|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
|
|
Fazilet'in laikliği Bir Batılı tarihçi dini, yıkılan bir uygarlığı ilerde tekrar doğacağı zamana kadar muhafaza eden bir kozaya benzetmiş. Şartlar oluştuğunda kozanın içindeki böcek metamorfozla kelebek haline geldikten sonra çıkıp yeniden uçacak. Tarihçi bu benzetmeyi, batan Yunan uygarlığını sarmalayıp 1400 yıl sonraki Rönesans'a taşıyan Hristiyanlık için yapmış olmalı.
Bir uygarlığı koza gibi kutsal bir mahfaza içine almak, hayatta esasen tükenmiş olan bireysel ve toplumsal enerjiyi en düşük düzeyde tutmak demek. Uygarlıkların yıkılma döneminde, dinin tutucu ve baskıcı görünüşü buradan geliyor olmalı.
Oysa İngiliz devrimini yapan Protestan Püritenler için amaç toplumu dini kozadan çıkarmak değildi. İngiliz toplumu, diğer Batı Avrupa toplumları gibi Rönesans'tan, yani kabaca B.S. 1250'den beri yaratıcı ve üretici faaliyetini artırarak sürdürüyordu. Yani kozadan çıkmıştı. Feodolite bir yandan özel mülkiyetin ilk adımlarını atmış, öte yandan kralın otoritesini sınırlamaya başlamıştı. Coğrafi keşifler yapılmış, dünya ticareti ekonomik gelişmenin temeli olmuştu. Ticaret sermayesi sayesinde burjuvazi doğmuş ve bağımsız şehirler ortaya çıkmıştı.
Harekete Reformasyon denmesinin uyandırdığı olumlu çağrışımlardan farklı olarak, devrimciler önceleri son derece fanatiktiler. Tiyatroları, panayırları bastılar. Hyde Park'ta konuşanlara saldırdılar. Özellikle de kadınları baskı altına aldılar. Temel amaçları kralın kutsallığına son vermekti. Demokrasi, hele liberal demokrasi yaratmak hiç değildi. Ama yaptıkları önceden tasavvur dahi edilmeyen sonuçlar verdi.
Osmanlı'da ise, özellikle son iki yüzyıl, din kutsal bir mahfaza işlevi gördü. Atatürk devrimlerinin hedefi, uygarlık yaratan güçleri bu dini kozanın içinden çıkarmaktı. Bu nedenle Cumhuriyet egemenliği sultandan alıp millete verirken, laiklik ilkesi çerçevesinde toplumu dinin etkisi dışına çıkardı. Ama halife-sultanın kutsallığını Allah'ta toplamadı. Ne de olsa cumhuriyetçiler Püriten değil pozitivisttiler.
Değiştiremeyeceğimiz tarihi gerçek bu.
Cumhuriyet'in kuruluşundan bu yana üretici ve yaratıcı bir toplum oluşmaya başladığına göre Refah/Fazilet şeklinde ortaya çıkan siyasi İslam'ı bir tür Protestantizm olarak nitelemek mümkün mü?
Siyasi İslam'ı destekleyen iş çevrelerinin, bir kısmıyla, iyi okudukları, çalışkan oldukları, tüketimden ziyade tasarrufa yöneldikleri, sosyal dayanışmaya önem verdikleri, sınırlarımızı aşıp bir misyoner hareketi gibi çalıştıkları da inkâr edilemez. Bu yönleriyle Cumhuriyet'in yarattığı sosyolojik şartlara ve Protestan etiğe yaklaştıkları söylenebilir.
Ama siyasi İslam'ın yaklaşımı bir bölümüyle de yalnız bu yeni sosyolojik duruma uymamakla kalmıyor, dinin özüne de ters düşüyor.
Şeriat talepleri, tükenen Osmanlı'nın son günlerindeki muhafazakâr din kavramına dönüşü, yani kutsal dini kozanın içine yeniden girişi öngörüyor. Bunun nedeni demokrasiyle din üzerindeki baskı azalınca, dinin bastırıldığı şartları yeniden yaratma eğilimine girmesi. Bu bir tür rövanş. 'İşte değişmedim, çünkü sürekli doğru benim' demek istiyor. Oysa toplumun bu tür bir 'kutsal' şal altına sokulması Cumhuriyet'in yarattığı dinamizmi boğmaktan başka sonuç veremez.
Kendisini din adına münhasır söz sahibi gören ve bunu siyasi iktidarı ele geçirmek için yeterli sayan bir akım, siyasi iktidarı da ister istemez kutsallaştırır. Bu ise despotizm tehlikesi taşıyan bir şirktir.
Refah Partisi iktidarda olduğu sürece özellikle ekonomik alanda kısa vadede halkı rahatsız edebilecek, ama uzun vadede sorunları çözecek bir politikayı uygulayamayacağını gösterdi. Halk tarafından sevilme uğruna gerçeği feda eden bu politika da bir tür riya olarak şirktir.
Rahmetli Özal 1980 öncesi Milli Selamet Partisi'nden bağımsız aday olduğu halde, 12 Eylül sonrasında yeni parti kurmasının gerekçesi olarak, popülist politikalara ilişkin görüş farkını ileri sürmüştü. Bu açıdan Özal belki de Protestan kapitalist türü laikliğe en yakın Müslüman'dı. Fazilet'in ise iki farklı yüzü var. Biri eskiye, öteki yeniye dönük.
|
|
TARTIŞMA
Radikal-online tüm okurlarının görüşlerine evsahipliği yapıyor. Gelin görüşlerinizi kafanızdan çıkarın ve milyonlarla paylaşın. Katılım çok basit. Ve bir tıklama uzağınızda... KATILMAK İÇİN TIKLAYIN
ANKET
İçinde bulunduğumuz dönemin en güncel konularını, anket bölümümüzde bulacaksınız. Sesinizi yükseltin ve kendinizi temsil edin. Internet bunun için en uygun ortam... KATILMAK İÇİN TIKLAYIN
|
|