|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
|
|
Kısmet zaten kapanmışFotoğrafları Gap-Çay'da yayımlanınca, avukatın 'Kısmetleri kapandı' diye dava açtığı Fatma ve Hacer kadınlar, imam nikâhıyla evli çıktı. İki kadın, hayatlarının ilk resmiyle zoraki şöhret oldu AHMET ŞIK
SİVEREK - Yaşamlarında hiç kamerayla, fotoğraf makinesiyle karşılaşmamışlardı. Haliyle fotoğrafları da yoktu. "Peki ya nüfus cüzdanlarında da mı yok?" demeyin hemen; onlar da Güneydoğu'nun 'kimliksiz' kadınlarından. Gap-Çay paketinin üzerinde yer alan fotoğrafları nedeniyle, 'kısmetleri kapandı' diye birileri onlar adına dava açsa da bölgedeki diğer hemcinsleri gibi imam nikâhıyla evliler.
Bir adam, boynunda asılı fotoğraf makinesiyle çıktı geldi bir gün. O kocaman objektifini kaldırdığında kimse bakmaktan kendini alamıyordu. Onlar da öyle yaptı, objektife gülümsedi. Sonra GAP İdaresi'nin kendi adını taşıyan dergisinde yayımlandı fotoğraflar. GAP Bölgesi kadınlarına yönelik bir araştırma haberin yer aldığı derginin sayfaları arasında gülümsüyorlardı. Yaşamlarında ilk kez bir fotoğrafları olmuştu ama onlar görmedi. Toplam dokuz çocukları var Aradan epey bir zaman geçti ve sonunda fotoğraflarını gördüler. Çay-Kur İşletmeleri'nin, bölgede kaçak çay satışını engellemek için 'Gap-Çay' adıyla piyasaya sunduğu yeni çay paketlerinin üzerinde gülümsüyorlardı yine; 55 yaşındaki Hacer Gezeroğlu ile kucağında bebesiyle
35 yaşındaki yeğeni Fatma Tekin.
Bugüne dek gazetelerde ve bazı TV kanallarında bir çay paketinin üzerinde reklam edildikleri için 'kısmetlerinin kapandığı' haberleri yer aldı. Avukatlarının mahkemeye sunduğu dilekçede de evlenemeyeceklerinden ötürü 'psikolojik yıkıntı' içinde oldukları belirtiliyordu, dört çocuklu Hacer Ana ile beş çocuklu yeğeni Fatma Tekin'in.
Kimlikleri bile yokken resmi nikâh ne gezer. Diğer hemcinsleri gibi imam nikâhı vardı onların da. 1998 yılında, Siverek'in kavurucu ağustos sıcağında köy bakkalına gittiğinde kendi suretiyle karşılaştı Hacer Ana. İşte orada, Gap-Çay paketinin üzerinde, yanında da kucağında bebesi Necla'yla yeğeni Fatma hep birlikte gülümsüyorlardı. Şaşırdı. Evine döndü. Konuyu aile de öğrendi. Bir süre sonra da bütün köy. Zaten ondan sonra da 'Hacer'in ya da 'Fatma'nın çayı' olarak anılmaya başlandı Gap-Çay. Hacer Ana'nın oğlu Musa Gezeroğlu'nun iddiasına göre ne olduysa bundan sonra oldu. 'Fotoğraflar için para alındığı' dedikoduları aldı yürüdü. 'Şereflerinin iki paralık olduğunu' düşünen Musa da soluğu Siverek'teki Avukat Metin Özbadem'in bürosunda aldı ve 15 Eylül 1998 günü 5 milyar maddi,
5 milyar da manevi olmak üzere kişi başına 10'ar milyarlık tazminat davası açtı.
Avukat Özbadem, davayı kazanacaklarından emin; "Kimse izin almamış fotoğrafı çekerken. Ama önemli olan o değil, fotoğraf reklam amaçlı olarak kullanılmış" diyor. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre, izin alınmadan kâr amaçlı kullanılan yayın ve fotoğrafların kârının tümünün mağdur tarafa verilmesi gerektiğini belirten Özbadem, "Bölgenin sosyal ve kültürel yapısı çok önemli. Müvekkilelerim haklarında çıkan dedikodular nedeniyle mağdur olmuşlardır. Kişilik haklarına saldırı yapılmıştır. Bu yüzden talep ettikleri tazminatta haklıdırlar" dedi. Avukat: Resmi nikâh yok Kadınların imam nikâhlı olduklarını anımsattığımızda ise Özbadem, "Resmi olarak evli değiller. Yani söylediğimizde yanlış bir şey yok" diye yanıtladı.
Siverek'in 40 kilometre ötesindeki Karabahçe Köyü'ne gittiğimizde, Türkçe bilmeyen 'mağdurlarla' söyleşi yapabilmek için şoförümüz Aydın'ın çevirmenliğiyle uzun süre 'dil döktük'. 'Karşı tarafın adamları' olmadığımızı, avukatlarıyla yaptıkları telefon görüşmesinde öğrendikten sonra konuşmayı kabul ettiler. Aile, 'şereflerinin, itibarlarının zedelendiğini' anlattı sürekli. Köy halkının kendilerine kötü gözle baktığını, köye gazetecilerin gelmesinden kendilerini sorumlu tuttuklarını söylediler. Aşiretin gözünde küçük düştüklerini ve para peşinde olmadıklarını, namuslarını temizlemeye çalıştıklarını anlattılar. Namus söz konusu olunca, söyleşi boyunca kadınlar yerine de hep erkekler konuştu zaten. Urfa'nın, adına 'namus' denilen vahşetleriyle şanlı bir il olduğunu hatırlamadan edemedik. Fotoğrafçı meslektaşımız için 'kaygılandık'. Ama, "Suçlu fotoğrafçı değil, fotoğrafı kullananlar" dediklerinde kaygılarımız sona erdi. Geride, nedeni ne olursa olsun bu dava için avukata verilecek vekâlet sayesinde 'kimliğine kavuşan' iki kadını bırakarak, yola koyulduk.
|
|
MERHABA '99
1998 yılını acısı ve tatlısıyla geride bırakıyoruz. Ancak yeniyılın heyecanı ile geçmişi hafızalardan silmemiz gerekmiyor. 1998'de neler vaadedildi, neler oldu, nele üzdü, neler sevindirdi? Neler olmalıydı, neler olmamalıydı? Görüşlerinizi bekliyoruz... TIKLAYIN
ANKET
Bitirmekte olduğumuz yıl içerisinde hem Türkiye'de hem de dünyada birçok gelişmeler yaşandı. Belki hepsi önemli ancak, sizin 1998 yılını ne ile hatırlayacağınızı öğrenmek istiyoruz. Anketimize katılmak çok kolay. Seçiminizi yapın ve yollayın... KATILMAK İÇİN TIKLAYIN
|
|