|
|
|
| Radikal-online Okur Forumu |
| Siyasetçi - İşadamı - Çete üçgeninde kalan Türkiye, bu çıkmazdan nasıl kurtulacak? Kimler suçlu, kimler sorumlu? Sizin bu konudaki fikirleriniz ve önerileriniz nedir? TIKLAYIN |
Medya tarihimize bir dipnotu hsahin@radikal.com.tr Gündem büyük haberlerin bombardımanı altında. Hepimiz birbirinin ardından patlayan bombaların şokunu yaşıyoruz. Parlak ışıklardan gözlerimiz kamaşmış, gümbürtülerden kulaklarımız sağırlaşmış durumdayız.
Ve tabii ki, bu gündem sarhoşluğu arasında birçok aslında önem taşıyan olay gözden kaçıyor.
Bir tanesi var ki, buharlaşıp gitmesine gönlüm razı olmadı. Hiç olmazsa bu sütunlardan medya tarihimize bir dipnotu olarak kalsın istedim. Malum, söz ve görüntü uçuyor, yazı kalıyor.
Önce size Nate Thayer adlı birinden söz etmek istiyorum: Araştırmacı gazeteci. Amerikalı. 38 yaşında. İkametgâhı olarak ABD'nin başkenti Washington görünüyor, ama aslında son yılların çoğunu Kamboçya'nın balta girmez ormanlarında, 'cangıl'larında geçirmiş.
Nate Thayer, 'Kamboçya Kasabı' adıyla tarihe geçen Pol Pot'u bulup, yaşadığını kanıtlayan gazeteci. Belki geçen yıl televizyonlarda gördüğünüz görüntülerden anımsayacaksınız: Milyonların katili Pol Pot kendi partisinin yargıçları önünde cinayetlerinin hesabını veriyordu. İşte o görüntüleri çeken gazeteci Nate Thayer. Ve üç ay sonra Pol Pot'la ilk ve son röportajı gerçekleştiren kişi...
Thayer, dünya gazetecilerini hasetten çatlatan bu atlatma haberler için müthiş ağır bir fatura ödemiş. Kamboçya'nın cangıllarında Pol Pot'un izini sürerken cipi bir mayına çarpmış, Thayer ağır yaralanmış. Ama o yılmamış. Bu kez sıtmaya tutulmuş, tam 16 kez hastanelik olmuş. Pes etmemiş. Sonunda, cangılın en ücra köşelerinden birinde Pol Pot'u bulmuş.
Nate Thayer geçen hafta içinde Amerika'nın saygın üniversitesi Harvard'da yapılan bir törenle Uluslararası Araştırmacı Gazetecilik Konsorsiyomu Ödülü'nü ve 20 bin dolarlık çekini aldı. Konuşmacılar Thayer'in olağanüstü cesaret, azim ve sabrına övgüler yağdırdılar. Thayer, 23 ülkeden gelen 51 katılım arasında en büyük ödüle layık görülmüştü. Helal olsun.
Aynı törende, Thayer'la birlikte finale kalan beş araştırmacı gazetecilik eseri de açıklandı. Alfabetik sıralamaya göre bu eserler şunlardı:
1) CBS televizyonunun 60 Minutes programından Walter Bogdanovich ve Frank Koughan: Çokuluslu ilaç firmalarının Üçüncü Dünya'ya sattığı işe yaramaz ilaçlar hakkındaki haberiyle;
2) Balitimore Sun Gazetesi'nden Gary Cohn ve arkadaşları: Eski savaş gemilerinin sökümü sırasında çevreye verilen büyük zararla ilgili haberiyle;
3) Kanal D'nin Arena programında Uğur Dündar, Haluk Şahin ve M. Ali Önel: Uluslararası organ mafyasının kullandığı insanlık dışı yöntemlerle ilgili haberiyle;
4) Mauritius Week-End Gazetesi'nden Henri Maimootoo: Adayı bir nükleer üs haline getirmek isteyenlerle ilgili haberiyle;
5) ABC televizyonunun Prime Time Live programından Brian Ross ve arkadaşları: Çinli idam mahkûmlarının organlarının satışıyla ilgili haberiyle.
Evet, şu hayhuy arasında medya tarihimiz için yazdığım dipnotu böyle. Yorum yok.
|
[Ana Sayfa]
[İnsan]
[Yaşam]
[Türkiye]
[Politika]
[Yorum]
[Dış Haberler]
[Ekonomi]
[Borsa/Finans]
[Spor]
[Kültür/Sanat]
[Arka Sayfa]
[Yazarlar]
|
|
|
|
|