|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
|
|
Hayat güzel midir, toplama kampında?Roberto Benigni, 'Hayat Güzeldir'de temerküz kampı gibi 'şakaya gelmez' bir konuyu mizah alanına taşıdığı için kendisine yöneltilen suçlamalara karşı kalkan olarak genellikle Şarlo'yu kullandı; ilhamını ondan aldığını açıkladı. Guido karakteri gerçekten de ilk elde Şarlo'yu ve Chaplin'i akla getiriyor; Benigni'nin filmin hemen her şeyi (yönetmeni, oyuncusu, senaristi) olması da. Ama benzerlikler bu kadarla sınırlı gibi. Öte yandan, Benigni'nin sinemasını tanımlamanın yolu belki de Chaplin'i doğru hatırlamaktan geçiyor.
Charlie Chaplin 1920'lerde yazdığı bir yazıda, Rusya'da insanların filmlerini ağlayarak izlediğine değinir; "Bu açıdan Ruslara özel bir ilgi duyuyorum" der, "Çünkü onları en az ilgilendiren şeyin sanatımın eğlendirici yönü olduğunu biliyorum." Şarlo'nun başına gelen komikliklere gözyaşı dökmek, sadece Ruslara özgü değil. Hepimizin bildiği gibi, onun filmleri komik olduğu kadar acıklıdır da; güldürme öğesi trajedi duygusuyla atbaşı gider o filmlerde. Bu da Chaplin'in aşırı duygusal yaklaşımından değil, 'toplumcu gerçekçi' denemese bile -Pudovkin'in adlandırmasıyla- 'insancıl gerçekçi' duruşundan kaynaklanır. Şarlo, bir güldürü makinesi ya da sinemanın palyaçosu olmaya soyunmaz; insanlık durumunun trajik çelişkilerine mizahi bir örtü çekmek yerine, katıksız mizahıyla o çelişkilerin altını çizer.
Aynı Chaplin toplama kampları üzerine bir film çekseydi, herhalde Benigni'nin düştüğü politik/etik zaafları daha net görmemizi sağlardı. 'Büyük Diktatör'de, yani 1940'ta, Alman halkına 'umutsuzluğa kapılmayın' diye seslenen birinin Nazi gerçeğine bakışı en azından Benigni'ninki kadar mesafeli olmazdı. Ya da sözgelimi, Şarlo'nun kamptaki biricik derdi çocuğunu ve
karısını kurtarmak olmazdı. Zaten onun çocuğu ve karısı da olmazdı ya!
'Hayat Güzeldir'in trajedi kısmı, filmde değil daha çok tarihsel dağarcığımızda yatıyor. Benigni de, maharetinin ve enerjisinin önemli bir kısmını seyircisini eğlendirmeye vakfetmiş görünüyor. İtiraf etmeliyim ki, filmi her seyirci gibi ben de büyük bir keyifle izledim. Ama daha bu keyfin tadını çıkaramadan insanın kafasına şu tür fikirler üşüşüyor: O trene gerçekten binmiş, o ranzalarda balık istifi yatmış, vahşeti ilk elden yaşamış, fakat şans eseri o cehennemden kurtulmayı başarmış birisi, Benigni'nin komedisini izlerken neler hisseder? Herkesin güldüğü esprilere o da güler mi? Vahşeti yaşamamış olanların bunu bilmesi zor, ama şu kadarını tahmin etmek zor değil: Film tüm antifaşist özüne karşın, gerçeği fanteziye dönüştüren yanıyla etik bir yükün altına giriyor. Büyük bir trajediden absürdlükler üretip müşterisini (burada seyirciyi) eğlendirmeye çalışan herkesin yüzleşeceği bir vicdani durum: Başkalarının acılarını paraya ve üne havale etme gaddarlığı.
