Radikal-online | Yönetmene Mektup | Genel Haber Listesi | Standart Karakterler | Eski Sayılar | Künye
Radikal-online... Radikal-online  - Yorum 7 Ocak 1999
Detayları için lütfen tıklayınız...
Reklam Değişim Ağı'na üye olarak sitenizi yüzbinlere tanıtabilirsiniz. Detayları için lütfen tıklayın
EKLERİMİZ : Sanal Alem | Radikal2 | Radikal Cumartesi
Abone Olun (e-mail)    

İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan


Futbola da çete bakıyor

Çakıcı'ya rağmen Futbol Federasyonu Başkanlığı'nı kazanan Haluk Ulusoy kendini affettirmek için neler yapmıyor ki? Çakıcı ile Ulusoy'un arasını Galatasaraylı yöneticilerden Ergun Gürsoy yapıyor
Yargı sistemimiz, önümüzdeki günlerde çok önemli sınavlardan geçecek. Bu sınavlar, Türkiye'de temiz toplum anlayışının hangi düzeyde adalet ve polis mekanizmasında kabul gördüğünün bir göstergesi olacak. Kamuoyuna yansıyan ve kamu vicdanında gerekli cezalara çarptırılan uygulamalar adli mekanizmada suç sayılacak mı? Suç sayılsa bile ceza verilebilecek mi? Ne kadar verilebilecek? Kamu vicdanı bundan tatmin olacak mı?
Bu soruların yanıtı Susurluk, Nesim Malki cinayeti, Yener Kaya cinayeti araştırması, kayıp silahlar, Topal cinayeti, Türk Ticaret Bankası satışı gibi davalarla giderek önem kazanacak. Adaleti bekleyen tehlike delil ile suç, ceza ile suçlu arasındaki kıldan ince ama kılıçtan keskin zemin üzerinde terazinin dengesini sağlayamama durumudur.

