Savaş tamtamları İnsan New York'ta pek hissetmiyor (çünkü New York zevk, sefa ve kendinden başka pek az şeyle ilgilenen bir şehir) ama ABD haftalardır psikolojik olarak Körfez Savaşı'na hazırlandı. "Şimdi Pentagon muhabirimize bağlanıyoruz"la başlayan uzun savaş haberleri ve gazetelerin sert başyazıları gibi bariz örnekler bir yana, asıl ilginç olan daha derinden ve hafif hafif işlenen temalar. Geçen hafta New York Times birinci sayfadan Brooklyn'deki Müslüman okullarla ilgili uzun bir haber verdi. Bayram değil seyran değil. Başsayfada karaçarşaflı kız çocuklarının iç parçalayıcı bir fotoğrafı var. Yazı, dini eğitim veren kurumların modern hayatın kurallarıyla bağdaşmadığı ana fikrini vurguluyordu. Oysa New York'ta İslam eğitimi veren okullarda eğitim görenlerin yaşantı ve hayat felsefesi, aşırı dindar Yahudilerin ya da ABD'nin çeşitli yerlerinde kürtaj kliniklerini bombalayan fanatik Hıristiyanlarınkinden çok farklı değil. Üstelik İslam dini insanların hayatlarına çeşitli renk ve şekillerde giriyor. Herkes Usame bin Laden değil. Ama medya için böyle değil. Kentin bol satan aktüalite dergilerinden New York'un bu haftaki kapak konusu 'Terör Korkusu'. Makalenin konusu, New York'un teröristlerin kimyasal ve biyolojik silahlarla saldırılara ne kadar açık olduğu. Yazının bazı yerlerinde teröristlerin Irak gibi çeşitli Ortadoğu ülkelerinden gelip New York'ta korkunç katliamlar yapabileceğinden söz ediliyor. Tesadüf mü tüm bunların şimdi yazılıp çizilmesi? Geçen haftalarda Bruce Willis'in yeni sezona giren 'Siege' (Kuşatma) filminden söz etmiştim. New York Müslüman teröristler tarafından tehdit edilince, FBI ve Amerikan ordusu, olağanüstü hal ilan ederek kenti kahramanca kurtarır. Amerika'daki Arap örgütler, filmin İslam dinini şiddetle özdeşleştirdiği ve Araplarla ilgili mevcut ırkçı tiplemeleri pekiştirdiği gerekçesiyle protesto üzerine protesto yağdırıyor. Lübnan asıllı arkadaşım Necib Hurani "Merakımdan ölüyorum ama böyle ırkçı bir yapıma sekiz dolar bile katkıda bulunmak istemediğim için gidemiyorum" diyor. (New York'ta sinema biletleri sekiz dolar civarında). Peki, tüm bunların Washington'da gizli bir merkezden verilen bir komutla ortaya çıkmadığını ben de biliyorum. Ama böyle günlerde insan ister istemez Noam Chomsky ve Edward Said gibi düşünürleri anıyor. Medya ve genelde aydınlar için en zor iş, böyle zamanlarda bağımsız kalabilmek ve savaş tamtamlarının bir parçası olmamak.
Sofia'nın seçimi Sofia's lokantası kentimizden bir rüzgâr gibi gelip geçen Gülçin Telci'den sonra New York'taki jet Türkler için ufak bir mesire yeri haline geldi. New York Gülçin'i pek sevdi (ve yokluğu hissediliyor) ama Gülçin New York'a hiç ısınamadı. İstanbul'u, Boğaz'ı, ev yemeklerini, günlük gazete koşuşturmasını sayıklayıp durdu. Burada kaldığı altı ay boyunca Gülçin'e beğendirebildiğimiz yerlerden biri de Upper West'teki İtalyan lokantası Sofia's oldu. Maalesef bir talihsiz gün sakin sakin yemeğini yerken bir başka İstanbullu gazetecinin tacizine uğrayınca, morali bozulmuştu. Ama yine de "Mahalle lokantam sayılır" dediği pizzacıya kötü not vermedi. Aslında bu Gülçin'in mütevazılığıydı. Doğru, Sofia's, Gülçin'in mahallesindeydi. Ama bu lokanta 'köşe başındaki pideci' değil, odun fırınında yaptığı pizzaların lezizliğiyle övünen iddialı bir İtalyan lokantasıydı. Gülçin gideli beri New York'a gelen Türklerin Sofia's'a gittiğini hep duyuyorum. Geçenlerde lokantanın başına ufak çaplı bir felaket geldi. Sirkeci'ye benzeyen Times Square'deki derme çatma Sofia's Ristorante, adını çaldığı gerekçesiyle koskoca Sofia Fabulous Grill and Sofia Fabulous Pizza'yı mahkemeye vermeye karar verdi. Eyvah, Bloomingsdale'de alışverişe gelen şık bayanların öğle yemeklerinde mideye indirdikleri odun ateşinde pişmiş pizzalar tehlikeye mi girecekti? Sonunda lokantanın sahibi Vittorio Assaf, popüler lokantası için yaratıcı bir formül buldu. Assaf, müşterilerinden uygun bir lokanta ismi bulmalarını istiyor. Üstelik, lokantanın kullanabileceği hoş bir isim bulan müşteriye, ömür boyu pizza vaat ediyor. Hımm... Belki 'Babı Ali' fena olmayabilir. Ama bu günlerde New York'a gelirseniz, Sofia's'a uğramayı ihmal etmeyin. Şanslı pizzahor siz olabilirsiniz.
|