|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
|
|
28 Şubat üç beş askerin işiDemirel, demokrasiye sahip çıkmadı. İTÜ'den beri iç dünyasında bir Erbakan fobisi var
MHP, şehit cenazelerini istismar etti. Askerler Güneydoğu'da Özel Tim yüzünden MHP'li oldular
Fazilet, Refah'ın oylarını sahiplenemedi. Bizim derin devletle mücadelemiz var Geçen seçimlerde Refah birinci parti olduğu halde, bu seçimlerde Fazilet niye üçüncü oldu? Nerede hata yaptı?
Refah 1995'te yüzde 22 oy almıştı. Fazilet ise yüzde 15 oy aldı. Fazilet, Refah'ın söylemlerini kullanmadı. Refah'ın oylarını sahiplenemedi. Çünkü altyapısı tamam değildi. Onun için yüzde 15 oy bile büyük bir başarıdır.
Fazilet'in oyuyla ilgili sizin seçim tahmininiz neydi?
Yüzde 22 alacağını düşünüyordum.
Neden şimdi yüzde 15 başarılı bir oran oluyor peki?
Partinin Refah gibi teşkilatlandığını düşünüyordum. Söylemle ilgili de, birebir temaslarda, "Arkadaş ne yapalım böyle konuşmak mecburiyetindeyiz" denebilirdi.
Peki oy kaybınızda, bunların dışında başka bir neden olamaz mı?
Olamaz.
Sizce Refah'ın iktidar dönemi, taraftarlarınız için hayal kırıklığı olmadı mı?
Hayır. Bizim camianın bazı köşe yazarları "Refah 28 Şubat kararlarına karşı sessiz kaldı. Başörtüsüne sahip çıkmadı" diyorlar. Geçenlerde bir tanesine mektup yazdım, "Otur oturduğun yerde" dedim. Bizim derin devletle mücadelemiz var. Rejimle, devletle mücadelemiz yok. Refahyol hükümetinde Adalet Bakanı'ydım. Ankara adliyesindeki hâkim ve savcıların Genelkurmay brifingine gitmelerine izin vermedim. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'ndan, gidenler hakkında işlem yapmasını istedim. Fakat kurul üyeleri de gitmiş.
Refah'ın iktidarının taraftarlarınız
için bir hayal kırıklığı olmadığını söylüyorsunuz. 28 Şubat sürecine Türkiye'nin girmesine yol açan Milli Güvenlik Kurulu belgesinin altında sizin partinizin yöneticilerinin de imzası var. Taraftarlarınızın en çok şikâyet ettiği bir süreci kendi imzalarınızla, hiç itirazsız başlatmış olmanızın taraftarlarınızca olumlu karşılandığını mı düşünüyorsunuz?
MGK kararı dört maddedir. Biz sadece MGK kararını imzaladık. 18 maddeyi imzalamadık. Erbakan Hoca'ya 18 maddeyi imzalatmak istediler, imzalamadı. Bizim imzaladığımız MGK kararındaki dört maddede, 'yobazlıkla, şeriatla, gericilikle mücadele edelim' deniliyor. O konuda kimsenin bir itirazı yok ki. 18 madde ise tamamen farklı bir şey.
Yapmayın... 18 maddede, ayrıntıya giriliyor. Sözü edilen dört madde için uygulamanın neler olacağı anlatılıyor.
Hayır, 18 madde tamamen ayrı. Biz hiçbir zaman imam hatip okullarının kapatılması kararının altına imza atmayız, atmadık da. Dört maddede bir tek imam hatip, Kuran kursu ve vakıf kelimesi yok.
On sekiz madde, sizin imzaladığınız dört maddelik MGK kararının ekinde yer almıyor mu? İmzaladığınız kararda da zaten bu ekin Bakanlar Kurulu'na gönderilmesini kabul etmişsiniz.