Temizlik uzun sürer
Türk yasa mevzuatı açısından olaya bakıldığında adliyelerin sorunları vardır. Yargı adamları bunun kavgasını elbetteki vermelidirler. Ama Türkiye'de hiçbir şey değişmez anlayışının yerleşmesine izin verilmemesi için onlara büyük görevler düşüyor. Toplumsal duyarlılıklar onların yanında. Türkiye'de kamu desteği hiç bu kadar onlarla birlikte olmadı. Şimdi 2000 yılının Türkiye'sini kasıp kavuracak suç ve suçlularla mücadelede, yargı adamlarının bir yıl sonra "Biz aslında öyle yapmak istemiyorduk da mevzuat hazretleri öyle yaptırdı" deme şansları bulunmamaktadır. Yarınların sorumluluğu yargı adamlarının elindedir. İşini eksik yapanlarla ilgili soruşturma açtırmak da, cezalandırmak da, suç ve suçluyla mücadele etmek de onların yetkisinde artık. Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu'nu da, yargı bağımsızlığını da, yargıç-savcı teminatının ne durumda olduğunu da, bütün yokluk ve yoksunluklarını da biliyoruz. Ama yargıya ve yargıçlarımıza güveniyoruz. İnanıyoruz. Onlar kendi içlerinde temizlenmesi gerekenleri de temizleyecek, Türkiye'yi süpürecekler.
Çocuklarımızın yaşam, Türkiye'nin temizlik güvencesi onların elinde. Gözler onların üzerinde.
Adalet Bakanı Hasan Denizkurdu, bu anlamda son dönemde önemli destekler veriyor yargı adamlarına. Eksi Adalet Bakanı Mehmet Moğultay'ın uygulamaya koyduğu faili meçhul cinayetlerle mücadele amaçlı genelgeleri geliştirerek devam ettiriyor. Bir genelgesinde savcılıkların kimliği saptanamayan cesetlerle ilgili olarak DNA testi sapması yaptırmalarını ve saklamalarını zorunlu kılmasını büyük bir adım olarak değerlendiriyorum.
Ama bana göre daha büyük bir adımı, yargı adamlarına siyasi veya başka baskılar karşısında gerilememeleri konusunda gösterdiği destekle attı.
Geçen haftaki yazımda, detayına inmediğim için yanlış yorumlara yol açtığını gördüğüm bir olayı detayıyla bu yazıya aktarmak istiyorum.
Herkes Sema Cıngıllıoğlu için yargıya baskı yaparken, ona buna telefon ederken, Hasan Denizkurdu da telefon etti. Onun telefonunu duyanlar, "Bir o eksikti" demekten kendilerini alamadılar. Ama işin aslı başka. Denizkurdu, bunlara karşı tutum sergiledi. Aradığı savcılara onu bıraksanız, tutmasanız gibi laflar etmedi.
Ne mi yaptı? Siyasi ve diğer baskıları duyar duymaz, Adalet Bakanı'na yakışır bir şekilde, İstanbul'u savcıları arayıp, aman adaleti uygulamaktan geri durmayın mesajı verdi.
Savcılara "İşimizi sonuna kadar yaparız, geri durmayız. Ama baskı işimizi yapamayacağımız boyuta ulaşırsa, çıkar halkın önüne, şu sorunlar var deyip istifa bile ederiz" dedi.
Bu duyarlılık siyasetçi için, devlet adamlığı için önemlidir. Herkese ders olmalıdır.
Önümüzdeki dönem en çok tartışılacak davalardan birisi, Türk Ticaret Bankası'nın satışıyla ilgili skandal dosya. Hükümet düşüren, Türkiye'de çok şeyi değiştiren, üç klasör ve binlerce sayfayı aşan bu dosyanın geneline bakıldığında ortaya çıkan fotoğraf, yargı adamlarının temizlik işlerinin daha uzunca bir süre devam edeceğini gösteriyor.
Türkiye'de mafya düzeninin nerelere ulaştığının bir örneği olan dosyada, spordan siyasete, magazin dünyamızdan mafyamıza kadar her konu ve mümtaz şahsiyete rastlamak mümkün. İhale sistemimiz, mafya düzenimiz, siyasetimiz, sporumuz ve eğlence sektörümüz bir avuç mafya babasının iki dudağı arasında sıkışıp kalmış. Şimdi sizlere bu dosyadan bazı örnekler vererek yargının temizlik harekâtının neden önemli olduğunu vurgulamak istiyorum.
Davanın birinci derecede sanığı olan Korkmaz Yiğit, savcılıkta kendisine yöneltilen, "Kimlere rüşvet verdiniz?" sorusuna yanıt olarak, "Hayır, kimseye rüşvet vermedim" diyemiyor. Ne mi diyor?
Hatırlamıyorum, diyor.
İfadeler içinde Alaattin Çakıcı'nın babasının arkadaşı olan, Çakıcı için bazı kişilerle görüştüğü belirtilen eski milletvekili Mehmet Kocabaş'ın söyledikleri ilgi çekici. Özetle aktarıyorum:
"- Çakıcı aleyhine konuşan DYP Genel Başkan Yardımcısı Hasan Ekinci, RP eski milletvekili Şevki Yılmaz ve eski Devlet Bakanı Halit Dağlı sözlerini geri aldılar.
- MHP kongresinde Tuğrul Türkeş'in kazanması için Çakıcı, 2-3 milyar lira harcadı.
- Susurluk davası sanığı Yaşar Öz, Mehmet Ağar hakkında olumlu sözler söylediği için kendisine yardım yaptım.
- Mehmet Ağar beni arayarak, Çillerler ile Mehmet Üstünkaya'yı tehdit eden Çakıcı ile gerekli teması kurup olayı hallettiğini söyledi."
Kocabaş'ın yanı sıra Trabzonspor Başkan Yardımcısı Atilla Yıldırım'ın ifadeleri de mafyanın boyutlarıyla ilgili çok ilgi çekici unsurlar içeriyor. Futbol Federasyonu Başkanı Türkiye'de mafya tarafından seçiliyor.
İfadeye göre kendisi, Sedat Peker ile Alaattin Çakıcı'nın desteğini sağlayan Mustafa Kefeli seçimi kaybedip de yerine Haluk Ulusoy başkan olunca futbol dünyamızda kıyamet kopuyor. Ulusoy, Atilla Yıldırım'dan devreye girmesini istiyor. Çakıcı beni tehdit etti diyor. Kendini Çakıcıya affettirmek için neler yapmıyor ki Federasyon Başkanı Ulusoy? Sonunda Çakıcı ile arasının iyi olduğunu bildiği Galatasaraylı yönetici Ergun Gürsoy'u buluyor. Gürsoy ile birlikte Eyüp Sultan'a gidilip tam 100 koyun adak edilmiş. Yanlış duymadınız, 100 koyun. Bunlar, başkanlığı kazanan Ulusoy'un Çakıcı'nın kurbanı olmamak için kestirdiği kurbanlar. Ardından da dualar edilmiş. Bunlar Çakıcı'ya, Ulusoy'dan koltukta üç ay oturayım başka bir şey istemem armağanları. O da bunları kabul etmiş.

