail adresinizi yazınız


"Yeter Artık, beni de dinleyin!"

Sesinizi duyurun!
Detayları için tıklayın...




Yukarı Yukarı Çık
Geri Geri Dön



Bu konuya ait haber listesine dönmek için tıklayınız

Görüş ve düşüncelerinizi webadmin@radikal.com.tr adresine yazabilirsiniz. Bilinen tüm tarayıcı, çözünürlük ve işletim sistemleri altında test edilmiştir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. İzin almadan kullanılması durumunda Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun elverdiği en yüksek ceza geçerli olacaktır.