|
|
|
| Radikal-online Okur Forumu |
| Siyasetçi - İşadamı - Çete üçgeninde kalan Türkiye, bu çıkmazdan nasıl kurtulacak? Kimler suçlu, kimler sorumlu? Sizin bu konudaki fikirleriniz ve önerileriniz nedir? TIKLAYIN |
Evdeki kadının şiiriGülten Akın'ın 'Sessiz Arka Bahçeler' adlı yeni şiir kitabı çıktı. Akın, bu şiirlerinde öteden beri işlediği kadın imgesine yeni bir boyut getiriyor ve evin sınırları içinde kalan kadınları anlatıyor HİKMET ALTINKAYNAK
İSTANBUL - Şiir kitabı yayımlayan yayınevlerinin sayısı sınırlı. Yayınevlerinin yayımladığı şairler de sınırlı. Başlıca yayınevleri ancak başlıca şairleri, bir başka deyişle şiiri topluma mal olmuş şairleri yayımlıyor; telif ücretini veriyor. Başlıca olmayanlar ise telif ücreti almak şöyle dursun giderlerini kendileri karşılayıp kitap yayımlıyor. Böyle bir durumda şiir 'edebi' değil, 'mali' oluyor! Yapı Kredi Yayınları usta şairleri yayımlayan bir yayınevi konumunda. Geçen hafta dört kitap birden çıkageldi. İlki eleştirmen ve okurların oybirliğiyle 'Amerika'nın en büyük şairi' kabul ettikleri John Ashbery'nin, Nazmi Ağıl'ın kitaplaştırdığı 'Profil', Güven Turan'ın önsözünü, Enis Batur, Samih Rıfat, Cem Akaş'ın şairle yaptıkları söyleşileri içeriyor. Kitapta yer alan şiir çevirileri ise Cem Akaş imzasını taşıyor. İkinci kitap ise Ebubekir Eroğlu'nun 'Şahitsiz Vakitler'. Üçüncü kitap uzun süredir susan Süreyya Berfe'nin 'Ruhumun', dördüncüsü de Türk şiirinin sultanı Gülten Akın'ın 'Sessiz Arka Bahçeler' adını taşıyor.
Gülten Akın, 'Rüzgâr Saati'nden (1956) 'Sessiz Arka Bahçeler'e (1998) uzanan 42 yıllık şiir serüveninde birçok ödül aldı, 12 kitap yayımladı. Şiirlerinden yapılan 40 besteyle adı ezgilerle de anıldı. Gülten Akın adı bayraklaşan şairlerimizden oldu. İkinci kitabı 'Kestim
Kara Saçlarımı' (1960) onun şiirini birçok yönden geliştirdiğini ortaya koyarken, 'Sığda' (1964) ile ilk ödülü olan TDK Ödülü'nü aldı. Bugün elimizdeki 'Sessiz Arka Bahçeler', ev içinde sıkılan şairin kafa dinlendirmek için kendini attığı, bir saksı beyaz siklamene bakıp yalnızlığını yitirdiği, gizli keyifleri yaşadığı bir mekân (mı?). Bu mekânda 'göğü görüyor', 'imkâna tutuluyor', 'düşü seviyor'! Çünkü 'diktiği gül çeliğini yoklamaya/uçarak iniyor tüy yaprak' gibi...
Gülten Akın'ın bu kitapla öteden beri işleyegeldiği kadın imgesine yeni boyutlar kattığını görüyorum. Buna 'Sözleri Kuş Kadınlar' ile başlıyor. Sonra 'Saklayan Kadınlar Şiiri', ardından 'Düşleri Çıkmayan Kadınlar'la sürüyor. 'Evdeki Kadının Şiiri' günümüz Türkiye'sinde çalışmayan, evde kapanıp kalmış bir kadının dramatik yazgısını özetliyor. Sonra sürdürüyor Gülten Akın, 'Korkak', 'Bölünen', 'Konkenci', 'Kapıcı', 'Oğlunu Soran' ve 'Kara' kadının şiirini yazıyor. Türk şiiri, edebiyatın öteki dallarına göre hızla gençleşiyor. Gençleşirken de zaten kendinde olan dinamik öğeler daha bir anlam kazanıyor.
Artık hiç kimse ne Nigâr Hanım'ı, ne de Halide Nusret Hanım'ı okuyor şair olarak. Okunan 'hanım şair' Gülten Akın'dan Lale Müldür'e, Perihan Mağden'den Esra Zeynep'e gençleşiyor, dinamikleşiyor. Gülten Akın'ın özellikle 1960 sonrası şiirinin kök salıp bir çınar haline dönüşmesi, yetişen genç kuşak şairler için de bir kazanç değil mi? Gerek şiirleriyle ve gerekse şiir üzerine yazdığı yazılarıyla genç şairleri eğiten bir şair o. Sözü Gülten Akın'a ve kitabın da adını taşıyan şiirine bırakmak istiyorum: "Kentlerde iniştir arka bahçe / diktiğin gül çeliğini yoklamaya / uçarak inersin tüy yaprak / baharlar / dönüşte sonra / yokuş ağırlığınca yüklenir üstüne / sonra bu serseri mayın / nereden gömülmüş gizli toprağına / kayarsın elinde değil / mayın o sezdiğin yerinde / (sessiz) seni beklemede / bir sürçme, belki bir acele / kayma kayma kayma kayma / kayarsın."
|
[Ana Sayfa]
[İnsan]
[Yaşam]
[Türkiye]
[Politika]
[Yorum]
[Dış Haberler]
[Ekonomi]
[Borsa/Finans]
[Spor]
[Kültür/Sanat]
[Arka Sayfa]
[Yazarlar]
|
|
|
|
|