|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
|
|
Beden ikliminin öyküsüBoğaziçi, Mimar Sinan, Koç ve Bilgi üniversitelerinin akıllı uslu öğrencileri, tutkulu bir dans öğretmeni olan Amerikalı John Cook'dan bedenlerin de fikri olduğunu öğreniyor GÜLDAL KIZILDEMİR
John Cook. Dansçı, koreograf, dans tarihi ve dans tekniği hocası. Louisiana'lı dansçı bir anneyle rahip bir babanın oğlu. Beş yaşlarındayken step yaparak başladı dans etmeye. Amerika'nın güneyinde, erkeklerin dans etmesine pek hoş bakılmayan bir eyalette, annesinin peşinden gitti. Dans sınıflarının hep tek erkek öğrencisi olarak. ABD'nin en gözde üniversitelerinde klasik bale, modern, caz ve tap dans eğitimi aldı. On yıl Kuzey Amerika'da dansçı ve koreograf olarak çalıştı. Sonra yollara düştü. Üç yıl içinde otuz beş ülke gezdi. Okuluna döndü. Dansın teorisi, tarihi konusunda uzmanlaştı. Chicago'da verdiği bir seminerde, kendisini hayran hayran dinleyen bir Türk öğrenciyle, Öykü'yle tanıştı, aşık oldu. Şimdi İstanbul'da dans tekniği ve tarihini öğretiyor. Gençlere kendi bedenleriyle tanışmayı, 'beden ikliminin sultanı' olmayı öğretiyor... John'un kalbi burada. Ayaklarının onu nereye götüreceğini kendisi de bilmiyor. G.K.
Dansın pratiğini ve teorisini çok iyi bilen bir uzman olarak sizden önce çok merak ettiğim bir hususu aydınlatmanızı rica ediyorum. İnsanlar bir toplulukta tek başlarına dans etmeleri istenirse neden utangaç ve acemi hareketler yapıyorlar? Alkollü değillerse tabii...
İnsanlar dans ederken vücutlarını fark ediyorlar ve dans ettikleri sırada nasıl göründükleri konusunda endişeleniyorlar. İnsanların kendilerine anlatılanlar haricinde bir vücudun nasıl gözükeceği konusunda fikirleri yok... Dans ederken dansçıya benzemek, dansçı gibi olmak istiyorlar.
Dansçı neye benzemeli? Bunun tarifi var mı?
Bir dansçı neye benzer... Genel olarak bazı standartlar tabii var, ama bunlar bize empoze edilmiş görünümler... Ben şahsen 200 kiloluk vücutlarla mükemmel dans eden insanlar da gördüm... Amerika'dan ayrıldıktan sonra üç yıl içinde otuz beş ülke gezdim, oralarda dansı inceledim. Bana kalırsa sözünü ettiğiniz utangaçlık, acemilik ama en çok da korku sanki en çok Amerikalılarda var.
Nasıl bir korku?
Amerika'da insanların vücuttan, vücudu ve kendini öğrenmekten yana
anlamsız bır korkuları var. Tanıdığım birçok profesör sadece beyinlerine, düşüncelerine dönmüş durumdalar ve bedenleriyle bağlantıları kopuk.
Yıllarca sahnedeymişsiniz, şimdi öğretiyorsunuz. Sahne mi yoksa sınıf mı daha
keyifli? Yani, teori mi
yoksa pratik mi?
Bu soru benim için çok ilginç... Ayırım yapmam mümkün değil. Derslerim bence oldukça yaratıcı... Hocalık sahnede dans etmenin yerini aldı... Benim derslerim gösteri gibi... Derslerimde sahnede gibi hareket ediyorum, dans ediyorum ve bazı öğrencilerimin belki de ilk defa dans etmelerini sağlıyorum...
Kız erkek oranı nedir sınıflarınızda?
Kızların erkeklere oranı yüzde 75'e yüzde 30... Türkiye'de erkek öğrencilerin dans derslerine böylesi bir ilgi göstermeleri çok ilginç.
Amerika'da erkekler daha mı az?
Genelde erkeklerin sayısı sınıfın yüzde 10'udur... Benim dans dersi aldığım zamanlarda ben sınıftaki tek erkektim...
Kaç yaşında dans etmeye başladınız?
İlk ortaya çıktığımda altı yaşlarındaydım sanıyorum. Step dansı yapıyordum. Annem gibi. Onun izinden gidiyorum sanıyorum...
Çok popüler bir çocuktunuz herhalde. Sesi güzel olanlar, iyi dans edenler, yani özel yetenek sahibi olan çocuklar hem kıskanılır hem sevilir...
Benim dönemimde öyle değildi. Yaşadığım bölgede, aslında bütün Amerika'da da diyebilirim, bir erkeğin dans etmesi pek makbul, pek arzulanan bir şey değildi. Biraz hanım evladı muamelesi yaparlardı.
Sesi güzel insanlara meclislerde zorla şarkı söyletilir, size de partilerde dans ettiriyorlar mı? Hatır için ediyor musunuz?
