Ekonomi: Seçimden sonrası tufan... Bugünkü hükümetin önünde iki temel hedefi vardı: Birincisi ve en önemlisi, ülkeyi sağlıklı bir seçim ortamından geçirip kazasız belasız 19 Nisan'a ulaştırmak. İkincisi de, acil ihtiyaç duyulan ekonomik içerikli bazı düzenlemeleri gerçekleştirmek ve bu arada mümkün olursa IMF ile mali desteği de içeren bir anlaşma yapabilmek.
Başbakan Bülent Ecevit, hükümeti kurar kurmaz ekonomiyle ilgili hedefe ulaşabilmek için kolları sıvadı. Hükümetine güvenoyu veren partilerin yanı sıra CHP'nin de bu konuda destek vereceğini umarak zaten hazır olan üç önemli yasa tasarısını masaya koydu.
Önce sosyal güvenlik reformunun olamayacağı hemen işin başında görüldü. Fakat Başbakan, ekonomi için umudunu sürdürdü; en azından 1999 Bütçe Yasası ile Bankalar Yasası'nı çıkarabilirse Uluslararası Para Fonu'nu (IMF) ikna edip mali desteği de içeren bir stand-by anlaşması yapabileceğini düşündü.
Bu arada 28 Ocak'taki MGK toplantısından sonra Ecevit'e, ekonominin yanı sıra bir de siyasal alanda düzenleme yapma görevi düştü: Belediye seçimlerinde FP ve HADEP'in önünü kesmek. Bunun için de yerel seçimlerin iki turlu yapılmasına ilişkin bir yasal düzenleme...
ANAP'ın kabul etmesine karşın DYP öneriye karşı çıkınca sistem değişikliğinin mümkün olamayacağı ortaya çıktı.
Aynı şekilde geçen hafta sonunda yaşanan gelişmeler bu Meclis'in bütçe yasasını çıkaramayacağını ortaya koyduğu gibi şimdi Bankalar Yasası'nın da zora girdiği anlaşılıyor. Her ne kadar DYP ve ANAP, hâlâ bu yasaya sözde destek vereceklerini söyleseler de pratikte Meclis'in toplanıp bu düzenlemeleri yapabilme ihtimali bugün için son derece zayıf.Ekonomide tek önlem Gelinen bu noktada artık hükümetin, ekonomiyle ilgili yapabileceği tek olumlu iş kalıyor: Geçmiş yıllarda istisnasız olarak hemen tüm hükümetlerin giriştiği seçim ekonomisi savurganlığından kaçınmak, ekonominin varolan dengesizliklerinin daha da derinleşmesini önlemek.
Başbakan Ecevit'in de, ekonomiden sorumlu bakanların da bu noktada oldukça titiz davrandıkları, Mesut Yılmaz hükümetinden bu yana uygulanmakta olan sıkı bütçe ve mali disiplini sürdürmeye kararlı oldukları gözleniyor.
Hükümet ne "Enflasyon yüzde 50'lere inmişken, yüzde 140 faiz mi olur" deyip Hazine'nin borçlanma programına müdahale ediyor ne de Merkez Bankası üzerine baskı uygulayıp para basarak enflasyonu azdırma yoluna gidiyor. Seçim öncesi seçmene şirin görünmek için bol keseden para da dağıtmıyor.
Bu kararlılık sürdükçe ekonominin ciddi bir kriz tehlikesiyle karşılaşma riski en azından kısa vadede yok. Seçimlere kadar ekonomide herhangi bir sorun çıkmaz. 'Sert rüzgârlar' bekleniyor Evet sorun çıkmamasına çıkmaz, fakat ya seçimden sonra ne olacak? İşte sorun o zaman, yani 19 Nisan sabahı başlayacak, hem siyasette hem de ekonomide Türkiye'yi sert rüzgârlar bekliyor.
Çünkü seçimlerden siyasal istikrar çıkmayacağı konusunda daha şimdiden yaygın bir kanaat hâkim. Bırakın tek parti hükümetini, yine iki partili koalisyon oluşturabilmek bile belki güç olacak. Öyle olunca da bugün seçim sonrasına ertelenen sosyal güvenlik reformu ve Bankalar Yasası nasıl çıkacak?
Özellikle de Bankalar Yasası eğer, 11 Haziran 1999 gününe kadar çıkarılıp yürürlüğe girmezse, o tarihten itibaren Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na ilişkin olanlar başta olmak üzere Bankalar Yasası'ndaki pek çok kritik hüküm işlemez hale gelecek. Yani, zor durumdaki bankalarla ilgili olarak Hazine'nin elinde hiçbir silah kalmayacak.
Aynı şekilde 18 Nisan seçimleriyle oluşacak yeni Meclis ve hükümet bir değil iki bütçe çıkarmak için uğraşacak. Önce 1999, ardından da 2000 yıllarının bütçelerini...
Ve bunlar yapılırken bir yandan da bugün çözümü ertelenen, üzeri örtülen temel sorunlar daha tehlikeli biçimde uç vermeye başlayacak. IMF'yle anlaşma yapıp, dış kaynak akışını sağlayabilmek daha acil bir sorun olarak gündeme gelecek.
Aslında en azından ekonomiyle ilgili öncelikli yasal düzenlemelerin bir an önce çıkarılması bugünkü hükümetten çok seçimden sonra oluşacak hükümetin işine yarayacak. O nedenle de 19 Nisan'da iktidar umudu taşıyan partilerin bugün söz konusu düzenlemeler için ayak sürümelerini anlayabilmek güç...
|