|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
|
|
Çavuşoğlu gerçeği 2 Ocak Cumartesi gecesi, Savaş Ay'ın 'A Takımı' programında futbol tartışıldı. Türkiye'de bir çok futbol severin izlediğini sandığım program, Türk Futbolu adına ibret sahneleriyle doluydu. Bunlardan bir tanesi vardı ki, Futbolun da Futbol Basının da özünü vermesi bakımından çok önemliydi.
Fenerbahçe'nin eski yöneticilerinden ve bir maçtan sonra Galatasaray bayrağını yırtmış olmakla yerilen Ömer Çavuşoğlu, içtenlikle şöyle konuştu: "Bir yönetici, takımının izleyici kitlesinin artmasını ister. İzleyici artacak ki, o takımının da geliri artacak..."
Orada, Türk Spor Basını'nın eski ve yeri geldikçe Fair - Play çağrısında bulunan yazarlarından hiç biri Çavuşoğluna, bu tutumun sporla bağdaşmadığını; bu tavırda sporun özü olan Fair-Play'in bulunmadığını; böyle davranmanın Türk Futbolu'na zarar verdiğini söylemedi. Gazetelerin spor manşetlerinde zaman zaman "Türk Sporu Elden Gidiyor", "Türk Sporuna Zarar Veriliyor" anlamında yazılar okuyoruz. Genellikle kastedilen ne atletizmdir, ne güreştir, ne bir başka spordur ve ne de Anadolu Futbolu'dur; Kastedilen çoğunlukla üç büyük denilen takımların menfaatidir. O takımlardan birinin eski yöneticisi'nin sözü ise ortadadır. Türk Futbolu, Ömer Çavuşoğlu'nun ve onun kafasında olanların umurunda bile değil. Fenerbahçe taraftarları onun için yalnızca bir taraftar kitlesi; sayıları artarsa kulubün geliri artacak, tek düşünceleri bu; spor adına başka bir şey düşünmüyor. Madalyonın bir yüzü böyle.
Madalyonun diğer yüzünde ise Futbol Basını var. Onlar da bu izleyici kitlesini gözetiyorlar. Çünkü, spor sayfasının satması bu kitleye sunulan haberle bağlantılı. Dolayısıyla futbol haberleri, yorumları, fotoğrafları genel olarak futbola değil, bu üç takıma bağımlı kalıyor. Bu da bu üç takımın taraftar kitlesinin artmasını sağlıyor. Böylece ortaya çıkan kısır döngüden ilkin Türk Spor Basını zarar görüyor, ardından bu üç takım şımarıyor, spordan uzaklaşıyor, sonra Anadolu Futbolu ve en sonunda da en büyük zararı Türk Sporu görüyor.
Bu kısır döngünün kırılması gerekir. Futbol büyük bir sanayidir; fakat ne biricik spordur, ne de Türkiye'de sadece üç takımın tekelinde kalmak zorundadır. Burada Türk Spor Basını'nın önemli bir görevi ve sorumluluğu ortaya çıkar: Türk Sporu Adına, Türk Futbolu adına bir FAZİLET MÜCADELESİ'ni başlatmak ve Ömer Çavuşoğlu gibi düşünen yöneticilerin kafası değişinceye kadar bu mücadeleyi sürdürmektir.
|
|
MERHABA '99
1998 yılını acısı ve tatlısıyla geride bırakıyoruz. Ancak yeniyılın heyecanı ile geçmişi hafızalardan silmemiz gerekmiyor. 1998'de neler vaadedildi, neler oldu, nele üzdü, neler sevindirdi? Neler olmalıydı, neler olmamalıydı? Görüşlerinizi bekliyoruz... TIKLAYIN
ANKET
Bitirmekte olduğumuz yıl içerisinde hem Türkiye'de hem de dünyada birçok gelişmeler yaşandı. Belki hepsi önemli ancak, sizin 1998 yılını ne ile hatırlayacağınızı öğrenmek istiyoruz. Anketimize katılmak çok kolay. Seçiminizi yapın ve yollayın... KATILMAK İÇİN TIKLAYIN
|
|