|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
|
|
Açıklamalar gerçeği örtüyorUğur Mumcu suikastı dahil o dönemde yapılan altı eylem İran tarafından gerçekleştirildi. Nitekim MİT söz konusu olaylarla ilgili bulguları önlerine atınca İran adamlarını geri çekti ve eylemler bittiAVNİ ÖZGÜREL
Bizde hassas görevlerdeki insanlar şahsen önemsenmeyi de istedikleri için zaman zaman açıklamalar yapıp toplumun ilgili olduğu olayların gerçek mahiyeti konusunda sözde bilgi verirler. Anlattıkları doğrulanırsa, sezgi ve analiz kabiliyetlerine hükmedilmesi için davetiye; yalanlanırsa, unutmak istedikleri veya izahı 'suçluları yanlışa sevketmek için bilinçli bir çıkış' olur bu beyanlar.
Hatırlayacaksınız, Hayri Kozakçıoğlu İstanbul Emniyet Müdürü'ydü ve günün birinde Çetin Emeç'in öldürülmesiyle ilgili bir açıklama yapıp, "Bu olayın siyasi nitelikte olduğunu düşünmüyoruz, başkaca bazı bağlantılar var" dediydi.
Neydi onu böyle konuşmaya sevk eden bilinmiyor ama kısa süre sonra suikastı İslami Hareket Örgütü'nün düzenlediği ortaya çıkınca Kozakçıoğlu'nun mahcubiyetinden dolayı basın mensuplarının karşısına kendi geçemeyip yardımcısını konuşturduğunu hatırlıyoruz.
Şimdi de Yılmaz Hükümeti'nin İçişleri Bakanı Emniyet teşkilatı içindeki birimleri işaret ederek hem Uğur Mumcu suikastıyla hem de kamuoyunun 'lojman cinayeti' olarak isimlendirdiği İzmir Milletvekili Erol Güngör'ün oğlunun öldürülmesi olayında 'ciddi bulgular' elde edildiğini söyledi. Bulguların ne olduğu konusunda ise 'o tarafı sır' dedi.
Bakan, Hürriyet Gazetesi'ne ait telefonların dinlenmesi konusunda ise ağzına geldiği gibi konuştuğunu fark edip sonradan özür diledi.
İçişleri Bakanı'nın Hürriyet'in telefonlarının dinlenmesine ilişkin sözlerinden dolayı özür dilemesi anlattıklarının 'yanlışlığını' kabul ettiği anlamına gelmiyor elbette. Bakanın, açıklanmaması gereken bir bilgiyi ağzından kaçırdığı için sıkıntılandığı meydanda. Şu aşamada emniyetçilerin doğru olmayan bir bilgiyi bakana verip onun ağzının gevşekliğine güvenerek 'açıkladınız ve operasyon yattı' diyerek dosyayı kapatmak isteyip istemedikleri meçhul olmakla birlikte, olayın muhtemel gerçeği şu:
1. Hürriyet santralına giriş yapılarak bu dinlemenin gerçekleştirilmesi mümkün değil. Teknik açıdan Hürriyet santralını sistem bağımsız bütün olarak algılıyor. Ve kimse sürekli olarak evlerdekine benzer sabit bir hat üzerinden konuşma yapma imkânına sahip olmadığı için, santral üzerinden hedef alınıp dinlenemiyor.
2. Söz konusu dinlemenin belirli alıcılara özel alet yerleştirilmesiyle gerçekleştirildiği açık.
3. Dinlemenin kişilerin özel hayatlarına fazla meraklı oldukları bilinen ve bu konuda hayli yetenekli olduğunu kanıtlamış bir dini cemaat tarafından farklı amaçla yapılmış olması kuvvetli bir ihtimal.
