Elektronik posta aşkı New York'ta bugünlerde inanılmaz bir soğuk var. Herkes sürekli havadan konuşuyor, en ince detaylarına kadar hava durumunu takip ediyor. Soğuk ve evimde geçen hafta çıkan farenin başarıyla 'bertaraf edilmesi' dışında, kentteki diğer önemli olay da Meg Ryan ve Tom Hanks'ın oynadığı 'Mektup var' (You've Got Mail) filmi. Yönetmen Nora Ephron, Internet'te e-mail aracılığıyla yazışarak âşık olan iki New York'lunun hikâyesini anlatıyor. Bu romantik komedideki haliyle New York, Paris'e benziyor. Her filminde olduğu gibi bu kez de pijamalarıyla şirin şirin ortalıkta dolaşan Meg Ryan, bir çocuk kitapçısı sahibi. Tom Hanks ise dev bir kitapçı zincirinin patronu. Gerçek hayatta düşman olan bu ikili, e-mail'de birbirlerinin kimliğini tanımadan yazışmaya başlıyor ve âşık oluyorlar. E-mail burada yediden yetmişe herkesin günlük hayatında o kadar önemli bir yer tutuyor ki, izleyiciler filmi her an kendilerinin de başına gelebilecek bir elektronik romans olarak seyrediyor.Bir casusluk hikâyesi Bu hafta dünyada diplomasi ve uzlaşma sanatının kilit ismi Birleşmiş Milletler'in saygınlığı ciddi biçimde zedelendi. Dünyayı kitle imha silahlarından arındırma çabaları da. ABD hükümeti, üstü kapalı da olsa, Irak'taki kitle imha silahlarını denetleyen Birleşmiş Milletler'e bağlı UNSCOM'a gönderdiği silahsızlanma uzmanlarının bir bölümünün CIA adına çalıştığını kabul etti. Bu, BM ve UNSCOM'u yakından izleyen biz New York muhabirleri için aslında sürpriz olmadı. Bir süredir yalnız CIA değil, Rus, Fransız ve bazı diğer ülkelerin istihbarat servislerinin UNSCOM'da yuvalandığı belliydi. Bu ülkeler, özellikle 1995 yılından bu yana aslında Irak'ın kitle imha silahlarını yoketmek gibi önemli bir gayeyle kurulan bu kurumu, kendi istihbarat çabaları için kullanıyorlardı. UNSCOM'da çalışan tüm Amerikalılar CIA ajanı, tüm Rus'lar Rus istihbarat görevlisi sayılmazdı. Çoğunluk, ajan değil, ciddi silahsızlanma uzmanlarından oluşuyordu. (Ve bunlardan içlerinde ajan olduklarından şüphelendiklerine kendi aralarında 'tarihçi' adını takmışlardı) Ama maalesef Irak'la ilgili her türlü istihbarata aç olan örgüt, zaman zaman CIA ve İsrail istihbaratı tarafından kullanılmaya göz yumdu. Eh, dünya kamuoyunun bunu affetmesi mümkün değil.
Bu hafta konuyla ilgili basında çıkan haberler üzerine geçen aylarda röportaj yaptığım tartışmalı silah uzmanı Scott Ritter'ı aradım. Lapa lapa kar yağan bir cuma günü New York'a yakın güzel bir kasabadaki evinde oturuyordu. Geçen sene Irak, Ritter'ı casus ilan edince, ABD bu asker kökenli silahsızlanma uzmanını korumak için az kalsın savaş çıkarıyordu. Fakat daha sonraki aylarda Ritter'ın Amerikan hükümetiyle arası açılmış, UNSCOM'dan istifa ederek ABD hükümetinin Irak politikasının en ciddi eleştirmenlerinden olmuştu. Aslında Ritter ve CIA arasındaki husumet o kadar derinleşti ki, FBI birkaç ay önce casusluk yaptığı gerekçesiyle Ritter'la ilgili soruşturma başlattı. Ritter'a CIA'nın UNSCOM'u kullanarak Bağdat'a dinleme cihazları yerleştirdiği iddialarını sordum. Sinirliydi. Uzun konuşma sonrasında ağzından şu cümle çıktı: "O bizim operasyonumuzdu. CIA'nın değil UNSCOM'un işiydi. ABD operasyonu ele geçirmeye çalıştı. Ama daha sonra bize söz verdikleri halde iğrenç bir şey yaptılar. Aralık ayındaki bombalamada o operasyondan aldıkları bilgiyi kullanarak hedeflere yöneldiler."
Fakat aslında UNSCOM ile istihbarat örgütleri arasındaki ilişki göründüğü kadar net ve pürüzsüz değil. UNSCOM ve Körfez Savaşı'ndan bu yana Irak'ta yaşananlar, dünyanın tüm ciddi istihbarat örgütlerinin karıştığı gerçek bir satranç. Bu, hiçbir şeyin gerçekten göründüğü gibi olmadığı garip bir illüzyon dünyası. UNSCOM uzmanları, gerçekten Irak'ın hâlâ gizliden gizliye biyolojik ve kimyasal silah ürettiğini ya da en azından Körfez Savaşı öncesinde ürettiklerini sakladığını düşünüyor. Ama Irak'ta neyin nerede olduğuna dair ne zaman CIA ya da başka ülkelerden bilgi isteseler, karşılığında bir şey vermek zorunda kalıyorlar. Örneğin Irak'la ilgili en iyi istihbarata sahip ülkelerden biri İsrail. UNSCOM uzmanları 1997 yılı boyunca CIA'dan istedikleri istihbaratı alamamaktan yakınıyorlardı. Dünya kamuoyunun gözünde Irak'a karşı tam bir şahin olan ABD, ya bilmediğinden, ya da aslında uluslarası bir kriz istemediğinden 1997 yılında UNSCOM'a bilgi koklatmadı. UNSCOM'cular İsrail'e gidip bilgi talep ettiklerinde, İsrail karşılığında
U-2 uydu uçağının çektiği Irak fotoğraflarını görmek istedi. UNSCOM da boyun eğdi. Daha sonra da diş gıcırdatarak da olsa CIA ile benzer bir pazarlığa oturdu. Bu kadar ilkesiz, dikkatsiz ve zayıf davranan bu örgüt, sonunda yalnız BM'yi değil, global silahsızlandırma sistemini de uzun bir süre için yaraladı. Bu yüzden de yakın zaman içinde kapatılırsa şaşırmayın.
|