Büyük İskender Muhtemelen önümüzdeki yıl vizyona gerecek iki Holywood yapımı, Atina'da şimdiden konuşuluyor.
Çünkü yakında çekimlerine başlanacak iki film de Büyük İskender'i konu alıyor.
Türklerin bir kebaba adını vermelerine bile şaka ile karışık tepki gösteren Yunanlılar, Makedon Kralı'nın beyazperdede 'kötü' gösterilmesinden endişe ediyorlar. Hatta, ABD'deki Yunan lobisinin şu sıralarda yazılmakta olan senaryolar üzerinde etkinliğini kullanmasını isteyenler bile var.
20 binden fazla kitaba konu olan Büyük iskender kimdi? Alkolik mi, eşcinsel mi? Melankolik mi, megaloman mı, insan kasabı mı, dünya tarihini değiştiren bir süvari, bir komutan mı? Yoksa bunların hiçbiri mi? Ya da hepsi mi?
Ölüm nedenleri için de çeşitli iddialar var.
Kimine göre soğuk algınlığından, kimine göre içkiden, kimine göre savaş alanında öldü.
Kimine göre de suikasta kurban gitti.
Babası 1. Filip'in yedi-sekiz karısı olduğunu da, eşcinsel olduğunu da söyleyenler var. Büyük İskender'in ise tercihini hemcinslerinden yana kullandığını ileri sürenlerin sayısı bir hayli fazla.
İskender'in komutanlarından İfestionas ile ilişkisi, eşcinsel olduğunu söyleyenlerin en önemli 'kanıtını' teşkil ediyor. Aynı çevreler, iki 'dostun' Darius'un kızları ile evlenmelerinin aralarındaki ilişkilerde bir şey değiştirmediğini savunuyor.
Söylendiğine göre, İfestionas da alkolikti ve İskender'den bir yıl önce öldü. Acısı büyük olmuş İskender'in. Dostunun anısına o zamanlar 'büyük olay' sayılan bir iş yapmış ve saçlarını kesmiş.
Yaklaşık 25 asır önceki ahlaki değerler hiç şüphe yok ki günümüzden farklıydı. Günümüzde bile bir milletten bir millete farklı olan ahlaki değerler, tarih içinde gerçekten inanılmaz bir esneklik gösteriyor.
Bunun yanı sıra, tarihin gidişatını yönlendiren insanların cinsel tercihlerinin, icraatlarını etkilemediği takdirde, bir detay olması
gerekir diye de düşünüyorum. Sokağa balkondan bakmak Öcalan ve PKK ile ilgili açıklamalar, S-300 füzeleri için devam eden geri sayım ve önümüzdeki hafta Viyana'da yapılacak AB Zirvesi, buralarda Türk- Yunan ilişkilerinin bilmem kaçıncı kez gündemin üst sıralarına çıkmasına yetti.
O şunu söyledi, şu ona bu cevabı verdi veya hangi senaryo revaçta furyası
içinde haberi yazarken, pencereden dışarıya bir baktım. Yine karşımda
o koskoca dev duvarı görmekle birlikte, aklıma bir Fransız özdeyişi geldi:
'Sokağa balkondan bakabilmek'...
İnançlarımızı, önyargılarımızı, duygularımızı gözden geçirmek ve bunu yaparken de içinde yaşadığımız değerler dünyasına dışardan da bakmak gerektiğini ne güzel dile getirmiş Fransızlar.
Bir düşünün hele, ortalama bir Türk insanı kafasında nasıl bir Yunanistan, nasıl bir Yunanlı olduğunu. Yunanlının kafasındaki Türkiye ve Türkler gibi olumsuz değil mi?
Oysa yemeklerde, müzikte, dahası duygusallıkta, heyecanda, tepkide bunca benzerlik var.
Tamam ama iyi ilişkiler kurulması için halklar arasındaki benzerliklerin ön plana çıkarılması gerektiği esasının Türk-Yunan ilişkileri için geçerli olmadığı ve diplomasinin bu esasa uymadığı apaçık ortada.
Ege'nin iki yakasındaki ortak yanların, benzerliklerin, paradoksal gelse de neredeyse ters tepki bile yarattığı söylenebilir.
Eğer olumlu imajlar bile ilişkilere bir katkıda bulunamıyorsa üretilmiş
olumsuz imajların etkisini bir düşünün.
Öyle sanıyorum ki, bu olumsuz imajlara yeniden eğilmek onlarla hesaplaşmak, benzerlikleri ön plana çıkarmaktan daha yararlı olabilir. Belki o zaman benzerlikler daha bir önem kazanabilir.
Hatta şu değerler dünyasını yeniden bir gözden geçirsek kimbilir belki her şeye yeni bir anlam verebiliriz.
Bunun için önemli olan sokağa balkondan bakabilmek. Yok öyle... Yunanistan'da bu hafta neler oldu neler. Bir kere Eğitim Bakanı Gerosimos Arsenis'in 'devrim' diye propagandasını yaptığı yeni eğitim sistemini, öğrenciler 'patates' olarak gördüklerini ortaya koydu. Düne kadar 650 ortaokul ve lise öğrencilerin işgali altında idi.
Arsenis, üniversiteye giriş sınavlarını fesheden ve lise diplomasına göre yükseköğrenim öngören yasayı, okul okul dolaşıp anlatacağını, anlatırken de öğrencilerle sabah kahvesini içeceğini söyledi. Öğrenciler 'burası okul kahvehane değil' diyerek Eğitim Bakanı'nın okullarına ayak basmamasını istedi.
Ondan sonra kendi sigorta kurumlarının başka kurumlarla birleştirilmesini protesto eden gümrük memurlarının grevi sürüyor. Bırakın hudut kapılarında oluşan kuyrukları, buralarda tek bir damla benzin bile bulunamıyor. Çünkü tankerlerin rafinerilerinden çıkarken gümrükten geçmesi gerekiyor. Böyle giderse, Noel bayramı için en makbul hediye iki bidon kurşunsuz benzin olacak.
Ha bir de şimdilik iktidarı rüyasından başka bir yerde görmeyen anamuhalefet partisi Yeni Demokrasi, ABD'den uzmanlar getirtip, milletvekillerine 'politikacı imajı nasıl olmalı' dersleri veriyor. ABD'li uzmanların nasihatlerinden bazıları şunlar:
'Üst dudağınızın görünmesi için bıyığınızı kesin. TV'ye çıkmadan önce yüz hatlarınızın gergin olmaması için beş dakikalığına E ve O diyerek egzersiz yapın. Konuşurken elleriniz kalbinizden en fazla 14 santim mesafede olsun.'
Yani anlayacağınız burası
Yunanistan... Yok öyle...
|