Ruhunu gezdirdi, geldiAylin Yaşer, iki yıl önce yerleşik düzeni olan, çalışan bir kadındı. Bir gün evi yandı... Bunu bir işaret sayan Yaşer, yollara döküldü, Hindistan ve çevresinde dokuz ay yaşadı. Yaşer'in seyahati aslında ruhsal bir geziydi İSTANBUL - Aylin Yaşer, 20'li yaşlarda dünyayı ve hayatın anlamını yeniden keşfetti. Amerikalı bir anneyle Türk babanın kızı olan Aylin, bundan yalnızca iki yıl önce yaşamının en büyük atılımını gerçekleştirdi. "Ruhsal açıdan sıkıntı içindeydim. Bir değişikliğe ihtiyacım vardı. Garip tesadüf, evim yandı. Hiçbir şeyim kalmamıştı. Bunu bir işaret saydım ve cebime yalnızca 5 bin dolar koyarak kendimi yollara attım..." Hillsider dergisine dokuz ay süren yolculuğunu anlatan Yaşer, 30 Kasım 1997'de San Francisco'dan Hawaii'ye uçtu. Maui adasında eski bir arkadaşıyla buluştu. Seyahatinin ilk birkaç ayını arkadaşıyla yapan Yaşer, önce Bangkok'a, oradan Kamboçya'ya, sonra Saygon'a gitti. Daha sonraki durakları ise Laos, Hindistan, Yeni Delhi, Rajisthan, Taç Mahal, Nepal, Pokhara oldu. Genç seyyah, Annapurna dağında yaklaşık 500 kilometrelik yolu 17 bin 769 fit yüksekliğe ulaşarak kat etti. Katmandu'ya ve Nepal'in tropik bölgesi Terai'ye uğradıktan sonra, Yeni Delhi'ye döndü. Burada meditasyon ve yogaya başladı.
Yaşer, Tibet ve Pakistan'ın sınır kapısında Budist kültürünün hâkim olduğu Leh kasabasında da bir ay kaldıktan sonra, parası bittiği için İstanbul'a döndü. Neden bu geziyi yaptınız? Hep kendi başıma geziye çıkmayı isterdim. Özellikle böyle bir zamanda şartlar beni buna itti. Çünkü her şey kötüye gidiyordu, evim kül olmuştu. Evimi kaybetmeyi bir işaret saydım.
Bunun nedeni sadece yangın mı?
Aslında yoga ve meditasyon öğrenmek istiyordum. Bu alanları araştırdım.
Bu gezinin sizde bıraktığı en önemli ruhsal değişim ve gelişim izleri neler?
Tek şey: Bu gezi sonunda hayatımda her şeyin yoluna gireceğini, her istediğimi elde edebileceğimi düşündüm. Önceleri kendime pek güvenim yoktu. Yalnız gitmek istemiyordum. Sonra mutlaka yalnız gitmem gerektiğine karar verdim.
Sizce ruhsal bir yolculuk içinde olan herkes dere tepe yolculuğa çıkmalı mı?
Bence herkes, eğer böyle bir şansı varsa bu tecrübeyi yaşamalı. Ben hangi konuya eğilsem, çok tutkulu çalışırım. Bu gerçekleştirdiğim esasında benim tutkularımın yolculuğuydu. Bana göre bir şeyi yerinde incelemek çok önemli. Kendinizi bir yere ait hissediyor musunuz? Kendimi hiçbir yere tam olarak ait hissetmem. Annem babam başka ülkelerden. Ben çok farklı yerlerde yaşadım. Bu yolculuğa çıkmadan önce bir terapiste gidiyordum. Bu konudan bahsediyorduk. Bana ruhsal bir kriz içinde olduğumu söyledi. Gerçekten çok problemim vardı.
Ruhsal gelişme açısından başınıza gelen en güzel olay neydi?
Nashrom denilen ve Hindistan'da yer alan bir tür gelişim yuvalarından birinde kaldım. Orada Ashram hayatı yaşadım. Nedir bu Ashram hayatı? Değişik kuralları olan bir hayat. Sigara, içki yok. Bana bir oda verildi. Orada yalnız uyuyorsun. Sabah dört buçukta uyandırılıyorsun. Beşte meditasyona başlanıyor. Sonra yoga yapılıyor. Sekizde kahvaltı, sonra serbest zaman. Öğleden sonra üçe kadar boş kalıyorsun. Odanı temizleyebilirsin, bulaşıkları yıkayabilirsin. Ardından yoga hakkında konuşmalar yapılıyor. Sonra yeniden yoga ve meditasyon. Gece dokuz buçukta odalara dönülüyor ve uyunuyor. Ashram'ın en iyi yanı herkesin aynı şeyi yapması. 'Dışarıda bir şey oluyor mu?' derdi yok. Zaten insanı mahveden de 'Acaba bir şey kaçırıyor muyum?' duygusu değil mi?
Sonsuza kadar böyle yaşanabilir mi?
Aylar boyu yaşayanlar vardı.
Orada yaşayanların ortak bağlantısı nedir?
Etraftaki farklı şeyleri öğrenmek; vücudu kullanmayı, beyni dinlendirmeyi öğrenmek.
Döndüğünüzde kendinizi nasıl hissettiniz?
'Allahım bu dünyaya yardım etmek istiyorum' diyordum. Çok ağır bir yük vardı omuzlarımda. Başkaları için üzülüyordum ve bu beni öldürüyordu. Herkes kendisini yeterince sakin ve barışçıl kılarsa, dünyada inanılmaz değişiklikler olur. (Radikal)
|