Irak'ın sevimli, yumuşak saldırganıSaddam Hüseyin'i 40 yıldır tanıyan Tarık Aziz, başbakanın olmadığı Irak'ta Başbakan Birinci Yardımcısı. Gerçek adı Mikhail Yuhanna olan Hıristiyan Tarık Aziz'in diplomatik pazarlıktaki yeteneği, çok iyi kullandığı İngilizcesi ve sürekli sigara içmesinin dışında dikkati çeken bir özelliği yok. Çünkü o yalnızca Saddam'ın ağzı, Saddam'ın yumuşak yüzü AYŞE K. ELLEGAARD
Mikhail Yuhanna, bilinen adıyla Tarık Aziz, kendisiyle karşılaşmış birçok insana göre, 'Irak'ın sevimli saldırganı'. Aziz, hiçbir görevin garantisinin olmadığı, en ufak ihanet şüphesinin bile ölümle sonuçlandığı Irak'ta hâlâ önemli bir isim olmasını ise Saddam Hüseyin'in otoritesinin dışına çıkmayı hiçbir zaman aklından bile geçirmemesine borçlu.
40 yılı aşkın bir süredir tanıdığı Saddam'ın İngilizce konuşan ağzı olan Yuhanna, Başbakan'ın olmadığı Irak'ta Irak Başbakan Birinci Yardımcısı görevinde. Irak ile ilgili her bilgide adına rastlanmasına karşın Yuhanna'nın kişiliğine ait bilgiler çok sınırlı; diplomatik pazarlıklardaki yeteneği, çok iyi kullandığı İngilizcesi ve ard arda sigara içmesi dışında göze çarpan bir özelliği yok. Çünkü o yalnızca Saddam Hüseyin'in ağzı.Musullu Hıristiyan 1936'da Musul'da Keldani Hıristiyan bir aileden doğan, babası orta düzeyde bir devlet memuru olan Mikhail Yuhanna, sonradan adını Tarık Aziz'e çevirmiş. Yuhanna'yken Aziz olması, Hıristiyan isminden kurtulup İslam'a daha uygun bir isim seçmesi, gençken üyesi olduğu Irak Baas Partisi'nde kolay tırmanma imkânı sağlayacağını düşünmüş olmasına bağlanıyor.
Irak'ın yüzde 3.7'sini oluşturan Hıristiyan nüfusun içinde yüzde 2.4 ile çoğunluğu ellerinde tutan Keldaniler 1551'de kendi kiliselerini kurdu, Suriye'den yola çıkmış olmalarına karşın merkezleri Musul oldu. Irak'taki nüfusları 550 bini bulan Keldanilerin en tanınmış ismi ise Tarık Aziz.
Aziz'in bugüne dek Saddam'ın gazabına hedef olmamasının bir nedeni de Hıristiyan olmasına bağlanıyor. Irak'ta bu kadar az insanın bağlı olduğu bir cemaatin üyesinin hiçbir zaman gerçek bir tehdit olamayacağını hesaplayan Saddam'ın yalnızca yakın aile üyelerini dahil ettiği yöneticiler sınıfına güçlü bir ailesi olmayan Aziz'i de alması, Irak politikası için şaşırtıcı bulunmuyor. Tarık Aziz'in bu dar çevredeki yeri ise, 'Ayrımcılık yapıyorsunuz' eleştirilerine maruz kalan Iraklı tüm diplomatların savunmasında önemli bir yer tutuyor: "Ama bizim Hıristiyan Tarık Aziz'imiz var."
Saddam Hüseyin, kendisine büyük imkânlar sağlayan, uzaktan da kuzeni olan Devrim Komuta Konseyi Başkanı Ahmet Hasan el-Bakr'ın sırtına basarak 1970'lerde Baas'taki yerini kuvvetlendiriyordu.
O dönemde Saddam Hüseyin Devrim Komita Konseyi üyesi değildi ama Baas davasının inançlı ve önemli bir elemanı olarak İran'ın da yardımıyla ayaklanan Kürtlerle meşguldu. Ancak Hasan el-Bakr, Iraklı Şiilere fazla yüz verince Saddam Hüseyin'den ilk darbesini yedi. Saddam Hüseyin, çoğunluğunu Şiilerin oluşturduğu ama Sunnilerin yönetimindeki Irak'ta Bakr'ın Şiilere yüz vermesinden hoşlanmamıştı. Ama Saddam'ın Bakr'a asıl ve öldürücü darbesi, Bakr, Suriye'ye federasyon öneren gizli bir mesaj gönderince geldi. Saddam Hüseyin, bir süre sırtına bastığı bu adamı devirmekten ve onun görevine gelmekten çekinmedi. Böylece o zamana kadar 'gazetecilik' yapan Tarık Aziz ile Saddam Hüseyin'in kaderleri birleşti. Tarık Aziz artık 1950'lerden beri tanıdığı Saddam Hüseyin'in Başbakan Birinci Yardımcısı idi.