Toplama kampı deneyimini bizzat yaşamış bir yazarın, Primo Levi'nin anılarına dayanan ve geçen yıl İstanbul Film Festivali'nde izlediğimiz Fransisco Rosi'nin 'Ateşkes'i, seyirciyi çok eğlendirmiyordu belki, ama faşizmin vahşi yüzünü çok daha kalıcı biçimde kazıyordu belleklere. Primo Levi'nin 1987'de intihar ettiği hatırlanırsa, 'anı'yla kurgu arasındaki farkın nereye kadar açılabileceği de anlaşılır. İşte bu yazarın anılarını maksimum kârâ çevirme dürtüsüyle hareket eden yayıncılar, kamptaki gözlemlerini anlatan bir kitabının
'If This is a Man' olan başlığını 'Survival in Auschwitz' diye değiştirtmekten çekinmemişlerdi.
Ne de olsa sabun üretmiyor belki ama Auschwitz adı hâlâ para ediyordu. Piyasa ekonomisinin pazarlama tilkiliğine daha yakın bir örnek: Bosna'daki savaşın çok gündemde olduğu günlerde, İvo Andriç'in özgün adı 'Travnik Kronika' (Travnik Günlüğü) olan kitabı İngilizcede yeniden basılmış, bu arada adı 'Bosnian Cronicle' (Bosna
Günlüğü) olarak 'düzeltilmişti'.
Her neyse, Benigni'ye dönersek... Adını Troçki'nin son nefesini verirken söylediği cümleden alan film, şairin 'Yaşamak güzel şey be kardeşim!' mısrasına yakın bir vurgu taşımakla birlikte; 'Hayat güzeldir' lafındaki yavanlık, hayatın sadece absürd yanlarına yatırımını yapmış bir filme yine de uymuyor değil. İçinde Şarlo'nun asla olmayacağı bir masal başlığı. Ama Benigni istediği kadar filmini masal olarak nitelesin, tarihin bir kesitini kullanarak zamane seyircisinin ağız tadına uygun bir yemek sunmuştur ve ekonomik anlamda hayli başarılı olmuştur.
Tevekkeli değil, Chaplin'i sürgüne zorlayan ABD, Benigni'ye kucak açıyor. Oscar pastası için sıraya girmiş bir Benigni'den de olsa olsa evcil bir zamane Şarlo'su olurdu.
|
| Tanıtım Linkleri |
Eğer bizi okuduktan sonra diğer Türkçe kaynaklara bakmak isterseniz, aşağıdan seçiminizi yapabilirsiniz:
- Sinema - Gösterimde olan ve gösterime girecek filmler, açıklamaları, detayları, tanıtım filmleri ve dahası
- Otomobil - Bir otomobil alma niyetindeyseniz, önce buraya uğrayın ve seçiminizi gözden geçirin
- En seçme kişisel sayfalar! - Eğer sıradan sayfalardan sıkıldıysanız, bir de bunları deneyin
- Internet sitesi yaptıracaklar - Eğer şirketinize bir sayfa yaptıracaksanız, tasarımcınızı buradan seçebilirsiniz
- Site Tanıtım Ağı - Bir siteniz varsa, burada tanıtımını bedava yapabilirisiniz. Gelin katılın!
- Dostluk Kulübü - Bini aşkın kişi sizi burada bekliyor
- Sanal Alem! - Bir şey yazmaya gerek var mı?
|
|
TARTIŞMA
Radikal-online tüm okurlarının görüşlerine evsahipliği yapıyor. Gelin görüşlerinizi kafanızdan çıkarın ve milyonlarla paylaşın. Katılım çok basit. Ve bir tıklama uzağınızda... KATILMAK İÇİN TIKLAYIN
ANKET
İçinde bulunduğumuz dönemin en güncel konularını, anket bölümümüzde bulacaksınız. Sesinizi yükseltin ve kendinizi temsil edin. Internet bunun için en uygun ortam... KATILMAK İÇİN TIKLAYIN
|
|