|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
|
|
Ülkeler ve Güzin Abla'ları'The Guardian' gazetesinin yaptığı araştırmaya göre, 'Güzin Abla' türünden dert köşelerinin dünyanın gelişmiş ülkelerinde bile olduğu ortaya çıktı. Dünyada pek çok insan sorunlarını gazetelere anlatmayı tercih ediyor İSTANBUL - Çoğu gazetede 'Güzin Abla' türü, okuyucuların kimseye açamadıkları kişisel dertlerine çareler arayan köşeler vardır. Bu köşede yayımlanan mektuplar kimi zaman öylesine ilginç olur ki, göz atmadan edemez insan. Bisikletten düştüğü ya da sevgilisiyle öpüştüğü için 'Bekâretime zarar geldi mi?' diye soran genç kızlar, cinsel güçlerinden mustarip erkekler gazetelerin dert köşeleri müdavimleridir. Bunun yanında, eve hep geç ve ceketine sinen kadın parfümüyle gelen kocasının, kendisini aldatıp aldatmadığını soran evli kadınların mektupları da bir klasik olmuştur artık... Bunları okurken, 'Millet aya gidiyor, biz nelerle uğraşıyoruz' diye söylenir Türk insanı. Oysa dünyanın pek çok ülkesinde gazetelerde dert köşeleri olduğu ortaya çıktı. The Guardian gazetesinin araştırmasında, kişisel dertlerin toplumsal yaşamın ve geleneklerinin bir yansıması olduğu belirlendi.Hint usulü aşk sorunları Dünyanın dört bir yanında yayımlanan gazetelerden seçilmiş dertler ve yanıtları 'Güzin Abla' köşesini hiç aratmıyor. Hindistan'da Anurag isimli bir genç okuyucu sevgilisiyle yaşadığı bir sorunu gazetenin dert köşesine şöyle anlatmış, "Ben ve kız arkadaşım birbirimizi çok seviyoruz ama bir türlü yakınlaşamıyoruz. Onun ancak bir iki kez ellerini ve parmaklarını öptüm. Saçlarını ve yüzünü okşadım. Bunlara bir şey demedi, ama ne zaman ki, dudaklarından öpmek istedim kıyamet koptu. Çok sinirlendi ve bir daha benimle görüşmek istemediğini söyledi. Şimdi ne yapmalıyım?" Hintli 'Güzin Abla'ysa delikanlıya verdiği yanıtta, genç kızın haklı olduğunu belirtmiş ve "Kadın olsun, erkek olsun her insanın belli sınırları vardır. Kız arkadaşın dudak dudağa öpüşmek istemiyorsa onu zorlamaman lazım. Şimdilik ellerini ve parmaklarını öpmekle yetin" demiş.
Her ne kadar aya yolculuğu gerçekleştirseler de Amerikan insanının da kendine göre dertleri var. ABD'de yayımlanan 'The Stranger' isimli marjinal dergiye gönderilen mektuplarda, dertlerin ülkeden ülkeye nasıl farklılıklar gösterdiğini de görülüyor. Örneğin bir okuyucu, sünnetin ne olduğunu merak etmiş, kendisinin sünnet olup olamayacağını sormuş. Gazeteci Dan Savage ise hiçbir Müslüman ülkede yayımlanamayacak bir yanıt vermiş: "Bir erkeğin sünnet olması onda karakter bozukluklarına yol açar. Cinsel organını kestiren adamın belli ki aklından zoru vardır."
