|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
|
|
Ve Zeyrekliler Dünyanın her yerinde, bir semti 'renovasyon'a tabi tuttuğunuzda, orayı değerlendirmiş olursunuz. Bunun estetik sonuçları her zaman parlak olmayabilir. Ortaya zevksiz bir şey, yapay bir şey vb. çıkabilir. Ama ekonomik düzeyde durum daha basit, daha dolayısızdır. Semtin 'değer'i artmasa da 'fiyat'ı yükselir.
Yükselir, çünkü bir yatırım yapılmıştır. Bu arada semtin 'ahalisi'ne ne olur? Onlara da bir yatırım yapılmış mıdır? Yapılmamışsa, hem yeni 'fiyat'lara, hem de fiziksel değişimi ister istemez izleyen kültürel değişime ayak uydurabilirler mi?
Genellikle uyduramazlar. Onun için de çeker gider, bir başka yerde, bir biçimde, başlarının çaresine bakarlar. Bazı kentlerde böyle değişimler oldukça kendiliğinden süreçlerle gerçekleşiyor. Londra'da, görece paralı kesimler, başka yerler çok pahalı olduğu için, kentin geleneksel işçi semtleri olan Islington'da, Hackney'de mülk satın almaya başlıyorlar. Bir süre sonra yeni dükkânlar açılıyor, her şey giderek değişiyor. Semtin eski sakinleri göçüyor.
Konu İstanbul olunca, herhangi bir yerin 'eski' sakinleri, aslında 'yeni' sakinler. Örneğin bugünkü Zeyrek nüfusu ağırlıkla Siirtli. İstanbul'a göçlerde hep bu 'eğretilik' durumu yaşanıyor. İnsanlar ne Siirt'te yaşadıkları gibi, ne de İstanbul'un 'kent' olan bölgelerindeki gibi yaşıyor burada. Bu da, bir gün birinin, birilerinin ortaya çıkıp 'Haydi, gidin' demesini kolaylaştırıyor, buna bir tür 'moral' gerekçe hazırlıyor.
Bir açıdan bakınca (ki bu 'gerçekçi' bakış açısı olabilir) böyle bir nüfus değişikliği zorunludur. Siz bir semte yatırım yaptınız, değer kattınız. Orada, bunun hakkını verebilecek kimseler yaşamaya devam etmeli ki, iki gün sonra ortalık yeniden mezbeliğe dönmesin ve bütün yaptıklarınız boşa gitmesin.
Ben bu görüşe katılmıyorum, daha doğrusu bu 'katı' yaklaşımı içime sindiremiyorum. Konu baştan böyle ele alınır ve çalışma bu amaca doğru yürütülürse, semt sakinleri yeni duruma adapte olur diye düşünüyorum.
Ne var ki, ister 'katı' tutumu benimseyin, ister daha 'insancıl' olanını, ortaya gerçekleşebilir bir hedef koymak ve o hedefte uyumlu bir uygulamaya geçmek gerekiyor. Doğrudan 'hayat'la ilgili bir iş yapıyorsunuz: İş koşullarını düşüneceksiniz, olan ve belki henüz olmayan toplumsal ihtiyaçları, kültürel ihtiyaçları düşüneceksiniz. Yapılan işin çeşitli evrelerinde sürecin uyumla devamına katkıda bulunacak her türlü uzmana, örneğin sosyologa, psikologa gerek var.
Tabii bunu tek bir semt ölçeğinde yapmak hiç yeterli değil. Fatih ilçesinin Zeyrek semtinde bir dönüşüm başlatmışsınız. Yani bir yerde, tetik bir kez çekilmiş; bunun sonuçları olacak. Aynı ilçenin Haliç semtlerinde, Fener'de, Balat'ta ya da Samatya'da olacaklarla bunun arasında bir uyum kurulamaz mı? Hem yalnız Fatih de yetmez; Eminönü ilçesinde olanlar ve olacaklarla bir koordinasyonunuz var mı?
Böyle şeyler olmadığını, bunların düşünülmediğini tahmin ederek bu soruları sıralıyorum. Belki yanılıyorumdur: Belki planlar vardır. Ama İstanbul'la bu kadar yakından ilgili bir insan olarak benim böyle planlardan hiç haberim yok.
Çünkü böyle şeyleri, bir şehrin hemşehrileri olarak bilme ve tartışma hakkımız yok. Bir sabah öğreniriz ki Karayolları ya da bilmem hangi otorite, Arnavutköy'le Kandilli'yi asma köprüyle mahvetmeye karar vermişlerdir. Bize seyretmesi ve katlanması kalır.
Bütün değişenler arasında, tek değişmeyen, bu durum.
|
|
TARTIŞMA
Radikal-online tüm okurlarının görüşlerine evsahipliği yapıyor. Gelin görüşlerinizi kafanızdan çıkarın ve milyonlarla paylaşın. Katılım çok basit. Ve bir tıklama uzağınızda... KATILMAK İÇİN TIKLAYIN
ANKET
İçinde bulunduğumuz dönemin en güncel konularını, anket bölümümüzde bulacaksınız. Sesinizi yükseltin ve kendinizi temsil edin. Internet bunun için en uygun ortam... KATILMAK İÇİN TIKLAYIN
|
|