|
|
|
| Radikal-online Okur Forumu |
| Siyasetçi - İşadamı - Çete üçgeninde kalan Türkiye, bu çıkmazdan nasıl kurtulacak? Kimler suçlu, kimler sorumlu? Sizin bu konudaki fikirleriniz ve önerileriniz nedir? TIKLAYIN |
Apo'yu Almanlara bıraksak mı? 'Dün dündür, bugün bugündür,' dediği zaman çok kızmıştık Demirel'e. Ama nedense 'Bir ırmakta iki kez yıkanamazsınız, her şey durmadan değişir', diyen Efesli Herakleitos'a o kadar kızmadık. Niyetlerinin farklı olduğunu düşündüğümüz için böyle davrandık belki de, kim bilir. Demirel'in değişim anlayışının bir ilkesizliği, Herakleitos'un değişim anlayışının ise bir ilkeyi yansıttığını düşünüyor olmalıydık.
Birkaç gün önce Demirel yurtdışına çıkarken aynı görüşü farklı bir biçimde ifade etti. Hükümeti düşürme girişimleri hakkında, "Siyasette bir hafta bile uzun bir zamandır", dedi, sonra hızını alamadı, "Hatta bir gün bile oldukça uzundur."
Ve birkaç günün ne kadar uzun olabileceğini anladık: Apo yakalandı! Hemen her gün bombalanmaya alışmış olan siyaset dünyamıza nükleer bir bomba düştü sanki. Tam da hükümeti alaşağı etme havasına girmiş olan muhalefet biraz şaşkın durumda kaldı. Televizyon sunucuları da kameramanları da yaman bir şaşkınlık yaşadılar. İtalya'daki hapishanenin duvarlarını izlemekten ve sunucuların aynı sözleri yineleyip durmasından gına geldi. En perişan durumda olan da her zamanki gibi "azz sonra" Reha Bey'di.
Bu gelişmeden sonra hükümet düşürülemez mi? Düşürülebilir tabii. Fakat, düşürenler kamuoyu önünde sıkıntılı bir durumda kalabilirler. Özellikle ülkeyi nisana kadar doğru düzgün götüremeyecek bir yönetim iş başına geçerse başımıza bela olan çetelerle ve PKK'yla başarılı bir mücadele götüren bir hükümeti (Korkmaz Yiğit'in kasetine rağmen) düşürmek cesaret ister ve muhalefete kazandırmaktan çok kaybettirebilir.
Apo'nun yakalanmasının olası sonuçları nelerdir?
Birincisi, PKK içindeki liderlik mücadelesi kızışabilir, su yüzüne çıkabilir ve kopmalara yol açabilir. Böyle bir gelişme, yalnız örgütün silahlı mücadele gücünü zedelemekle kalmaz, aynı zamanda siyasal ve diplomatik yönden yurtdışında tanınma çabalarını da sekteye uğratır. Bu gelişmeler, zaten yıpranmış ve sarsılmış
olan örgütün iyice bitmesine neden olacaktır.
Eğer Apo yargılanır ve mahkûm olursa yurtdışı diplomatik-siyasal tanınma çabaları daha da büyük bir darbe yer. Kurucusu ve yöneticisi terörizm suçundan yargılanıp mahkûm olmuş bir örgütü (Suriye, Libya, Sudan gibi ülkelerin dışında) kim diplomatik ve siyasal bir muhatap olarak kabul edebilir?
PKK ile FKÖ (Filistin Kurtuluş Örgütü) arasında paralellikler kurma çabalarının yersiz ve saçma olduğunu düşünüyorum. Ne bu iki örgüt arasında, ne de Türkiye ve İsrail arasında uzak yakın benzerlik vardır.
Türkiye, Apo'nun iadesi için bastırıyor. Bu girişim ilk bakışta doğru ve normal gibi gözüküyor. Ama durup şöyle bir düşünelim, eğer Almanya'da mahkûm olma ihtimali varsa,
Apo'yu, şimdilik Almanlara bırakmak daha doğru olmaz mı acaba? (Almanya'daki cezası bittikten sonra Türkiye'nin yargılama hakkı hâlâ bakidir.) Dünya kamuoyu, Türk yargı organlarının vereceği bir cezaya kuşku ile bakabilir. Ama Alman yargı organlarının vereceği bir ceza tartışılmaz ve PKK'ya siyasal alanda çok ağır bir darbe olur. PKK ile Avrupa ülkeleri arasındaki ilişkiler bir daha onarılmamak üzere bozulabilir.
Bu arada görsel ve yazılı basınımıza da
önemli bir görev düşüyor: Daha soğukkanlı, sorumlu, ciddi olabilmek, her şeyi tiraj ve izlenme oranı ile değerlendirmemek...
|
[Ana Sayfa]
[İnsan]
[Yaşam]
[Türkiye]
[Politika]
[Yorum]
[Dış Haberler]
[Ekonomi]
[Borsa/Finans]
[Spor]
[Kültür/Sanat]
[Arka Sayfa]
[Yazarlar]
|
|
|
|
|