|
|
|
| Radikal-online Okur Forumu |
| Siyasetçi - İşadamı - Çete üçgeninde kalan Türkiye, bu çıkmazdan nasıl kurtulacak? Kimler suçlu, kimler sorumlu? Sizin bu konudaki fikirleriniz ve önerileriniz nedir? TIKLAYIN |
Çirkinler soyunmasın Yıllar önce Danimarka Parlamentosu'nun panolarında kocaman fotoğraflar görmüştüm: Çırılçıplak insanların parlamento önünde çekilmiş fotoğrafları. "Bunlar, parlamentonun aldığı kararları eleştiren vatandaşların protesto için soyunduklarının resmidir," demişlerdi. Parlamento bu protestonun yapılış biçiminden pek alınmamış ki, fotoğrafları panosuna asıvermişti. Bu kadar doğal karşılanınca da, protestonun pek bir etkisi kalmıyordu sanırım.
Çıplak protestolar ve gösteriler Batı'da pek yaygınlaşmıştı, hâlâ da sık başvurulan bir yöntem. Özellikle hayvanların kürkü için avlanmasına karşı çıkan çevreciler soyunup dökünerek dertlerini dile getirmeye bayılıyorlar.
Bütün bunlar Batı'da olup biterken, "Bizim memlekette imkânı yok böyle şeyler olmaz," diye düşünmüştüm. Yanılmışım. Hem de fena halde yanılmışım.
Yanlış anımsamıyorsam, işe önce Bergama köylüleri başladı. Anadan üryan olmasalar da bir hayli soyunarak protestolarını dile getirdiler, siyanürlü altına dikkatleri çektiler. İlk soyunma eyleminin varlıklı ve Batılılaşmış kentlilerden değil de, yoksul ve muhafazakar olduğu varsayılan köylülerden gelmesi oldukça ilginçti. Kimbilir, belki de köylülerimiz, 'Zaten yeteri kadar soyulduk, biraz daha soyunsak ne kaybederiz' diye düşünmüşlerdir.
Bunun arkasından bir bayan, İstanbul Baro Başkanı Yücel Sayman'ın önünde pantolonunu indiriverdi. Kadın pek güzel olmadığı halde ilgi çekti, sorununu dile getirdi, hatta Hollanda Konsolosluğu kendisini görüşmek üzere davet etti. 'Bizim vatandaşımızmış, derdiyle ilgilenmemiz gerekir' diye. O bayan bizim de vatandaşımızdı, ama yetkililerden 'Cık cık, ne kadar da ayıp' seslerinin ötesinde bir şey çıkmadı.
Köy hizmetlerinde çalışan geçici işçiler, sürekli işçi statüsüne geçmek için çıplak gösteri yaparak dikkatleri çekmeyi denediler. Ama işçilerin zaten yarı çıplak dolaştığı bir ülkede pek fazla şansları yoktu doğrusu.
Son girişim, Cumhurbaşkanlığı Köşkü önünde soyunan genç ve güzel bir bayandan geldi. Bu kadın güzel olduğu için hedefi daha kolay buldu. Çeşitli televizyon kanallarında şov programlarına çıkmaya başladı. Sesi güzel olmasa da, erkeklerimizin düş gücünü harekete geçirmesi yeterliydi sanırım. Anladığım kadarıyla yakında bir kaset (hayır, mafya değil, şarkı kaseti) çıkarmayı planlıyor. Böyle soyunmaya devam ederse başarılı olmaması için bir neden göremiyorum. (Hafızam zayıf olduğu için bu genç bayanın adını hatırlayamıyorum. Fakat üç buçuk yaşındaki kızım onu her görüşünde adını bağıra bağıra ilan ediyor).
Soyunmanın getirdiği rant karşısında son uyananlar (her zamanki gibi) öğretim üyeleri oldu. ÖES (Öğretim Elemanları Sendikası) Ankara Üniversitesi Şubesi geçenlerde ilginç bir afiş dağıttı. "Cumhuriyet'in 75. yılında, Cumhuriyet üniversitelerinde doçentler, yardımcı doçentler, araştırma görevlileri, öğretim görevlileri ve uzmanlar sefalet sınırının altında ücret alıyor... Sefalet ücretiyle yaşadığımıza dikkatinizi çekmek için soyunalım mı?" yazıyordu afişte. Ve anadan üryan soyunmuş bir öğretim üyesinin fotoğrafı (edep yerlerini yoksullukla ilgili istatistik bilgileri örtmüş bereket), saçlar dökülmüş, göbek çıkmış, gözde gözlük, bir tarafta kahve fincanı, park yerinde oturmuş, biraz sıkılgan bir protestocu...
"Gene yapamadınız," diye düşündüm fotoğrafa bakınca, "şuraya güzel bir kadın koysaydınız belki şansınız olurdu... Belki."
|
[Ana Sayfa]
[İnsan]
[Yaşam]
[Türkiye]
[Politika]
[Yorum]
[Dış Haberler]
[Ekonomi]
[Borsa/Finans]
[Spor]
[Kültür/Sanat]
[Arka Sayfa]
[Yazarlar]
|
|
|
|
|