TAEK: Sorumsuzluk Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) yetkilileri, radyasyon içeren maddelerin denetiminin kendilerine ait olduğunu belirterek, olayın tamamen sorumsuzluktan kaynaklandığını söyledi İSTANBUL - Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) Çekmece Nükleer Araştırmalar Merkezi Müdürü Yaşar Özel, İkitelli'de meydana gelen 'kazada' kurumlarının hiç bir kusur ya da sorumluluğu bulunmadığını söyledi. Türkiye'de radyasyon içeren maddelerin ithalinin, ihracının, bulundurulmasının ve taşınmasının TAEK'in bilgisi ve denetimi dahilinde olması gerektiğini belirten Özel, olayın sorumsuzluktan kaynaklandığını söyledi.
Nükleer sızıntıya yol açan aletin, kanserli hastaların tedavisinde kullanılan 'radyoterapi cihazı' olduğunu ve Amerika'dan getirtildiğinin öğrenildiğini belirten Özel, "Kullanma süresi dolan cihazın, merkezimize teslim edileceği yerde büyük bir sorumsuzlukla bir dükkana bırakılıp, yaklaşık bir yıl o dükkanda tutulduğunu belirledik. Bin 850 kilo olan demir kütleler ise daha sonra hurdacıya satılıyor. Hurdacı da aldıktan sonra grayderlerle kırarak parçalamaya çalışıyor" dedi.Kasalarda saklanacak Parçalanan cihazın bir bölümünün radyoaktif enerji yaydığını söyleyen Özel, hurdacıların ellerini bu cihazların içine soktukları için etkinin çok büyük olduğunu ifade etti.
Radyasyon Uzmanı Mehmet Altunkaya da, kullanılmayan radyoaktif madde içeren radyoterapi cihazlarının kasalarda saklanarak, etkisinin ortadan kaldırılacağını söyledi. Amaçlarının parçalanmış olan cihazı tamamen etkisiz hale getirmek olduğunu belirten Altunkaya, radrasyon şiddetinin yüksek olduğunu söyleyerek, maddenin etkilerini şöyle açıkladı:
"Değeri Kobalt 60 olarak belirlenen cihaz 1-2 sene kullanılmadığı için normal etkisi azalmıştır. Şu anki değerinin de 100 röntgene yakın olduğunu tahmin ediyoruz. Ancak bu oldukça yüksek bir şiddettir. Yakınlarında uzun süre durulması ölüm riskini arttırır." Kan örnekleri alınacak Altunkaya, cihazın asıl yerinin depolar olduğunu söyleyerek, radrasyondan etkilendiği tahmin edilen çevre halkının kan örneklerinin alınacağını belirtti. Altunkaya, cihazla arasındaki mesafeyi uzak tutanların, kısa süre yanında duranların ve araya zırh gibi demir bir kütle koyanların etkilenmelerinin daha az olacağına dikkat çekti.
Nükleer Araştırma Merkezi Sağlık Fiziği Bölümü Başkanı Muhsin Köksal da, radyasyondan etkilenebilecek olan çevre halkının kan örneklerinin alınacağını belirtti. Köksal, kaynağın dozunun bu şekilde ortaya çıkacağını ve tedavi sürecinin başlayacağını söyledi.
Mühendis Alper Kahraman ise radyoaktif madde içeren cihazın hangi koşullarda saklanacağını şöyle anlattı:
"Öncelikle kurşun eriterek, radyoaktif kaynak için özel olarak hazırlanan zırhlara yerleştirilecek. Daha sonra kasalara konulacak olan bu bileşim depolarda en az 30 yıl boyunca saklanabilir koşulda bekletilecek. Eritilen kurşunun kalınlığı ise 22 cm. olarak belirlendi." Kobalt nedir? Kimyasal bir element olan kobalt özellikle ısıya dayanıklı ve magnetik alaşımlarda kullanılmaktadır. Kobalt ilk kez 16'ıncı yüzyılda, bakır cevheri olduğu sanılan ama daha sonraları zehir arsenikli kobalt içerdiği anlaşılan cevherler için kullanılmıştır. Kobalt, doğada yaygın şekilde kullanılmakla beraber yerkabuğunun yalnızca binde birini oluşturmaktadır. Yer ve göktaşı nikelli demirde, güneş ve yıldızların atmosferinde, öbür elementlerle birleşmiş halde doğal sularda, okyanus tabanındaki yumrularda, toprakta, bitkilerde ve hayvanlarda az miktarda kobalta rastlanmaktadır. Kobalt 60 elementinin yaydığı gamma ışınları sanayide metal malzemelerin iç yapılarının, çatlaklarının ya da içerdikleri yabancı maddelerin belirlenmesinde, kanser tedavisinde, sterilizasyon işlemlerinde, biyoloji araştırmalarında kullanılmaktadır. Radyasyon nedir, nasıl etkiler? Radyasyon, bir kaynaktan çevreye parçacık akışı ya da dalga biçiminde enerji akışı olarak tanımlanıyor. Işık hızıyla hareket eden (saniyede 300 bin kilometre) gama ve röntgen ışınları gibi elektomanyetik dalgalara veya elektron, nötron, proton vb. gibi atom çekirdeklerine bu ad veriliyor. Radyasyon vücuda kolayca nüfuz edebilir ve madde içinde hızla yol alırken karşısına çıkan atom ya da moleküllerle çok hızlı bir şekilde çarpışır. Bu çarpışma sonucu hücre ölür ya da yaralanır. Yaralı hücre iyileştikten sonra kontrolsüz çoğalmaya başlar, yani kanserleşir. Dokulardaki zedelenmelerin belirtileri, ışınıma maruz kaldıktan aylar hatta yıllar sonra ortaya çıkabiliyor. Etkileri 600 rad'ın, (Rad; 1 gram dokuya 100 enerji taşıyan ışın) üstündeki ışın miktarı sıklıkla ölüme neden oluyor. Örneğin 5 bin radlık ışın, birkaç saniye içinde merkezi sinir sisteminde düzelmesi olanaksız tahribata yol açarak ölüme neden oluyor. Genellikle düşük etkilerde, ışınımla karşılaşmadan bir süre sonra bulantı, kusma ve bitkinlik gibi belirtiler ortaya çıkıyor. İyileşme dönemi aylarca sürse dahi ileriki yıllarda kısırlık, yara izleri ve körlük gibi kalıcı etkiler bırakabiliyor.
|