Kendisine karşı bir komployu açığa çıkartan Saddam Hüseyin, bu kumpası kuran 68 Baas Partisi önde geleninin 28'ini idam ettirirken, Tarık Aziz'in parti içindeki yeri daha da sağlamlaştı. Aziz, adı bu kumpasa karışmayan çok az adamdan biriydi.
Hıristiyan Tarık Aziz'in Başbakan Birinci Yardımcılığı görevi İran İslam Devrimi'ne sempati duyan Iraklıları hiç memnun etmedi. Köktenci İslamcı militanlar Aziz'e 1980'de başarısız bir suikast düzenledi. Saddam Hüseyin bunu affetmedi ve bu suikast girişimini İran'la savaşa girmek için bir bahane olarak kullandı. Bütün savaş boyunca İranlılar Irak'ın yetkin olmayan kişiler tarafından, İslam'a aykırı biçimde yönetildiğini kanıtlamak için Hıristiyan Tarık Aziz'in varlığını öne sürdü. Kendisine karşı gelindiğinde daha da celallenen Saddam Hüseyin buna karşılık Tarık Aziz'e Dışişleri Bakanlığı görevini de verdi. Bu yıllarda Aziz, daha sonra kapısını çok aşındıracağı BM ve savaşta kendi taraflarını tutan Amerikalıları tanıdı. Aynı dönemde Aziz ülkesinin Fransa ile yakınlaşmasını da sağladı. Yayın Yönetmeni Tarık Tarık Aziz'in Saddam Hüseyin öncesi yaşamı ise süt liman. Bağdat Üniversitesi'nde İngiliz Dili ve Edebiyatı üzerine tahsil gördükten sonra Baas Partisi'nin kuruluşunun hemen ardından partiye üye olan, dış dünyaya karşı koyabilmek için güçlü bir Arap Birliği'ni savunan Aziz, 1958'de El Cumhuriye ile gazeteciliğe başladı. Sonra aynı gazetenin genel yayın yönetmeni oldu. Baas Partisi'nin 1963'te iktidarı ele geçirmesinin ardından da Camahir gazetesinde partinin sözcülüğünü yapmaya başladı. Bundan sonraki tüm hayatı boyunca da hep 'ağız' olarak yaşadı, bunun karşılığını da aldı.
1972'de Devrim Komuta Konseyi'nin üyesi oldu, iki yıl sonra da Enformasyon Bakanı. Bu dönemde kendisi ağızlık yaparken, medyanın gücünü de anladı. İsrailli gazetecilerinki hariç, kendisine uzatılan hiçbir teybi geri çevirmedi. En zor zamanlarda bile basınla iletişim kurmaktan kaçınmadı. New York'ta BM'yle yine bir kriz öncesi, sıkı pazarlıklar yaptıktan sonra ziyaret ettiği Time dergisi, onu şöyle tanımladı:
"Irak'ın sevimli saldırganı Tarık Aziz sorularımızı büyük bir sabırla, samimiyetle ve esprilerle cevapladı. Aziz'in, diktatörleri temsil eden diplomatlarda olması gereken tartışmaları saptırarak istediği yöne çekme kabiliyeti ise müthiş."
Aziz, 'Saddam'ın ağzı' görevini yaparken, kendi başına da kararlar aldı ama uzun zamandan beri tanıdığı Saddam'ın bu kararlara itiraz etmeyeceğini bildiği için. Örneğin dönemin ABD Başkanı George Bush'un, Saddam Hüseyin'e iletilmek üzere yazdığı ve 'Kuveyt'ten derhal çekilmezseniz, savaşacağız. Irak ordusu yok olacak' yönündeki tehdit dolu mektubu ABD Dışişleri Bakanı James Baker'dan almayı reddetti. O'na, "Askeri olarak güçlüsünüz, bize ağır kayıplar verdirebilirsinz ama dili kibar olmayan bu mektubu alamam" demişti ve bu konuşmadan hemen sonra da savaş başladı. Çünkü Aziz, Saddam Hüseyin'in bu mektup karşısında nasıl bir tepki vereceğini çok iyi biliyordu ve dolayısıyla, 'alsam mı acaba' tereddütü yaşamadı, Baker'ın, "Çok ciddi bir sorumluluk alıyorsunuz omuzlarınıza, çünkü bu mektubu okuyan tek Iraklısınız" demesine karşın. Ama Aziz'in o anda karar vermesinin tek sebebi Saddam'ı çok iyi tanıyor olmasında yatıyor. Bazılara göre Saddam'ın beyniyle Tarık Aziz'in ağzı arasında doğrudan bir bağlantı var. Aziz'in Saddam'ın aklından geçenlere tek eklediği ise 'iyi söz söyleme sanatı ve sevimli olma çabası'.
Saddam'ın yumuşak yüzü Tarık Aziz, bugün Ankara'da.
|