Radikal-online | Yönetmene Mektup | Genel Haber Listesi | Standart Karakterler | Eski Sayılar | Künye
Radikal-online... Radikal-online  - Yazarlar 27 Ocak 1999
Detayları için lütfen tıklayınız...
EKLERİMİZ : Sanal Alem | Radikal2 | Radikal Cumartesi
Abone Olun (e-mail)    

İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan


DPT

Son zamanlarda basında DPT'ye ilişkin bazı haberler çıktı.
Bir kamu kurumunun içindeki gelişmelere ilişkin haberlerden hep rahatsızlık duyarım. Bu bağlamda yazılanların, istemeden de olsa, ilk bakışta göze çarpmayan başka amaçlara hizmet etmesi olasılığı fazladır. Yakından bakıldığında, bu haberlerin daha ziyade tek kaynaktan geldiği, aynı gazete haberinde farklı görüşlere yer verilmediği görülür. Belli ki bir yetkiliye sorulsa alınan cevaplar nedeniyle haberin çekiciliğini, hatta haber niteliğini kaybetmesi ihtimalinden çekinilmiş.
Peki ne oluyor DPT'de?
Bu haberlere göre, bazı kişiler bakan onayı alınmadan vekâleten atanmış, yani atamalarda usulsüzlük yapılmış, uzmanlık kariyerine riayet edilmemiş, bir atamanın Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılması kurumlaşmayı bozmuş, sonuçta ortaya çıkan keyfilik DPT'yi Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü'ne döndürmüş.
Bir kurumda olanları, bir diğer kurumu küçük düşürerek eleştirmekteki uygunsuzluğu bir yana
bırakalım.
Olayın atamalardan zarar görenler tarafından basına yansıtıldığını anlamak zor değil. Basını kullanarak kurum hiyerarşisinde yukarılara çıkmaya çalışmanın kişisel yararları olabilir. Ama kuruma bir yararı olduğunu görmedim. Bununla atamaların usul ve esas bakımlarından isabetli olduğunu söylemek istemiyorum. Bunu bilmeme imkân da yok. Ancak, tayin, terfi ve tecziye işlerinin kamuoyu önünde tartışılması, kurumlaşmayı zorlaştırması açısından sakıncalı.
Kurum içi atamaların ancak bakan onayıyla gerçekleşebileceği doğru. Ama iki başarılı örnek olan Genelkurmay ve Dışişleri Bakanlığı'na bakıldığında, bu kurumların başına siyasi otorite tarafından tayin yapıldıktan sonra, daha alt düzeydeki tayinlerin kurum
içi mekanizmalar tarafından yerine getirildiği görülüyor. Sivil bürokrasi olarak Dışişleri örneği kıyasa daha elverişli olabilir. Uzun süre bakanlık yapan rahmetli İhsan Sabri Çağlayangil, şakayla karışık olarak, kendisinin sadece kavas ve şoför atayabildiğini söylerdi. Özellikle bakanlık içi atamalar hemen tümüyle, büyükelçi atamaları ise çok büyük kısmıyla bakanlık görüşü istikametinde yapılırdı. Bugüne kadar gelen bakanlar da onay yetkilerini bu yazısız kurala riayet ederek kullandılar. Dışişleri böyle kurumlaştı.
Sanırım DPT Müsteşarı Orhan Güvenen'e yönelik eleştirilerin kaynağı temelde bu değil. Güvenen bir bürokratın asla işlememesi gereken günahları işlemiş.
DPT'nin bir bakana değil de başbakana, teamülen değil de yasayla bağlanmasını istemiş. Aslında, Sayın Demirel ve rahmetli Özal'ın DPT ile doğrudan çalıştıkları yıllarda bu kurumun en etkin dönemlerini yaşamış olduğu biliniyor. Yine de bu önerinin bakanları rahatsız etmesi anlaşılır bir şey.
Sorun aslında planlama kavramından ne anladığımızla da ilgili. Aklımızdaki sadece ekonomik planlamaysa, sosyal yönü ekonomiye bağımlı görüyorsak ve kültürü güzel sanatlara indirgiyorsak, DPT'yi Avrupa'daki ekonomi bakanlıkları gibi kullanmaya devam ederiz. O zaman bu ne tam planlama ne de tam ekonomi yöntemi olur. Güvenen, galiba bu durumu değiştirmek ve DPT'yi önümüzdeki yüzyılın stratejik planlama kurumu yapmak istedi. Ama kimse zihnen buna hazır değil, anlaşılan.
Güvenen, tüm diğer kurumların kendi alanlarında dikey işlev gördüklerini, DPT'nin bunların üstünde eşgüdümcü ve sentezci yatay işlevi üstlenmesi gerektiğini savundu. Bu yaklaşım Türkiye gibi kurumlararası rekabetin çok sert olduğu bir yerde açığa vurulmayan derin bir rahatsızlık yaratmış olmalı.
Nihayet Güvenen, Türk siyasetine musallat olan, 'patronage' ya da 'clientelism' veya kendi deyimiyle 'himaye sistemi'ne direndi ve bunu açıkça eleştirdi. Oysa yürütme yasamadan tam olarak ayrılmadan bu sistemden vazgeçen hiçbir politikacının seçilmesine imkân yok.
Anladığım kadarıyla, Güvenen'e karşı kurumu veya kurumlaşmayı savunan 'uzmanlar' aslında Güvenen'in bu görüşlerine karşılar. Geleceklerini eskinin devamında görüyorlar.
Herkes 'ben hariç her şey değişsin' dediği için değişiklik yapmak çok zor. Ama soyut bir değişiklik isteğini toplumca dile getirmeye devam edebiliriz.

Yukarıdaki yazı hakkındaki düşünceleriniz nedir?
Doyurucu   Yeterli   Yetersiz   Taraflı  
Bu anketlere katılan okuyucularımızın fikirlerini merak ediyor musunuz?

Yukarı Yukarı Çık Geri Geri Dön Bu konuya ait haber listesi
TARTIŞMA

Radikal-online tüm okurlarının görüşlerine evsahipliği yapıyor. Gelin görüşlerinizi kafanızdan çıkarın ve milyonlarla paylaşın. Katılım çok basit. Ve bir tıklama uzağınızda... KATILMAK İÇİN TIKLAYIN

ANKET

İçinde bulunduğumuz dönemin en güncel konularını, anket bölümümüzde bulacaksınız. Sesinizi yükseltin ve kendinizi temsil edin. Internet bunun için en uygun ortam... KATILMAK İÇİN TIKLAYIN



Ziyaret emek için lütfen tıklayın
Radikal-online... Milli Piyango ve Loto Sonuçları | Borsa Özel | Seri İlanlar | Adres Bankası | ICQ Kulübü |
Anket Sonuçları | Sohbet Odası | Elektronik Kartpostallar | Yardım Sayfası | VE DİĞERLERİ...

Bu sitedeki tüm sayfa ve uygulamalar her tarayıcı ile sorunsuz görüntülenebilir. RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz.
Radikal-online | Yönetmene Mektup | Genel Haber Listesi | Standart Karakterler | Eski Sayılar | Künye