Ekin gönderilmesini kabul etmek demek, o ekin içinde olanları kabul etmek değildir. Bakın şunu açıklamama müsaade buyurun o zaman. Bu 18 maddeyi içeren bir karar alınmak istenmiştir MGK'da. Çiller için bunlar önemli değildir. Erbakan Hoca orada tek başına bir mücadele verdi. Ve, Demirel ortaya bir teklif attı. "18 maddeyi MGK Genel Sekreteri imzalasın. Ve bu, MGK bildirisine ek olarak gönderilsin. Hangisi demokratik, hangisi değil, hükümet değerlendirsin" dedi. Erbakan Hoca sadece MGK bildirisini imzaladı. Şimdi siz bu bir gizli belge olduğu için bunu açıklayamıyorsunuz. Ama gazetelere bu metinler, vermemesi gerekenler tarafından veriliyor. Bu bilgiler ordunun içinden, Batı Çalışma Grubu'ndan gidiyor. Ben şimdi 28 Şubat'ın bir kitapçığını yazıyorum. 28 Şubat, 500, 600 bin kişilik bir ordunun müdahalesi değil. Orduda üç beş kişinin hareketi, o kadar. MGK'nın bazı üyeleri rantiyenin adına görev aldılar. Askeri üniformayı kullandılar. Bugün Güven Erkaya, Teoman Koman neredeler?
Son küskünler hareketinde de Fazilet'in çok tutarlı davrandığı söylenemez. Seçimleri en çok siz isterken, Erbakan'ı seçimlere sokabilmek için birden tavır değiştirdiniz. Bu tür tavır değişimleri taraftarlarınızca normal mi karşılanıyor?
Kararsız seçmenler üzerinde etkili olmuş olabilir bu. Yalnız siz 20'nci dönem parlamentosunun demokrasi karnesine baktınız mı? Bir tek geçer not yok.
Sizin iktidarınızın da geçer notu yok. Madem 312'nci madde bu kadar antidemokratikti, neden kendi iktidarınız döneminde değiştirmediniz bu maddeyi?
Bazı çalışmalar adım adım yapılır. Ben
Adalet Bakanı'yken 312'nci maddenin DGM kapsamından çıkarılması için Meclis'e bir kanun değişikliği sevk ettim.
Peki siz, siyasi partilerin kapatılmasından yana mısınız? Yoksa demokrasilerde parti kapatılamayacağı görüşünü mü savunuyorsunuz?
Siyasi parti kapatılması bu ülkede sona ermelidir. Kurulup seçime girmiş bir partide eğer bazı kişiler çatlak ses çıkartmışsa, onlar cezalandırılmalı, parti cezalandırılmamalıdır.
Şimdi bu görüştesiniz ama geçmişte HADEP'in kapatılması görüşüne karşı çıkmadınız. DEP'li milletvekillerinin Meclis'te tutuklanmasını da desteklediniz. Bu çifte standardın inandırıcılığınızı azalttığını düşünmüyor musunuz?
Şimdi bu doğru. Ama DEP'li milletvekillerinin haliyle bizim halimiz birbirinden farklı. Biz onların anadilleriyle konuşmalarına tepki göstermedik. Leyla Zana'ya, "Niye öyle yemin ettin" diye biz bir tepki göstermedik. Biz onu normal karşılıyoruz. Burada bizim tepkimiz veya sessiz kalışımız bu insanların PKK ile olan yakın ilişkisiyle ilgilidir. Hem sessiz kalmak, DEP'lilerin Meclis'te tutuklanmalarına destek çıkmak demek değildir.
Sessiz kalmak taraf olmaktır.
Tabii, bir insanın kendisinin canı acımayınca meseleyi tam anlayamıyor, bu böyle.
28 Şubat'ta 'derin devletle' başınız derde girdi. Ama, Susurluk için Erbakan 'fasa fiso' deyince demokratların da desteğini kaybettiniz. Bazen demokrat bir parti gibi bazen derin devletin bir parçası gibi davranmak acaba taraftarlarınızda bir kimlik krizi yaratmış olabilir mi?
Söylenen bazı kelimelerin getirdiği götürdüğü olabilir. Ama Erbakan Susurluk konusunda ısrarla sorulan sorulara fasa fiso demişse bunu fasa fiso kabul etti anlamına gelmez. Erbakan, teftiş kurulunu seferber etti.
