|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
|
|
Yine Babıâli'ye dair... Ölen Babıâli'ye bir ağıt daha... "Sonra harfle, izbe mürettiphanelerinde geceleri / Kurşun akrepler gibi üzerimize yağdılar / Linotiplerin mitralyöz ağızlarından / Çok itti kaktı, horladı bizi bu harfler. / Ezilmiş kâğıtlar, boyalar üzerinde / Yeniden, yeniden kurşuna dizdiler bizi."
'Mürettiphaneler', 'linotipler' vb. hep dünün Babıâlisi'nin teknik argümanları. Yılların gazetecisi Ahmet Güner kitabının (*) sonu 13'üncü bölüme 'Ölü Bir Babıali İçin Kaside' demiş. Yukarıda aktardığım dizeler, 'Yokuşa Sürülenin Türküsü' kasidesinden...
Gazetecilik mesleğine 1961'de Yeni İstanbul'da başlayan Ahmet Güner; neredeyse kırk yıllık tecrübe birikiminin ışığında, son zamanlarda çeşitli gazetelerde yazdığı köşe yazılarının 'Babıâli'ye müteallik olanlarını bir araya getirmiş 'Babıâli Ölürken'de... Şöyle sunuyor kitabını bize:
"Bu kitap, basın konusundaki uyarıların, temennilerin ve bir yerde iyi niyetle geleceğe dönük umutların göstergesi olarak düşünüldü.
'Babıâli Ölürken' çeşitli zamanlarda, çeşitli gazetelerde basın üzerine düşündüklerimiz ve yazdıklarımızdan oluştu.
Amaç, meslek ahlak ilkelerinden şaşmadan, Türkiye'nin insanı ve ülkesiyle özlediği bir çağdaş basının oluşmasıdır."
'Babıâli Ölürken'in kapsadığı yazıların ana ekseni hepimizin, her zaman üzerinde konuştuğumuz 'basın hürriyeti', 'basında tekelleşme'nin hemen ardından 'moral değerler', 'kültür', 'ideoloji', 'siyaset' ve 'mizah'ın basınla ilintisi... Gazetecilerin meslek kuruluşları, yasalarla ilişkileri ele alındıktan sonra, 'gazete' ve 'gazeteci'yi tanımlayan yazılar geliyor...
Kitabının 12'nci bölümünde Ahmet Güner'in dünün Babıâli'sinden çizdiği iki fotoğraf, yani Necip Fazıl'la Vecdi Bürün portreleri, tanımayanlar için, eski Babıâli'nin iki ilginç insanını bütün yönleriyle çok güzel sergilemiş.
Şair, hikâyeci, tiyatro yazarı Necip Fazıl'la gazetecilik ve fıkra yazarlığı nedeniyle birebir yaşadıklarından bazı kesitler sunuyor Ahmet Güner. Hele yazıları ve konuşmaları nedeniyle sık sık Ağır Ceza Mahkemesi önüne çıkarılışından örnekler, günümüz insanına oldukça
trajikomik gelebilir. Şöyle ki: "Yine bir başka davada; sessiz, sakin, iyi niyetli avukatını şöyle azarlamıştı:
Duruşmadaki sözlerimiz gök kubbede kıyametler koparıyor, galaksiler titriyor, yıldızlar yere dökülüyor, bizim avukat efendide ne hüzün, ne sevinç... Sadece bakıyor... Aksülamelsiz (tepkisiz) adam... İnsanı gayrı natık (konuşamayan insan)..." (S.352)
Birkaç yıl önce kaybettiğimiz 'Babıâli'nin son senyörü' Vecdi Bürün'ün Ahmet Güner tarafından yapılan en özlü tasviri: "18 yaşından 78 yaşına kadar, koltuğunun altında Fransızca dergiler ve gazeteler, üstünde usta bir terzi elinden çıkmış nefis bir kostüm, pahalı bir gömlekle uyum içinde parlayan nadide bir kravat, kâğıt hamalından başyazarına kadar hemen herkesi, her çalışanını tanıdığı Babıâli'de, etrafa zarif selamlar vererek gelip geçen bir beyefendi olarak yaşadı." (S.360)
Ölen Babıâli'ye bir ağıt daha okuyacaksınız...
(*) Babıâli Ölürken, Boğaziçi Yayınları, Şubat 1999, 376 sayfa.
|
|
TARTIŞMA
Radikal-online tüm okurlarının görüşlerine evsahipliği yapıyor. Gelin görüşlerinizi kafanızdan çıkarın ve milyonlarla paylaşın. Katılım çok basit. Ve bir tıklama uzağınızda... KATILMAK İÇİN TIKLAYIN
ANKET
İçinde bulunduğumuz dönemin en güncel konularını, anket bölümümüzde bulacaksınız. Sesinizi yükseltin ve kendinizi temsil edin. Internet bunun için en uygun ortam... KATILMAK İÇİN TIKLAYIN
|
|