|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
|
|
Irak gelişmeleri Irak yönetimi, bu hafta başında yapılan bir açıklama ile, ülkedeki Birleşmiş Milletler (BM) görevlilerinden (UNSCOM ve BM insani yardım görevlileri), ABD ve Britanya vatandaşı olanların, artık Irak'ta güven içinde çalışabileceklerine dair bir teminat verilemeyeceğini beyan etti. Tahmin edileceği gibi, bunun nedeni aralık ayında, bu iki ülkenin silahlı kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen Çöl Tilkisi harekâtı.
Bir devletin, ülkesinde bulunan yabancılara karşı göstereceği muamele tarzı, yüzyıllar boyunca oluşmuş uluslararası örf ve âdet kuralları gereğince, keyfi olmamak zorundadır. O ülkenin kendi vatandaşları ile yabancılar arasında, bazı konularda hukuken bir farklılık gözetilmesi mümkün ise de; bu, yabancıların 'güvenliği' konusunda söz konusu değildir.
Kaldı ki, 1991 yılında, BM, UNSCOM ve Irak arasında yapılan anlaşma ile, Irak ülkesinde BM adına faaliyette bulunan o kişilerin güvenli bir biçimde ve korkusuzca görevlerini ifa edebilecekleri, bizzat Irak tarafından da taahhüt edilmişti. Dolayısıyla Irak'ın bu son tutumu, ancak yeni bir Güvenlik Konseyi kararına neden oluşturabilir. Ve belki, ABD ve Britanya gibi ülkelerin, Irak'a karşı yeniden kuvvet kullanmaları için de bir vesile olur.
1990 yazından beri süregelen Irak sorununun, Irak ve BM arasındaki ilişkiler zemininde değerlendirilebilecek yanları, görece nesnel bir nitelik arzediyor. En azından, bu ilişkinin hangi kurallar bağlamında yürütülmesi gerektiği bellidir. BM gibi bir uluslararası örgüt, son tahlilde, kendisine üye olan 'devletlerden' oluşur. Dolayısıyla o ilişkinin, aynı zamanda üye devletlerin, buna muktedir oldukları ölçüde, kendi güç ve çıkar önceliklerinden nasibini alması da bir olgu.
Böylece ortada, Irak ve BM arasında yürütüldüğü söylenen bir ilişki var. Ama öte yandan, hem bu ilişkiyi kullanarak hem de dışarıdan kestirilmesi çok kolay olmayacak bir biçimde, kendi önceliklerini dayatarak farklı bir ilişki zemini ya da farklı amaçları gerçekleştirmek için gayret gösteren ABD ve müttefikleri var.
Bu durumun zorluğu şurada: BM adına yapılan faaliyetlerin, ancak bir uluslararası kamu düzeninin tesisi hedefi ile açıklanması mümkün iken; o bireysel gayretler konusunda da bunu iddia etmek hiç kolay değil. Bu tablonun karşı taraftaki tamamlayıcısı ise, Irak'taki siyasi yönetim.
Dünkü The Washington Post gazetesinde, birinci sayfada verilen bir haber bu siyasi tabloyu vahim bir biçimde teyid ediyordu: Irak'ın sahip olduğu kitle imha silahlarının ve füze sistemlerinin yerinde incelenmesi ve bir tehdit oluşturmaktan çıkarılması ile ilgili BM programını yürüten UNSCOM, ABD yararına istihbarat temin etmek ile itham ediliyor. Bu haberin kaynağı, BM Genel Sekreteri'nin yakınındaki, adı açıklanmayan bazı görevliler.
Habere göre, yeni teknikler ile yapılan bir sentez sayesinde, silah denetimi faaliyetleri ile istihbarat faaliyetleri eşzamanlı olarak yürütülebiliyormuş ve böylece, Washington'ın Irak'ı görüp işitmesi çok daha kolay sağlanabiliyormuş. Örneğin Bağdat yönetiminin epey hassasiyet taşıyan konulardaki haberleşmesi bu şekilde öğrenilmiş.
Bu iddialar, bizzat BM Genel Sekreteri tarafından doğrulanmış değil. UNSCOM Başkanı Richard Butler ve ABD Dışişleri Bakanı Yardımcısı Martin S. Indyk ise, bu faaliyetler konusunda bilgilerinin olmadığını belirtmişler.
Fakat Clinton yönetiminin bir görevlisinin belirttiğine göre, "Saddam'ın kendi kişisel güvenlik donanımı ile kitle imha silahlarını gizleme donanımı tek ve aynıdır. Bu nedenle, bilgi toplama amacı bakımından, bunlar arasında bir ayrım yapmak mümkün değildir." Başka bir ifade ile, Irak'ın silahlanma programının yerinde incelenmesi, fiilen, Saddam'ın kişisel güvenliği ve dolayısıyla ABD'nin bireysel çıkarlarının tehdidi kaygıları ile örtüşür. Yani, 'güçlü olan haklı' mıdır?
|
|
MERHABA '99
1998 yılını acısı ve tatlısıyla geride bırakıyoruz. Ancak yeniyılın heyecanı ile geçmişi hafızalardan silmemiz gerekmiyor. 1998'de neler vaadedildi, neler oldu, nele üzdü, neler sevindirdi? Neler olmalıydı, neler olmamalıydı? Görüşlerinizi bekliyoruz... TIKLAYIN
ANKET
Bitirmekte olduğumuz yıl içerisinde hem Türkiye'de hem de dünyada birçok gelişmeler yaşandı. Belki hepsi önemli ancak, sizin 1998 yılını ne ile hatırlayacağınızı öğrenmek istiyoruz. Anketimize katılmak çok kolay. Seçiminizi yapın ve yollayın... KATILMAK İÇİN TIKLAYIN
|
|