Fenalar bu meydandaMarakeş, Güney Fas'ın en büyük şehri ve ülkenin eski başkenti... 1062 yılında kurulan Marakeş, Ortaçağ yaşamının renklerini günümüze taşıyor. Kentin en ilginç yerlerinden biri Fenalar Meydanı NİLGÜN REFİĞ PALA
MARAKEŞ - Zamanlararası bir yolculuk yapmak ve kendini Ortaçağ'da bulmak... Eğer böyle bir fanteziniz ve elinizde zamane makinelerinden biriyle Fas'a gidiş için biletiniz varsa, doğru yöndesiniz demektir. İstanbul'dan dört buçuk saatlik bir uçuştan sonra varacağınız Kazablanka Muhammed 5 Havaalanı'nın modern görüntüsü sizi hayal kırıklığına uğratmasın. Çünkü güneye doğru biraz daha yolunuz var. Yaklaşık dört saat sürecek bir otobüs yolculuğundan sonra, karşınıza çıkacak büyülü kent, yüzyıllardır Ortaçağ'a demir atmış 'Güneyin İncisi' Marakeş. Marakeş'in kalbi ise geçmişte darağaçlarının kurulduğu bir meydanda atıyor: Djemaa El Fna.
Djemaa El Fna, 'fanilerin' ya da 'fenaların' meydanı diye de tanımlanıyor. Dev meydandaki müthiş kalabalık ve kesmekeş insanın başını döndürecek cinsten. Bir yanda müzik eşliğinde kobra yılanı ve maymun oynatanlar, diğer yanda dansçılar, komedyenler, palyaçolar, dövüşçüler... Aynı zamanda büyük bir pazar yeri olan bu meydanda sabahın erken saatlerinden itibaren yüzlerce tezgâh kuruluyor. Neler satılmıyor ki bu tezgâhlarda? Kaynatılmış salyangoz, külah içinde sunulan haşlanmış nohut, safranlı tavuk, sakatat çeşitleri, tatlılar, egzotik meyveler, şifalı otlar, iksirler... Yiyecek ve baharat tezgâhlarından salınan kokular iç bayıltıyor. Tezgâhlar arasında dolaşan şerbet ve su satıcıları ise rengârenk kıyafetleriyle ilgi çekiyor. Meydanı çepeçevre saran dükkânlarda da kilimler, işlemeli hasırlar, metal, ahşap ve seramikten yapılma, el işçiliğine dayanan çeşit çeşit süs eşyaları sergileniyor.Nane çayının kokusu Bu Ortaçağ tablosuna ne yapıp edip dalıvermiş eski model motosiklet ve otomobiller meydanda gezinen arabaların atlarını huzursuz ediyor. Tıpkı motosikletler ve otomobiller gibi sonradan bu dekora eklenmiş kaset satıcılarının tezgâhlarından yükselen otantik parçalar cümbüşü tamamlıyor. Meydanın kıyısındaki kahvelerde
'nane' çaylarını içip kalabalığa karışan turistler bu ilginç görüntüleri ölümsüzleştirmenin, yerliler ise çekilen her fotoğraf için birkaç 'dirhem' koparmanın derdinde...
Marakeş'in mistik havasını solumak için 12 yüzyılda inşa edilmiş Koutobia Camii'ni ve 70 metre yüksekliğindeki dikdörtgen biçimli minaresini, Saadiens türbesini ve Bahia sarayını da görmek gerek. Koutobia Camii medreseleri ile ünlü. Bir zamanlar medrese çevresinde 200 dolayında kitabevi varmış. Bu dönemde Marakeş birçok ünlü bilim adamı, yazar, doktor ve filozof yetiştirmiş. Ünlü Menara bahçeleri ile Dar Si Said Müzesi de 'görülmezse olmaz' kategorisinde. Atlas dağları üzerindeki, Berberilerin yaşadığı Ourika vadisi de konuksever halkı ile turistleri cezbediyor.
Marakeş'in en ilginç yerlerinden biri de 1300'lerde kurulmuş ve 'Mellah' adı verilen Yahudi mahallesi. Bu
mahalledeki tüm sokaklar 1.5-2 metre genişliğinde. Güneşin kavurucu sıcağından korunmak için sokaklar böylesine dar tutulmuş. Evlerin kapıları demirden. Kapı önlerinde oturan
yoksul ve yaşlı Yahudiler,
fotoğraflarının çekilmesine izin vermiyor. En büyük sorunları işsizlik Fas'ın asıl adı 'Maroc', Marakeş'ten geliyor. Marakeş, Kuzey Afrika çöllerinde bir vaha. Her yanı palmiyeler ve zeytin ağaçlarıyla kaplı. Atlas Dağları'nın eteklerindeki bu yaşlı kentte ocak
ayında bile termometre 18-20 dereceyi gösteriyor. Bölgenin önemli
zenginliği demir yatakları. Toprağa rengini veren demirin kırmızısı bütün evlerin duvarlarına da yansımış. Kerpiçten yapılmış iki katlı müstakil evlerin duvarları da aşıboyalı.
Ülke genelinde olduğu gibi Marakeş'te de işsizlik çok yoğun. Zaten Marakeş'e damgasını vuran Ortaçağ görüntüleri de sanayileşme yolunda adım atılmamasından kaynaklanıyor. El sanatları ile kısıtlı miktarda yapılan tarım başlıca geçim kaynağı. Marakeşlilerin bunun dışında fazlaca bir gelir kaynağı yok. Bir tek şey hariç: Turizm. Marakeş için bugün 'turizmin başkenti' de deniliyor. Art arda yapılan beş ve dört yıldızlı oteller Marakeş'in çağdaş yüzünü oluşturuyor. Son derece ilginç mimarisi ile göz dolduran Chez Ali Restoran ise, Fas'a özgü halk dansları izlenirken, yöresel yemeklerin yenilebileceği turistik bir tesis.
Burada sunulan kuru erik ve bademle zenginleştirilmiş, pişirildiği çanaktan ötürü 'Tajin' diye adlandırılan kuzu etinin tadı bir başka. Yemek sonrası temsili Fas düğününü, oryantal dansları, atlı ve tüfekli akrobatları ve 'uçan halı' gösterilerini izlemek, çağlar öncesine yolculuğun son halkalarını oluşturuyor.
Marakeş bir zamanlar 'fenalar'ın asıldığı meydanıyla kazandığı üne rağmen günümüzde suç oranının oldukça düşük olduğu bir kent. Burada yankesicilik dışında kayda değer bir suça pek raslanmıyor. Bir de daha çok geceleri ortaya çıkan tinerciler zaman zaman turistler için ürkütücü olabiliyor. Nasıl gidilir? Türkiye'den Fas'a gitmek bugün son derece kolay. Ülkeye direkt uçuşlar,
Royal Air Maroc (Fas Kraliyet Havayolları) tarafından düzenleniyor. Uçak bileti, gidiş-dönüş 550 dolar (yaklaşık 180 milyon lira). Paket tur fiyatları kişi başı ortalama 1100 dolar (yaklaşık 360 milyon lira). Konaklama fiyatları ise otellere göre farklılık gösteriyor. Fas'a bayram tatillerinde tur düzenleyen turizm şirketlerinden bazılarının telefonları ise şöyle:
Duru Turizm: (0212) 2319000
İremtur: (0212) 2962503
Jokey Tur: (0212) 2130722
|