4. Bantların, (pek çok bandın olduğu ancak dinleyenlerin amaçları farklı olduğu için siyasi sohbetlerin üzerinde fazla durmayıp o konuda tesadüfen 'oltalarına takılanı' piyasaya sürdükleri anlaşılıyor) dinlemenin Emniyet teşkilatıyla irtibatlandırılması için, bir eski içişleri bakanının ağzından açıklanmasının da cemaatin bağlantılarıyla gerçekleştirildiği anlaşılıyor.
Ya Uğur Mumcu?
İçişleri Bakanı'nın açıklamaları ne kadar kafa karıştırırsa karıştırsın bizce Uğur Mumcu suikastını gerçekleştirenlerin kimliği belli.
Basının bu değerli temsilcisinin öldürülmesinden önce Ankara'da aynı nitelikte altı suikastın gerçekleştirilmiş olmasına bakarak söylüyoruz bunu. Ölenlerden birisi Marvik isminde Amerikalı bir askerdi. Bir diğerinin İsrail İstihbaratı'nın 'eğitmen' düzeyindeki ajanı olduğu artık biliniyor (*). Suudlu, Mısırlı ve Kuveytli diplomatlardı diğerleri.
Hepsi arabalarının altına yerleştirilen bombaların patlamasıyla öldüler. Öylesine hesaplı kitaplıydı ki yerleştirme, örneğin Marvik adlı asker öldü ama karısı kurtuldu.
Yine hepsinde muhtemelen tetiği tekerleğe bağlı bir misina çekti. Mısırlı diplomatın ölümünden sonra yapılan aramada misina parçasının bulunduğu biliniyor. Uğur Mumcu suikastından sonra olay yeri 'süpürüldüğü' için delil bulunamadı.
Bütün bu eylemleri gerçekleştiren tek bir yer var: İran. Nitekim MİT söz konusu olaylarla ilgili bulguları önlerine atınca İranlılar inkâr da etseler adamlarını geri çektiler ve eylemler son buldu.
Neden Türkiye sorusunun cevabı açık: Çünkü Türkiye İsrail başta olmak üzere her ülkenin İran'a dönük operasyonlarının merkezi durumunda. Neden Uğur Mumcu, sorusunun cevabı da neden Çetin Emeç'ten farklı değil. Türk basınında İran devrimine yönelik yayınların, İranlı mültecilerin temas ettikleri gazetecilerin ortadan kaldırılması Tahran'ın 'ulusal davası' (**).
Bu suikastlarda farklı yöntemler kullanılması da arkalarında değişik güçlerin bulunduğu anlamına gelmiyor. İstanbul grubu açıktan silahla belirlediği hedefe yaklaşıp saldırıyor; Ankara'daki bir grup C4 patlayıcılar kullanıyor, bir diğeri cinayetlerini susturuculu tabancayla işliyor... Tıpkı şu sıra İstanbul'da lav silahıyla yapılan her saldırıyı Emniyet'in fazla tereddüt etmeden DHKP-C'ye fatura etmesi gibi bir durum.
(*) İsrail diplomatının kalabalık bir pazar yerine gittiğini, onca deneyimine rağmen bunu göze aldığına bakarak orayı bir buluşma yeri olarak seçmiş olabileceğini ve suikastçıların o kalabalığın içinde arabaya bombayı yerleştirdiklerini unutmayın.
(**) Tahran yönetiminin bu işler için kullandığı gruplar şu sıralarda İran'ın başının derdi. Ülkelerine dönen tetikçilerin bir süredir aydınlara dönük suikastlar düzenledikleri gün ışığına çıktı.
|
|
TARTIŞMA
Radikal-online tüm okurlarının görüşlerine evsahipliği yapıyor. Gelin görüşlerinizi kafanızdan çıkarın ve milyonlarla paylaşın. Katılım çok basit. Ve bir tıklama uzağınızda... KATILMAK İÇİN TIKLAYIN
ANKET
İçinde bulunduğumuz dönemin en güncel konularını, anket bölümümüzde bulacaksınız. Sesinizi yükseltin ve kendinizi temsil edin. Internet bunun için en uygun ortam... KATILMAK İÇİN TIKLAYIN
|
|