|
|
|
| Radikal-online Okur Forumu |
| Siyasetçi - İşadamı - Çete üçgeninde kalan Türkiye, bu çıkmazdan nasıl kurtulacak? Kimler suçlu, kimler sorumlu? Sizin bu konudaki fikirleriniz ve önerileriniz nedir? TIKLAYIN |
Kennedy'nin vurulduğu gün Afişi boydan boya kaplayan Parker Posey'nin yüzünden yayılan pembemsi gülücüğe ve tanıtım yazılarındaki 'uçuk komedi' vurgularına aldanmayın...
Mark Waters'ın sinemalarımızda 'Lanetli Sevgili' adıyla gösterilen filmi, öyle her zaman rastlanılan türden bir aşk, neşe ve çiçek böcek çalışması değil. Görünürdeki yumuşaklığın, ilk yarı boyunca egemen kılınan mizahi ilişkilerin ardında çok güçlü bir 'yumruk' barındıran, sağ gösterip sol vuran, değişik 'okumalara' açık bir bağımsız sinema örneği...
Başrol oyuncusu Parker Posey'ye bağımsızların kalesi Sundance'de Jüri Özel Ödülü kazandıran film, öncelikle 'Kaçıklık Diploması' dolayısıyla 'Hiç mi deli görmedik?' derken ne kadar haklı olduğumuzu kanıtlıyor. Seyirciyi, dalga dalga yayılan, birden çok karakter tarafından üstlenilen, hakkı verilmiş, sarsıcı bir 'delilik' durumuyla baş başa bırakıyor Waters. Aile boyu delilik oyununa giriyoruz ve ensestten, saklı cinayetlere, toplumsal şizofreniden kişilik bölünmelerine ve kişilik yansımalarına kadar yayılan 'endişe verici' ailevi sonuçlarla karşılaşıyoruz.
Öykü özetle şöyle: Varlıklı ailenin oğlu, alt sınıftan sevgilisini Şükran Günü'nde eve götürür. Sevgilisi Marty, otoriter anne, çıldır(tıl)mış ikiz kız kardeş Jackie ve yalancı, tembel erkek kardeş arasındaki sıradışı ilişkilerin ortasında şaşkın kalan kızcağız, bazı 'saplantıların' hedefi olacağını anlar. İşin püf noktası ise ikizlerin, yani Marty ile Jackie'nin arasında, J.F. Kennedy'nin suikasta kurban gittiği günün yeniden canlandırılışına dayanan bir seks ilişkisinin olmasıdır.
Geçen yıl ne yazık ki çok az seyirci ve eleştirmen tarafından fark edilen Michael Haneke filmi 'Ölümcül Oyunlar'ı (Funny Game's) çağrıştıran, baştan sona tek mekânda geçip, kimi esprili durumların ötesinde çok başarılı bir ürperti ve tekinsizlik atmosferi yaratan 'Lanetli Sevgili', Kennedy suikastı ve 'first lady' Jacqueline'i bir 'takıntı-simge' olarak kullanarak büyük bir çözülüşe, büyük bir fiyaskoya işaret ediyor döne döne. Gençliğe, dinamizme, aileye, entelektüelliğe ve 'yeni ufuklar'a değer verip, gerçekte bu kavramların hiçbirisinin karşılığını oluşturamayan, çoğu zaman da savunduklarının tam tersini yapan Kennedy'nin ölümü, ABD toplumu ve filmdeki aile açısından 'ideal ve masumiyetin' dizginlerinden boşanırcasına yitirilmesinin başlangıcı olarak ele alınıyor. Babanın suikast günü 'ortadan kaybolması'nın anlamı büyük bu açıdan. Öncesi, suikast anı ve sonrasıyla 'başarısızlığın', hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığının üzerinde duruyor Mark Waters. Temiz yüzlü Marty'nin 'kötülüğü' gibi...
Gerçek yaşamda da ikiz erkek kardeşi olduğunu öğrendiğimiz Parker Posey, 'taçsız kraliçe' unvanını boşa çıkarmıyor film boyunca ve bu küçük bütçeli, iddiasız yapımı büyük başarıyla sürüklüyor. Anne rolündeki Genevive Bujold, masum Lesly'yi canlandıran Tori Spelling, babası hatırlanmayan kardeş Freddie Prinze Jr. ve Marty rolündeki Josh Hamilton da bu 'oda filmi'nin yükünü taşımakta zorlanmıyorlar. Mutlaka görün 'Lanetli Sevgili'yi ve bu ilginç yapıtın özel seyircileri arasındaki yerinizi alın.
|
[Ana Sayfa]
[İnsan]
[Yaşam]
[Türkiye]
[Politika]
[Yorum]
[Dış Haberler]
[Ekonomi]
[Borsa/Finans]
[Spor]
[Kültür/Sanat]
[Arka Sayfa]
[Yazarlar]
|
|
|
|
|