|
Ana Sayfa
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
|
|
Türk kadını 'sözde' haklıSeçme ve seçilme hakkı elde etmesinin üzerinden 64 yıl geçti ama Türk kadını, sosyal ve siyasal platformlarda da 'hak ettiği' yeri hâlâ alabilmiş değil. Medeni Kanun, başlı başına bir kısıtlamaHÜLYA KÖYLÜ
İSTANBUL - Bugün Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı tanınmasının 64'üncü yıldönümü. Ancak Cumhuriyet'in Türk toplumuna armağanlarından biri sayılan yasanının, üzerinden 64 yıl geçmesine karşın, 'idrak edilebildiğini' söylemek hayli güç.
1935 yılında Meclis'te kadınların temsil oranı 18 kişiyle yüzde 4.6 iken, 1998 yılında 13 milletvekiliyle bu oran sadece yüzde 2.4. 64'üncü yılda Medeni Kanun'daki çağdışı maddeler varlığını koruyor. 'Kadın' yerine 'karı' sözcüğü kullanılıyor, çocuklarla ilgili son söz 'koca'dan soruluyor, kadının çalışması için 'evdeki düzenini' aksatmama şartı getiriliyor. Durum öyle vahim ki kısa bir süre önce, Avrupa Konseyi Kadın-Erkek Eşitliği Komisyonu'nda Türkiye'nin kadın hakları açısından uluslararası denetim altına alınması bile gündeme gelmişti. Neyse ki bekâret kontrolüne yasaklama getirildi de Türkiye muhtemel bir ayıptan kurtuldu. Yine de buna karşın
17 Şubat 1926'da kabul edilen
Medeni Kanun'un, hâlâ kadın aleyhine hükümler içeren maddelerle dolu olması, Türkiye'yi uluslararası platformlarda zor durumda bırakmayı sürüdürüyor.
Erkek hakimiyetinden kurtulamayan ve hukukun temel ilkelerine aykırı düşen Medeni Kanun'da, erkek hâkimiyeti kabul edilerek birey özgürlüğü kısıtlanıyor, kadının çalışması bile kocasından soruluyor. Ne yazık ki hazırlanan öntasarı da bu eşitsizliği ortadan kaldırmıyor. Almanya, Fransa ve İtalya medeni hukuklarından yararlanılarak oluşturulan 'Medeni Kanun Tasarısı' yine kadının evlendikten sonra soyadını kullanmasına izin vermiyor, çalışması için evdeki düzeni aksatmaması şartı getiriyor.
Kadın haklarıyla ilgili geniş bir araştırma yapan Avukat Cengiz Hortoğlu da bu yasa maddelerinin bir an önce değişmesi gerektiğini vurguluyor. Yasalarımızda bireyin mutluluğunun arka plana itildiğini öne süren Hortoğlu, Medeni Kanun'un aile kurumu üzerine oturtulmuş olduğunu söylüyor. Geleneksel yaşantımızın hukuk kurallarımıza yansıdığına dikkat çeken Hortoğlu, toplumdaki her bireyin aile kurmak istemeyeceği ve tek başına yaşamak seçiminde olabileceğini dile getiriyor.
Kadının çalışma izninin kocasından alınmasından çocuk için son sözün babaya ait olmasına kadar, Medeni Kanun'daki kadın aleyhine olan birçok maddeyi özetleyen Hortoğlu'nun yürürlükteki Medeni Kanun özeti şöyle:
- Evli kadının çalışma özgürlüğü
159. maddeye göre, kadının herhangi bir meslek veya sanatı yapabilmek için eşinin iznine ihtiyacı var. Bu madde Anayasa'nın 10'uncu maddesindeki 'Herkes dil, din, ırk ve cinsiyet ayırımı gözetmeksizin kanun önünde eşittir' ilkesine ve 49'uncu maddedeki çalışma hak ve özgürlüğüne aykırı. Anayasa maddesi bu gerekçelerle bu kararı iptal etti. Ancak Yargıtay, kararlarında ve uygulamada bu maddeye dayanmakta. Yani yasanın iptali pratikte etkili değil.
- Kadının ikametgâhı
Madde 21/1'e göre 'Kocanın
ikametgâhı karının ikametgâhı addolunur.'
- Soyadı meselesi
153'üncü maddeye göre kadın, kocasının aile ismini taşır. Artık doğumundan itibaren sahip olduğu ve tüm yaşamını şekillendirdiği soyadı değişecektir. Evlilik birliği uğruna kadının kimliği eritilmiş, kadın kimliksizleştirilmiştir.
- Koca 'başkan'
Madde 152/1'e göre evlenen eşler isteseler de evin başkanı tespit edilmiştir. Evlilik birliğini koca saptayacaktır.
- Çocuk konusunda söz hakkı
Çocuğun bakımını anne yapacaktır. Ancak 154'üncü maddeye göre velayete ilişkin hususlarda son söz babanın olacaktır.
- Üçüncü kişilere karşı borçlanma
169'uncu maddeye göre eşler arasındaki hukuki tasarruflar ancak sulh hâkimi tarafından tasdik olunduğunda geçerli. Ayrıca kadının kocası yararına üçüncü kişilere karşı borç altına girebilmesi için de yargıç iznine ihtiyacı var.
- Karı-koca mallarının idaresi
Karı ile koca arasındaki mal ayrımı rejimi kabul ediliyor. Taraflara verilen rol gereği kadın evde çalışacak, dolayısıyla emeğinin karşılığını alamayacak. Mal rejimi ile de kadın devamlı olarak yoksul bırakılacak, servet yapamayacak.
- Kürtaj izni
Kadının kürtaj yaptırabilmesi için eşinin iznine ihtiyacı var. Böyle sağlık ve kadının geleceğiyle ilgili bir konuda bile yasa erkeğin iznini zorunlu koymakta.
|
|
|
HAFTANIN TARTIŞMASI:
Bölücü terör örgütü Abdullah Öcalan'ın İtalya'da tutuklanmasının ardından ümitlenen Türkiye, sonradan gerçekleşen olumsuz gelişmelerle bir şaşkınlık içine düştü. Sizin bu konudaki fikirleriniz ve önerileriniz nedir? Katılımlarınızı bekliyoruz... TIKLAYIN
|
|