|
|
|
| Radikal-online Okur Forumu |
| Siyasetçi - İşadamı - Çete üçgeninde kalan Türkiye, bu çıkmazdan nasıl kurtulacak? Kimler suçlu, kimler sorumlu? Sizin bu konudaki fikirleriniz ve önerileriniz nedir? TIKLAYIN |
TV'de görülmeyenler Yazmaktan usanmayacağız. TV'den maç nakilleri sırasında görev yapan spikerler, yorumcular ve resim seçiciler görevlerini iyi yapmıyorlar. Spikerler, radyodan maç nakleder gibi durmadan konuşuyor ve bize TV ekranından gördüklerimizi anlatıyorlar.
Yorumcular da durmadan konuşuyor. Özellikle basketbol maçlarının nakilleri sırasında, ancak çok teknik adamları ilgilendirebilecek teknik ayrıntıları uzun uzun anlatarak, kafamızı şişirip dikkatimizi dağıtıyorlar. Bir cümlede söyleyebileceklerini on cümlede söylüyorlar. Resim seçiciler ekranı babalarının çiftliği gibi kullanıyor, keyiflerinin istediği resmi seçip ekrana, oyun akışı sürerken, tekrar tekrar getiriyorlar.
Bu hatalı maç nakillerine TV kanallarının üst düzey sorumluları mutlaka son vermek zorundadırlar.
Ekran karşısındaki milyonlarca seyirci, örneğin bir golün nasıl hazırlanıp atıldığını görmek ister. Hangi savunma oyuncusu hangi hatayı yapmıştır ki, karşı takım bundan yararlanarak topu ağlara gönderen aşamaya gelmiştir? Resim seçici, spiker ve yorumcu gol olunca, bu noktalar üzerinde durarak TV seyircilerini aydınlatacaklarına; spiker bağırmaya çığlık atmaya başlar, yorumcu kendisine söz sırası geldiğinde aklına ne gelirse söyler, resim seçici ise hataların en büyüğünü yapıp sadece topun ağlara gidişini defalarca ekrana getirir.
Galatasaray - Trabzon maçında, G. Saray'ın yediği beş golünden hangisinin, kimin hatasından oluştuğunu TV seyircileri görebildi? 3. golün, Hagi'nin akıl alması zor hatalı pasından oluştuğu, şöyle bir fark edilirken, neden bu şöhretli oyuncunun hatası ayrıntılarıyla ekrana getirilmedi? Campbell'e sadece G. Saray kalesine plaselemek düşen gollerin hangi savunma hatalarından hazırlandığını, biz TV seyircileri göremedik. Yazılı basına maçı yazan ya da yorumlayan deneyimli spor yazarlarımızın yazılarında da bunları bulamadık.
Maçı stadyumda seyredenlere bir avantajımız, G. Saray'ın Trabzon'a attığı birinci golün aslında gol olmadığını, topun çizgiyi geçmediğini görmemizle ortaya çıktı.
Türkiye'de maç nakilleri radyodan sonra TV'de büyük aşama sağladı. Spor meraklıları arttı. Maç nakilleri yapan televizyon kanallarının izlenilirlikleri yükseldi.
Lig maçlarını nakletme hakkını yüz milyonlarca dolar vererek alan Cine 5, müthiş bir üye yazımı sağladı. Şimdi TRT; Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş'ın basketbol maçlarının yayın hakkına sahip. NTV, bir kısım basketbol kulübüyle anlaşmış onların maçını veriyor. Lig dışındaki futbol maçlarının nakli için belli başlı TV kanalları birbiriyle yarışıyor.
Kısacası maç nakil hakları için kanallar büyük paralar harcıyorlar. Ama nedense bu maçların nasıl nakledildiğine gereken ilgi ve önemi vermiyorlar.
Radyolarda maç nakillerini yaparak uzmanlaşan bir Halit Kıvanç, bir Orhan Ayhan ve çok gerilere, güreş nakillerine gidersek neden bir Eşref Şefik TV'de çıkmasın? Basketbolda Murat Murathanoğlu neden örnek olmasın?
|
[Ana Sayfa]
[İnsan]
[Yaşam]
[Türkiye]
[Politika]
[Yorum]
[Dış Haberler]
[Ekonomi]
[Borsa/Finans]
[Spor]
[Kültür/Sanat]
[Arka Sayfa]
[Yazarlar]
|
|
|
|
|