İnsanların bana dans et demeleri Türkçe konuş demeleri gibi bir şey... Hoşlanmıyorum pek... Türkçe öğrenemedim ama öğeneceğim, gayret ediyorum. Ama step yapıyorum dans istediklerinde.
Siz çocuk yaşta dansa başlamışsınız. Aileniz "Erkeğin dans etmesi yanlıştır" diyen Amerikalılardan değil miydi ki sizi serbest bıraktı?
Bu çok ilginç bir macera. Annem profesyonel dansçıydı, babam ise rahip. Annem hafta sonları TV programlarında da dans ediyordu. Modellik de yapıyordu. Babamla evlenince bunu bıraktı. Öğretmenlik yaptı. Ama bana da dans konusunda ne gerekiyorsa, çocuk yaşta öğretti. Ben ilk sahneye çıktığımda altı yaşındaydım.
O annenizi taklit edip dansa heves etmedi mi?
A, o küçükken benden daha iyi dans ederdi. Ama kendini ona yönlendirmedi. Gariptir ki, annem ona baskı yaptı dansçı olmaması için. O da babama benzedi böylece. Babam rahip biliyorsunuz.
O erkekteki beyini, siz kadındaki vücudu tercih ettiniz. Yani yerleşik kanıya göre...
Yerleşik kanıya göre doğru ama ben bu ayrıma inanmadığımı söylemiştim. Yapmaya çalıştığımız beyinle vücut arasındaki bağlantıyı kurmak, beyine ve vücuda ortak bir anlam bulmak. Tüm sanat dalları ruhsal gücü içerir. Ama ben, anatomi ve fizyoloji eğitimi de aldım ve vücudun neyi nasıl yaptığını ve yapabileceğini öğrendim.
Siz sadece dans etmeyi değil, dans tarihini de öğretiyorsunuz.
Öğrencilerime bir 17. yüzyıl insanının vücudunu ve hareketlerini canlandırma imkânım oluşuyor. Derslerin dışında çoğunlukla dansla ilgili görsel belgeler toplamakla uğraşırım, festivallerden veya konsolosluklara gönderilmiş çeşitli resimlerden veya videolardan görsel alıntılar yaparak koleksiyonuma eklerim. Buradan tarih bulunuyor.
Türkiye'deki barlara gidiyor musunuz? Ya da başka ülkelerde... Oralarda herkes ortaya çıkıp
zıplıyor ve hopluyor. Bunlar da dans mı?
Dansın elbette disiplini var. Ama dans, insanların ruhlarıyla bedenlerini dünyayla ilişki kurmak için ortaya koymalarıysa, bunlar da dans. Rönesans ile birlikte tüm insanların sanata katılmaları engellendi. Belirli işleri belirli sınıflardan sanatçı diye adlandırılan insanlar yapar hale geldi. Sözünü ettiğiniz insaların dansıyla, biz profesyonellerin dansı arasındaki farkın temelleri oraya kadar uzanır.
Siz bir dansçı olarak, sınıfta dans öğretmeyi nasıl yaşıyorsunuz kendi kendinize? Dans etmek, öğretmekten daha çekici olmalı...
Dans duygusal bir sanat. Gerek dansı yapanlar gerekse izleyenler açısından bunu bilmek gereklidir ve ben de insanlara bunu öğretmeye çalışıyorum. Benim derslerim zor, çok zor. Zamanımı yaratmaya harcıyorum. Benim sınıfım bambaşka bir çevredir. Benim öğretmeye başlama şeklim kendimin dans etmeye başlamasıdır. Yani sınıfta dans ederim ve böylece dans denilen bir şey olduğunu ve dans eden, bunun akademik eğitimini almış ve profesyonel olarak dansla uğraşan insanların olduğunu gösteririm. Bunu yaparken sizin sorunuzun cevabı gelir: Sınıf, bir sahne oluverir.
Annenizin peşinden giden dansa çok yetenekli olan ablanız değil, siz oldunuz. Mutlu mu anneniz? Sizi izliyor mu?
Çok mutlu. Türkiye'ye ziyaretime geldi ve burada verdiğim derslerden birine katıldı. Türk öğrencilerim karşısında step dansı yaptı, o yaşında. Çok hoştu ve öğrencilerim de aynı şeyi düşündü.
Peki hadi son soru: Turkish rakı, şiş kebap ve Boğaziçi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Mantıya, İskender'e bayılıyorum. Sokaklarda gezmeyi seviyorum. Öğrencilerimi, bana gösterilen ilgiyi seviyorum. İstanbul ve Öykü harika...
|
|
TARTIŞMA
Radikal-online tüm okurlarının görüşlerine evsahipliği yapıyor. Gelin görüşlerinizi kafanızdan çıkarın ve milyonlarla paylaşın. Katılım çok basit. Ve bir tıklama uzağınızda... KATILMAK İÇİN TIKLAYIN
ANKET
İçinde bulunduğumuz dönemin en güncel konularını, anket bölümümüzde bulacaksınız. Sesinizi yükseltin ve kendinizi temsil edin. Internet bunun için en uygun ortam... KATILMAK İÇİN TIKLAYIN
|
|