Fazilet'te yeni bir hareketin başladığı ve bu hareketin 'eskileri' tasfiye etmek istediği söyleniyor. Tasfiye edilebileceğinizi düşünüyor musunuz? Yoksa sizi tasfiye edebilecek bir güç yok mudur?
Tasfiye diye bir şey söz konusu değil. Öyle olması isteniyor. Bazı yeni gelmiş bizi tam tanımamış insanlar üzerinde birtakım etkiler oluşturulmak istenebilir. Ama onlar da gelip bizi tanıyacaklar. Ben bu camianın abisiyim. Ne bana ne de Erbakan Hoca'ya dargın, kızgın kimse yok. Hem Tayyip meselesi yeni değil. On yıldan beri söyleniyor. Bu çocuk benim yanımda büyüdü. Ben 1977'de İstanbul Belediye Başkan adayıyken, bu duvarlara afiş yapıştıran bir delikanlıydı. Yanımızda gelişti.
Bülent Arınç başkanlığa aday olacağını söyledi.
Bülent Arınç güzel konuşmakla parti lideri olamaz. Başkan olmaya layık olanlar Recai Bey gibi konuşur. Genel başkan olacağım demekle kimse genel başkan olamaz. Bu yetenektir. Biz Refah'ta kendimizden sonra lider kadro hazırladık. Her şeyin bir zamanı vardır.
Refah Partisi iktidardayken bütün ülkede bir 'irtica tehlikesinden' söz ediliyordu. Siz yalnızca 6 puan kaybettiniz seçimlerde ama artık kimse irtica tehlikesinden bahsetmiyor. Gerçekten bir irtica tehlikesi var mıydı?
Sanaldı, suniydi.
Peki neden bir irtica tehlikesi olduğu kuşkusu yaratacak davranışlarda bulunup, 28 Şubatçılara büyük bir fırsat verdiniz? Başbakanlık'ta tarikat liderlerine verilen yemek, Taksim'e cami, Sincan'daki gösteri, bazı milletvekillerinizin laikleri ürkütecek konuşmaları normal miydi? Bir yandan derin devletin her dediğini aynen yaparken bir yandan bu kadar kışkırtıcı davranmanın anlamı neydi?
Taksim camiinin kararı 10 sene önce alınmış. Kararı alınırken gürültü kopmuyor, kararı icra edelim dediğiniz zaman gürültü kopuyor. Başbakanlık'ta yemeğe gelince, yüz kişi içinde üç tane sarıklı var. Hadi tarikat lideri diyelim biz bunlara. Kaldı ki içeride sarıklı değildi bunlar, arabada sarıklı gelmişler. Demirel'in Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nde tarikat liderlerleriyle, sarıklı kişilerle çekilmiş bir resmi var. Biz bunu Anayasa Mahkemesi'ne sunduk. Onunki suç olmuyor, bizimki oluyor.
İktidara geldiniz. Sizden icraat beklenirken, siz yüzde onluk kemikleşmiş kitlenizi tatmin etmek için keskinlikler yaptınız. Kayseri Belediye Başkanı, Müslümanların içlerindeki kine, öfkeye sahip çıkmalarını istedi. Şevki Yılmaz kanla mı, oyla mı diye sordu.
Kayseri Belediye Başkanı'nın sözü kışkırtıcıdır. Cezası da verilmiştir. Etrafta kışkırtıcı
adam mı ararsınız. Adnan Keskin ve Uluç Gürkan'ın konuşmaları kışkırtmıyor muydu?
Siz ve Erbakan bugün yasaklı iki politikacısınız. Yeniden siyasete dönmeyi düşünüyor musunuz?
Siyasetten kopmadık ki, dönelim. Ben siyasetin her bakımdan içindeyim, kanun teklifleri hazırlayıp, "Meclis'te bunları kanunlaştırın" diye arkadaşlara gönderiyorum.
Sizi parlamentonun dışına iten güç birçok Kürt politikacıyı da hapse attı. Kendi özgürlüğünüzü isterken o politikacıların da özgürlüğünü istiyor musunuz? Yoksa yalnızca kendi özgürlüğünüzle mi ilgilisiniz?