İspanya'da son yıllarda yayımlanan dert mektuplarının çoğu kadınlara ait. Erkeklerin baskısının giderek artmasından şikâyetçi olan İspanyol kadınları, çareyi gazete köşelerine yazmakta bulmuş. 'Dunia' dergisindeki bir mektupta bir kadın derdini şöyle anlatıyor: "Kocam benden yaşlı, iki kızımız var. Fakat eşim beni hâlâ sadece bir ev kadını olarak görüyor. Fikirlerime değer vermediği gibi beni hep aşağılıyor. Ne yapmam lazım?" Yanıtsa büyük bir olasılıkla feminist bir kalemden gelmiş: "Kendi yaşamınızı kurmanın zamanı geldi. Anlaşılan siz eşinize hâlâ Aşıksınız. Eşinizle konuşun. Sizi anlamıyorsa terk edin." Japonya'daki aşklar İçine kapanık insanlar olarak bilinen Japonlar da dertlerini çoğunlukla gazetecilerle paylaşıyor. Japonların da en büyük derdi aşk. İşyerinde evli müdürüne âşık olan ama bu yüzden sevdiğine bir türlü açılamayan bir Japon kadını Troubleshooter gazetesine, "Ne olur beni bu dertten kurtarın" diye mektup yazmış. Japon Güzin Abla'ysa, bu vahim soruna gerçekten de tam bir Japon usulü yanıt vermiş: "İşyerlerinde bu tip olaylara sık sık rastlanıyor. Unutun desem, bunun çok zor bir şey olduğunu biliyorum. Siz en iyisi müdürünüzü platonik olarak sevmeye devam edin."
Çinliler ise aşk konularında Japonlardan daha duygusal. Ama mektupları yanıtlayan gazetecilerin o kadar duygusal olduğunu söylemek kolay değil. Daha pratik ve radikal çözümler öneren çekik gözlü bir Güzin Abla, "Kız arkadaşım durup dururken beni terk etti. Yıllardır birlikteydik. Gençliğimi ve tüm paramı ona harcadım. Param bittiği zaman da karşıma geçip karakterlerimizin uymadığını söyleyip beni bıraktı. Nasıl intikam alabilirim?" diye yazılmış mektubu şöyle yanıtlamış: "Aşk için her şeye katlanılır. Bu, aşkın yapısında vardır. Paranın ve gençliğin harcanması ise aşkın doğal gelişmesidir." Başka bir okuyucu ise sevgilisinin aşkını ispat için 999 tane gül istediğini yazarak, "Ne yapmalıyım?" diye sormuş. Yanıt pratik: "Ona gülleri vadeli olarak vereceğinizi söyleyin." Almanların derdi başka Almanya'daki mektupların konularıysa aşk meşk durumlarından ziyade komşuluk ilişkileriyle ilgili. Ülkede gece belli bir saatten sonra duş almak, bulaşık makinesi çalıştırmak, yüksek sesle müzik dinlemek ve her türlü gürültü yasak. Kurt isimli bir okuyucu Bild dergisine yazdığı mektupta, "Apartmanımızda duvarlar çok ince olduğu için her şey duyuluyor ve yukarıdaki adam gece 22.00'den sonra çok sık duş alıyor. Şikâyetçi olabilir miyim?" diye soruyor. Bild'in 'Güzin Ablası' ise konuya ciddi yaklaşmış ve Kurt'a buna aldırmaması gerektiğini önermemiş. Sorunu yasal olarak değerlendirmiş. "Mahkemeler 22.00-06.00 saatlerinde duş almayı yasaklıyor. Bazı mahkemeler ise 30 dakikadan fazla süren duşun yasak kabul ediyor." (Radikal)
|
|
MERHABA '99
1998 yılını acısı ve tatlısıyla geride bırakıyoruz. Ancak yeniyılın heyecanı ile geçmişi hafızalardan silmemiz gerekmiyor. 1998'de neler vaadedildi, neler oldu, nele üzdü, neler sevindirdi? Neler olmalıydı, neler olmamalıydı? Görüşlerinizi bekliyoruz... TIKLAYIN
ANKET
Bitirmekte olduğumuz yıl içerisinde hem Türkiye'de hem de dünyada birçok gelişmeler yaşandı. Belki hepsi önemli ancak, sizin 1998 yılını ne ile hatırlayacağınızı öğrenmek istiyoruz. Anketimize katılmak çok kolay. Seçiminizi yapın ve yollayın... KATILMAK İÇİN TIKLAYIN
|
|