|
|
|
| Radikal-online Okur Forumu |
| Siyasetçi - İşadamı - Çete üçgeninde kalan Türkiye, bu çıkmazdan nasıl kurtulacak? Kimler suçlu, kimler sorumlu? Sizin bu konudaki fikirleriniz ve önerileriniz nedir? TIKLAYIN |
Nurtopu gibi ayesilada@radikal.com.tr Müjde, nurtopu gibi bir hükümet krizimiz oldu. Ben yufka yürekli bir adamım, her gelen hükümetle sevinir, her gidenle ağlarım. Ama, eğer Anasol-D bu kaset olayı üzerine gensoru marifetiyle düşürülürse biraz güleceğim Türkiye'nin haline. Bundan önceki hükümet de biraz garip rahmetli oldu: Havada yakıt ikmali yaparken yere çakılıverdi. Bu hükümetin gidişi ise evlere şenlik olacak: Kâbeyi üç defa tavaf etmiş, ağzından doğru laftan başka bir şey çıkmayan son derece saygıdeğer bir işadamı kendi kanalında yayımladığı video kasetle suç duyurusu yapıyor. Başka bir kanalda halk mahkemesi kuruluyor. Başka bir stüdyoda jüri, daha sanık savunmasını yapmadan idam fermanını imzalıyor. Vay beee, bir de demokraside dünya standartlarına ulaşamadığımız söylenir; palavra. Ulaşmak ne kelime, kendi standardımızı yarattık.
Neyse, tabii ki milyonlarca insanın oyuna ve güvenine şayan çok saygıdeğer parti başkanları bu konuda bizden daha bilgili ve tecrübelidir. Onlar gitsin diyorsa, gidecek bu hükümet. Ama, keşke göndermeden yerine koyacak başka bir tane bulsaydık. Eğer çabucak başka bir hükümet seçilip koltuğu doldurmazsa, piyasalar ve ekonomi yara alacak. Zaten, daha ilk haftadan piyasalar sinyali verdiler: Bonoda faizler yüzde 15 yukarı, borsa zorunlu iniş durumunda, TCMB dövize saldırıyı önlemek için 700 milyon dolar döviz satmış. Yani, Ankara'dan gelen 'Merak, etmeyin, demokrasilerde çare bitmez mesajı'
maalesef piyasadan güvenoyu alamadı.
Korkarım, ortaya makul bir hükümet formülü çıkıncaya değin de piyasalar yatışmayacak. Burada en kötü senaryo,
45 gün tur üstüne tur yapıp, bir hükümet çıkaramamak. Heyecandan biz de, piyasalar da helak olur diye korkarım. Hem içerde hem dışarda çok zor bir dönemdeyiz. Dışarda, IMF ile görüşmeler, AT ile yeni temaslar var, Bakü-Ceyhan kararı var, Sn. Apo'nun hangi mahalleye taşınacağı var, sınırda Irak var. İçerde, iç borç, ekonomik durgunluk ve dış borç var. Gensoru ile indirilmiş, emanetçi bir hükümet bu sorunların üstüne giderken ne denli ciddiye alınır düşünmek lazım. Tabii, bu karmaşanın altından geniş tabanlı, seçime kadar basit de olsa birtakım reformları gerçekleştirmek amacıyla işbaşına getirilmiş, iç dış kriz anlarında sıkı duracak bir hükümet çıkması ihtimali de yok değil. Bu olumlu senaryoda, piyasalar hızla toparlanır. Zaten yıl sonu istifa etmesi söz konusu olan bu hükümetten icraat olarak çok büyük bir beklenti yok. Ekonomik ve politik istikrarın seçimlere kadar korunması bu hükümetin Türkiye'ye en büyük katkısı olacaktı. Çoğunluğun üstünde anlaştığı herhangi bir hükümet de az çok aynı görevi görür, ama dışarda ciddiye alınır mı, bilemem.
Tabii, olayların çok olumlu bir yanı da var: İstesek de istemesek de Türkiye'de Temiz Eller operasyonu başladı. Artık operasyonun sorumlusu halk ve basın. Bu noktadan sonra Susurluk öncesi 'kimin eli kimin cebinde' ortamına dönülmesi güç. Sonuçta, ortaya pırıl pırıl bir Türkiye çıkabilir. Bu süreçte en korktuğum gelişme olayın 'witch hunt'
yani cadı avına dönüşmesi. Bence bu kaset olaylarında şu ana kadar iyi bir imtihan vermedik millet olarak. Kendin suçla kendin infaz et modeli işlemeye başladı. Zaten Kurban Bayramı da yolda.
|
[Ana Sayfa]
[İnsan]
[Yaşam]
[Türkiye]
[Politika]
[Yorum]
[Dış Haberler]
[Ekonomi]
[Borsa/Finans]
[Spor]
[Kültür/Sanat]
[Arka Sayfa]
[Yazarlar]
|
|
|
|
|