Tarih otopark oluyorSüleymaniye'deki ahşap binalar 'yandıktan' sonra otopark, Beyoğlu'ndakiler ise işhanı oluyor. Yanan binaların yerine kolaylıkla inşaat ruhsatı alınabilmesi de rantçıların iştahını kabartıyor AYŞEGÜL DİKENLİ
İSTANBUL - Eski semtlerdeki tarihi ahşap evlerin birbiri ardına yanmasına rant ve otopark mafyasının neden olduğu öne sürüldü. Sadece Süleymaniye'de son altı yılda 28 ahşap bina yanarken, yerlerinin hemen otoparklarla doldurulması dikkat çekti. Bu semtteki 16 Mart Şehitleri Caddesi'nde 12-24 Kasım arasında üç yangın birden yaşandı.
İtfaiye yetkilileri, "Süleymaniye'deki evleri otopark mafyası yakıyor. Beyoğlu'ndakiler çok katlı iş merkezi haline getirilmek için, Üsküdar'daki evler de ilgisizlikten kül oluyor" dedi.Yangın hızla yayılıyor İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Sabri Yalın, yangınların çok hızlı bir şekilde yayılması ve aynı yerlerde üst üste meydana gelmesinin sabotaj kuşkularını artırdığını belirtti. 'Açılan' yerlerin daha sonra otoparka dönüştüğünü söyleyen Yalın, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun mali gücünün olması ve binaların harabelikten kurtarılması gerektiğini kaydetti. Yangınların Yedikule surlarında başlayıp, Topkapı, Edirnekapı, Galata Kulesi çevresi, Beyoğlu ve Üsküdar'da yoğunlaştığını belirten Yalın, aynı zamanda SİT alanı içinde olan bu bölgelerde çıkan yangınların çok kısa sürede büyümesinin de bir rastlantı olmadığını vurguladı.
Süleymaniye'deki ahşap binalarda çıkarılan yangınların daha çok bölgenin gereksinimi olan otoparklara yönelik olduğunu belirten Yalın, Beyoğlu ve çevresindeki tarihi binaların da çok katlı iş merkezleri yapmak isteyenlerce yakıldığını öne sürdü.
Yalın, yanan binaların yerine yapılan inşaat için ruhsat alınmasında hiçbir engel olmamasının da kundakçıların 'iştahını kabarttığını' sözlerine ekledi.
İstanbul İtfaiye Müdür Yardımcısı Salih Karataş da, SİT alanı olan, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından koruma altına alınan tarihi binaların kontrolsüz kullanıldığına da dikkat çekerek, "Romenler, baliciler, tinercilerin konakladığı sahipsiz ahşap evler var. Gece bir yangın çıktığında 30 kişi birden bir evden çıkabiliyor" dedi. Karataş, Zeyrek'te Fatih Belediyesi tarafından koruma altına alınan tarihi evleri örnek göstererek, ahşap yapıların restore edilerek kamuya açılmasının, otopark yapmak için evleri yakanların cesaretini kıracağını söyledi. Ahşap bir binada başlayan yangının çok kısa bir zamanda müdahale edilse de söndürülmesinin güç olduğuna dikkat çeken Karataş, bunun nedeninin ise, benzin gibi hızlandırıcı maddelerin kullanılması olduğunu kaydetti. Karataş son olarak 12-24 Kasım 1998'de Süleymaniye 16 Mart Şehitleri Caddesi'nde üç yangının birden çıkmasının kuşku uyandırdığını belirtti. Koruma Kurulu'nda sayı yok Yanan binaların en önemli özelliklerinden biri de 'İstanbul Üniversitesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Süleymaniye Evleri Koruma Projesi' kapsamında olması. Yetkililer, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından koruma altına alınan binaların tam anlamıyla denetlenmediğini belirtti.
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu yetkilileri de İstanbul'da koruma altına alınan ve yanan binalarla ilgili ellerinde sağlıklı veri olmadığını itiraf etti. İstanbul 1 No'lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Müdürü Esin Yağcı, yaptırım güçlerinin olmadığını söyleyerek, "Yangınlarla ilgili olarak delil olmadan insanları suçlayamayız. Ancak delil bulmak da çok zor" dedi.
|