Herkes için istiyorum. Bizim kapatılmamız mümkün değildi. Ama Demirel yargılanmamız sırasında demokrasiye sahip çıkmadı. Mahkemeye bu kararı verdirdiler. Verdirenler arasında Demirel, "Ben yokum. Ben yargıya karışmadım" diyemez. Demirel'in Teknik Üniversite'den beri iç dünyasında bir Erbakan fobisi var. Cumhurbaşkanlığı için bundan sonra Erbakan diyerek, biz ateşe benzin döktük.
Son seçimlerden sonra bir özeleştiri toplantısı yaptınız mı Erbakan'la?
Biz ikimiz haftada üç dört gün görüşürüz.
Sizce neden MHP sizden fazla oy aldı?
Kongrede akademik bir kadro kurdu, bütün teşkilatı eğitti. Bir de MHP şehit cenazelerini istismar etti. Bizim camia böyle bir şey yapmaz. Bizde cenaze sessizce takip edilir. Hadi 'Ya Allah Bismillah Allah'ü Ekber' buna da tahammül ederiz ama ya bu? (Kurt işareti yapmaya çalışıyor...) Cenazeleri kullanmakla kalmadılar, Özel Tim de Doğu'da askerliğini yapan gençleri devamlı olarak işledi.
Özel Tim MHP ağırlıklı mı?
Evet. Ben bunu "Özel Tim siyasi örgüt haline geldi. Bu görüntü buradaki terörün kaynaklarından biri" diye 1994'te uyardım. Güneydoğu'da savaşan askerler oradayken MHP'li oldular. MHP gençlerin oyunu aldı.
MHP'nin değiştiğine inanıyor musunuz peki?
Tam olarak değiştiğini kabul edemem.
Siz değiştiniz mi peki?
Görüşleri değiştiremezsiniz ama konuşmalara dikkat edilmeli. Grup başkanvekiliyken arkadaşları uyarırdım. Meclis'e geldiklerinde, milletvekili olarak dikkat etmeleri gereken şeyleri (Atatürk Kanunu ya da Cumhurbaşkanı'na, hükümete hakaret gibi) yazar, ellerine verirdim. Mayınları görsünler diye. Fakat 1995'te milletvekili sayımız 40'lardan 158'e çıktı. Ve, ben bakan oldum. Partiyle meşgul olamadık, çatlak seslere bir engel koyamadık.
|
| Tanıtım Linkleri |
Eğer bizi okuduktan sonra diğer Türkçe kaynaklara bakmak isterseniz, aşağıdan seçiminizi yapabilirsiniz:
- Sinema - Gösterimde olan ve gösterime girecek filmler, açıklamaları, detayları, tanıtım filmleri ve dahası
- Otomobil - Bir otomobil alma niyetindeyseniz, önce buraya uğrayın ve seçiminizi gözden geçirin
- En seçme kişisel sayfalar! - Eğer sıradan sayfalardan sıkıldıysanız, bir de bunları deneyin
- Internet sitesi yaptıracaklar - Eğer şirketinize bir sayfa yaptıracaksanız, tasarımcınızı buradan seçebilirsiniz
- Site Tanıtım Ağı - Bir siteniz varsa, burada tanıtımını bedava yapabilirisiniz. Gelin katılın!
- Dostluk Kulübü - Bini aşkın kişi sizi burada bekliyor
- Sanal Alem! - Bir şey yazmaya gerek var mı?
|
|
 Detayları için tıklayın
TARTIŞMA
Radikal-online tüm okurlarının görüşlerine evsahipliği yapıyor. Gelin görüşlerinizi kafanızdan çıkarın ve milyonlarla paylaşın. Katılım çok basit. Ve bir tıklama uzağınızda... KATILMAK İÇİN TIKLAYIN
ANKET
İçinde bulunduğumuz dönemin en güncel konularını, anket bölümümüzde bulacaksınız. Sesinizi yükseltin ve kendinizi temsil edin. Internet bunun için en uygun ortam... KATILMAK İÇİN TIKLAYIN
|
|