Damarımızda ithal kanKan bağışında çok cimri olan Türkiye, yıllık 3 milyon ünitelik ihtiyacının 2 milyonunu Avrupa'dan ithal ediyor. ABD'de halkın yüzde 12'si, Türkiye'de ise ancak yüzde 1.1'i kan bağışında bulunuyorHİLAL KÖYLÜ
ANKARA - Türk insanının, kendi kendini yenileyen ve üretebilen tek canlı madde özelliğine sahip kan konusundaki cimriliği, Türk ekonomisine darbe vuruyor. Türkiye, sırf bu cimrilik yüzünden 3 milyon ünite olan yıllık kan ihtiyacının 2 milyon ünitesini Almanya, İngiltere, Fransa, Finlandiya ve Belçika'dan ithal etmek zorunda kalıyor. Kan ve kan ürünü ithali için yılda
45 bin dolar harcayan Sağlık Bakanlığı, bu harcamaların başka alanlara aktarılabilmesi için yalnızca 650 bin olan kan bağışına duyarlı insan sayısının artmasını bekliyor.
Kan ihtiyacını karşılamak için tüm imkânlarını seferber eden Kızılay, bu konudaki en büyük sıkıntıyı, kanı uzun süre saklayacak teknolojinin Türkiye'ye getirilememesi nedeniyle yaşıyor.
Saklama sıkıntısı var Yurtdışında kanın iki yıl süreyle stoklanabildiğini, Türkiye'de ise 35 gün saklanabildiğini belirten Kızılay Genel Başkan Vekili Ertan Gönen, ancak kullanılmayan kanın, plazmasının alınarak yaklaşık bir yıl süreyle eksi 35 derecede stoklandığını söyledi.
Gönen, Türk insanının yıllık kan bağışının en fazla 1 milyon 100 bin ünite olmasından ve kan bağışındaki sıkıntıyı yıllardır aşamamaktan yakınırken, "Bunun nedeni, toplumda kan bağışı alışkanlığının bulunmamasıdır. Kanı ancak ihtiyacımız olduğunda hatırlıyoruz" dedi. Türkiye'de kan bağışlayanların oranının yüzde 1.1, dünya ortalamasının ise yüzde 5 olduğunu hatırlatan Gönen, bu rakamın Almanya'da yüzde 7, Fransa'da yüzde 8, ABD'de ise yüzde 12 olarak gerçekleştiğini ifade etti. Gönen, "Sağlıklı her insan yılda en az iki kez kan vermelidir" diye konuştu.
Gönen, Türkiye'de 7-8 trilyon lira büyüklüğünde bir kan pazarı bulunduğuna da işaret ederek, Kızılay'ın bir ünite kanı 4 milyon liraya sattığını, ancak ithal ürünlerin daha pahalı olduğunu kaydetti. Türkiye'de kan ve kan ürünü ticaretinden söz edilemeyeceğini, ancak az bulunan kan gruplarında yüksek ücretler istendiğini vurgulayan Gönen,
en büyük sıkıntının bağışlanan kanın korunmasında ve saklanmasında yaşandığını belirtti.
|