|
|
|
| Radikal-online Okur Forumu |
| Siyasetçi - İşadamı - Çete üçgeninde kalan Türkiye, bu çıkmazdan nasıl kurtulacak? Kimler suçlu, kimler sorumlu? Sizin bu konudaki fikirleriniz ve önerileriniz nedir? TIKLAYIN |
Kötüleri hizaya sokmakSaddam Hüseyin, Clinton'a ve bütün dünyaya kafa tutup, "Niye gelip beni yakalamıyorsunuz?" diyor. Yüzünde o sinsi gülümseme var, çünkü kozlarının kuvvetli olduğunu biliyor. Geçen hafta yaşadıkları 1990'dan beri yaşadığı zorlukların en büyüğüydü ama sonuncu da olmayacak. Artık "Amerikalı gözlemcileri istemiyorum" demiyor, UNSCOM'la ve BM'yle işbirliği yapmaya sert bir dille 'hayır' diyor. Peki buna nasıl cesaret etiyor? Cevabı basit. ABD'nin geçen ocakta oluşturmaya çalıştığı uluslararası cephenin işe yaramamasından cesaret aldı. Ağustostaki son krize kadar askeri harekât lafı yoktu. Albright konunun Irak ile ABD arasında değil, Irak ile Güvenlik Konseyi arasında olduğunu söylemişti. Ancak şimdi, ABD'nin tepkisi farklı. ABD Savunma Bakanı William Cohen, "Artık herkes Saddam'la uğraşmaktan bıktı" diyor. Bu, lastik oyununa benziyor, her seferinde lastik biraz daha sıkılır, ta ki kopma noktasına gelene kadar. Ancak avantaj Saddam'ın elinde. Ve her seferinde, Saddam'a karşı kurulan 'zayıf ortaklığı' sağlamlaştırmaya çalışmak zorunda kalansa ABD. Oyunun yöneticisi, sadece Saddam değil. Etnik temizlik 'uzmanı' Slobodan Miloşeviç Kosova'da da aynı stratejiyi uyguladı. Uuslararası gözlemcilerin bölgeye girmesine izin vermeden önce tam anlamıyla 'son dakikaya kadar' bekledi. Miloşeviç de lastik oyununun kolaylığını biliyor. İsterseniz Miloşeviç'le görüşmelerde yorgun düşen ABD Özel Temsilcisi Richard Holbrooke'a sorun. Peki şimdi, 'kalan son süper güç' ne yapacak? Oyun, Miloşeviç'in ayağını kaydırmayı daha fazla isteyen Avrupa'da daha kolay görünüyor. Avrupa'nın büyük ilgisinin nedeni binlerce insanın batıya göç etmesi. Irak konusunun çözümü ise daha zor, çünkü Fransa ve Rusya'nın Irak petrollerinde gözü var. Asıl sorun, bu iki adamı hizaya sokmak için uygun bir strateji bulunması. Burada amaç, Saddam'ı kitle imha silahlarından uzak tutmak. Batı'nın Saddam'a karşı en büyük kozu petrol ambargosunu devam ettirmek. Güç kullanma tehdidi olmadan bu baskılar işe yarayacak mı? Tabii ki hayır, tıpkı Kosova'da olduğu gibi. Hem Saddam hem Miloşeviç iplerin her an kopabileceğini unutmamalı. Cohen'in söyleyeceği şey açık: İşte çizgi burada. Eğer çizgiyi geçerseniz, çok ağır bir bedel ödersiniz.Tehdidi daha da inandırıcı kılmak için, birkaç ülkelik zayıf bir ortaklık yerine mümkün olduğu kadar çok ülkeyi kapsayan büyük bir ortaklık içine gidilmeli. (Josef Joffe)
|
[Ana Sayfa]
[İnsan]
[Yaşam]
[Türkiye]
[Politika]
[Yorum]
[Dış Haberler]
[Ekonomi]
[Borsa/Finans]
[Spor]
[Kültür/Sanat]
[Arka Sayfa]
[Yazarlar]
|
|
|
|
|