|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
|
|
Türkçe üşümek Onurlu, temiz, güzel bir şey var burada.
Hilafsız ve tartışmasız. Onaylanan ve paylaşılan, onaylanıp paylaşıldıkça daha da büyüyen, etki alanı genişleyen, yayılan onurlu, temiz, güzel bir şey...
Barış Manço için 'sürpriz adam' derken, ölümüyle yaratacağı asıl büyük sürprizi doğrusu hiç mi hiç düşünmemiştim. Böylesi büyük, böylesi güçlü bir onay alanı, sevgi bağı yarattığını kendisi dahil kimsenin düşünmek bir yana, sezdiğini de sanmıyorum.
Öyleyse nedir bu, nasıl oldu?
Şimdilerde rock çevrelerinin, müzikte protest bir damarla çıkış arayanların kendilerine yakıştırdıkları bir sıfat var: Kent ozanlığı. Bu bir sıfattan da öte, pek karşılığı olmayan bir sıfat imge, niyet. Birincisi, 'ozan' sözünün kendisi zaten kentlidir. Hafif mürekkep kokar. Evet, bir zamanlar hayatın içinde bir yeri varmış, dilde dolaşırmış. Ama fi tarihi denecek kadar eski zamanlarda. Sonra o hayatın değişimiyle birlikte sıfat da tarih olmuş. Ölüler diyarına göç etmiş. Arşive karışıp karşılığı ancak yazıda; sözlüklerde, ansiklopedilerde bulunan söz haline gelmiş. Kısaca 'ozan' kırda, köyde yok artık.
O olmadığı için izdüşüm niyetine kent ozanı, ozanlığı aramak içinde bir özenti taşır. Abesle iştigaldir biraz.
Asya içlerinde kalmış, tarihe havale olmuş ozanın Anadolu'daki karşılığı 'âşık'tır. Onlar da 1960'lardan itibaren kırsal alanı, köyleri terk edip, şehirde ikamet ve icrayı sanat eyler hale gelmiştir. Karslı åşık Murat Çobanoğlu, Şeref Taşlıova, Erzurumlu Reyhani, Maraşlı Mahsuni, Kırşehirli Neşet Ertaş gibi... Kendi şehirlerini yakın yöre seferler izler. Nihayet resmi başkent Ankara ve fiili, ticari, sınai ve kültürel başkent İstanbul'a sefer eylerler. Buraların havası, suyu ne kadar 'kentli'yse, o kadar girmiştir onların sazlarına, sözlerine, müziklerine.
O takım, Barış Manço'ya ve onun gibi aynı damardan beslenenlere biraz şaka yollu, 'Asfalt âşığı' der. Bu şakada işin erbabı olmanın yalınlığı, sıfatları ve terimleri doğru yerlere koyma gerçekçiliği vardır. Nihayeti toprakla asfaltın dokusal, niteliksel ve yaşamsal farkının vurgusu vardır.* * *
Finalle birlikte ortaya çıkan Barış Manço sürprizinin temelinde bu farkın bilincinde olmanın yattığını sanıyorum. 'Kol Düğmeleri'nden (1967) 'Yeni Bir Gün'e (1978) Barış Manço müziğinde lirik, romantik, dramatik öğe ağır basar. Bu, biraz bugün rock çevrelerinin peşinde koştuğu 'kent ozanı' imge ve zihniyetinin o dönemde de geçerli olmasındandır. 'Yeni Bir Gün', tam bir dönüşüm içerir. O 'içli' (ve kurgusal) hava tümüyle gitmiş, gerçek, doğal, kendi sözünü söyleyen, kendi ritmini üreten bir müzik gelmiştir. Mizah, doğal bir dirilik, canlılık hemen kendini duyurur...
Tuhaf olan, bu parçalar dolaşımda olmasa da; radyolarda, televizyonlarda gün boyu bıktırırcasına yayımlanmasa da yaş ve çevre sınırı olmaksızın herkes için aşina, dahası içseldir. Çünkü gerçektir.
Avrupa pazarı arayışını, şarkılarını İngilizceye çevirişini hayatının en büyük hatası olarak niteliyordu Barış Manço. Bu yapaylığın tutmayışını 'Japonca üşüyemem, ben Türkçe üşürüm' sözleriyle açıklar.
Nerede, nasıl üşüdüğünüzü bilirseniz, neyi nasıl söyleyeceğinizi, yapacağınızı da bilir; 'doğru ürün'e ve doğru sonuca ulaşırsınız. Barış Manço'nun yarattığı sürpriz bu. Ardından ortaya çıkan taşkın sevgi, kendimiz olmaya ne denli gereksinim duyduğumuzun bir göstergesi belki de.
|
|
TARTIŞMA
Radikal-online tüm okurlarının görüşlerine evsahipliği yapıyor. Gelin görüşlerinizi kafanızdan çıkarın ve milyonlarla paylaşın. Katılım çok basit. Ve bir tıklama uzağınızda... KATILMAK İÇİN TIKLAYIN
ANKET
İçinde bulunduğumuz dönemin en güncel konularını, anket bölümümüzde bulacaksınız. Sesinizi yükseltin ve kendinizi temsil edin. Internet bunun için en uygun ortam... KATILMAK İÇİN TIKLAYIN
|
|