Sanki devletin alacağı
Çakıcı'nın kuryesi olmakla suçlanan işadamı Emin Cankurtaran ise kendini şöyle savunuyor:
"Ben zorla karıştım bu olaylara. Çakıcı'nın telefonlarına çıkmayınca sırtımdan vuruldum. O yüzden razı olmak zorunda kaldım bu işlere."
İşte size Türkiye manzaraları. Bununla sınırlı değil dosyada yer alan ifadeler. Daha neler var, neler. Korkmaz Yiğit televizyon alıyor. Kazık yediğine inanıyor. Televizyonu satan kişi Vedat Yelkenci. Yelkenci şimdilerde savcılarca bekleniyor, ama Türkiye'ye gelmek yerine Londra'da gününü gün ediyor.
Ama Korkmaz Yiğit nedeniyle Alaattin Çakıcı tarafından sıkıştırılıp, paraları ödenmediği dönemlerde araya koymadığı devlet adamı yakınımız kalmamış. Yelkenci'nin alacağı, sanki devlet alacağı.
Sanat dünyamızın sorunlarını da çözmüş Çakıcı, banka sorunlarını da. Her şey onun suç imparatorluğu için çalışmış.
Suçlu Çakıcı mı, yoksa onu böylesine bir konuma getiren sistem mi? Gelin yıkalım bu mafya sistemini. Hukuku üstün kılalım. Yargı adamı olmanın da, yurttaş olmanın da, bunların hakkını vermenin de tam sırası galiba.

Yukarıdaki yazı hakkındaki düşünceleriniz nedir?
Doyurucu   Yeterli   Yetersiz   Taraflı  
Bu anketlere katılan okuyucularımızın fikirlerini merak ediyor musunuz?

Yukarı Yukarı Çık Geri Geri Dön Bu konuya ait haber listesi
MERHABA '99

1998 yılını acısı ve tatlısıyla geride bırakıyoruz. Ancak yeniyılın heyecanı ile geçmişi hafızalardan silmemiz gerekmiyor. 1998'de neler vaadedildi, neler oldu, nele üzdü, neler sevindirdi? Neler olmalıydı, neler olmamalıydı? Görüşlerinizi bekliyoruz... TIKLAYIN

ANKET

Bitirmekte olduğumuz yıl içerisinde hem Türkiye'de hem de dünyada birçok gelişmeler yaşandı. Belki hepsi önemli ancak, sizin 1998 yılını ne ile hatırlayacağınızı öğrenmek istiyoruz. Anketimize katılmak çok kolay. Seçiminizi yapın ve yollayın... KATILMAK İÇİN TIKLAYIN



Ziyaret emek için lütfen tıklayın
Radikal-online... Milli Piyango ve Loto Sonuçları | Borsa Özel | Seri İlanlar | Adres Bankası | ICQ Kulübü |
Anket Sonuçları | Sohbet Odası | Elektronik Kartpostallar | Yardım Sayfası | VE DİĞERLERİ...

Bu sitedeki tüm sayfa ve uygulamalar her tarayıcı ile sorunsuz görüntülenebilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
Radikal-online | Yönetmene Mektup | Genel Haber Listesi | Standart Karakterler | Eski Sayılar | Künye