|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Anket
|
|
'Gılgamış, düştü' derler Tarihçi Gordon Childe türümüzün üç büyük devrimden geçtiğini söyler. Avcılıktan tarıma geliş, kentlerde yaşamaya başlamamız ve üçüncü olarak da sanayi devrimini gerçekleştirmemiz.
Sosyalist ve kapitalist modellerin kıyasıya kapıştırıldığı 60'lı yıllarda, aydınlar 'geri kalmış' diye tabir ettikleri ülkelerin hangi sistemle gelişmiş ülkelerin düzeyine erişebile-
ceklerini tartışırlardı. O sırada Türkiye'nin kalkınmasını hızlandıracak bir darbe yapıldığı müjdelendi vatandaşlara.
12 Mart cuntasının kurduğu sivil hükümetin 'Beyin takımında' yer alan bir IMF eski görevlisi, Türkiye'nin
2011 yılında Batı'yı yakalayabileceğini söylemişti. Hesapça Türkiye, sanayii devrimini çok daha önce tamamlamış olan Batı'dan tam 41 yıl geriydi. 'Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bu kadar geri olduğunun hükümetçe açıklanması toplumda şok etkisi yarattı. Askeri darbenin devirdiği 'Çoban Sülü' lakaplı Demirel'in vaatlerine karnı tok olanların bir kısmıysa bu 'ilerici' darbeyi destekliyor 'Pilav değil, plan istiyoruz' diyorlardı.
Nedense ülkeler kaç yılda kalkınabilir diye hesap yapanlarla bunların planlarını ciddiye alanlar fazla tarih bilmek gereksinimini duymuyorlar. Türümüzün ilk devrimi olduğu söylenen tarım toplumuna geçiş M.Ö. 6000'li yıllarda Balkanlar ve Anadolu'da Çatalhöyük'te gerçekleşiyor. Aynı devrim dünyada sanayi devrimini ilk gerçekleştirecek olan İngiltere'de ise M.Ö. 3800'de, yani Çatalhöyük'ten 2200 yıl sonra. Uzmanların 'ileri' ve 'geri' toplum mantığını benimsersek.
İngiltere'de yaşayanların 2000 yıl boyunca neden geri kaldıklarını açıklamamız gerekiyor. Hele Türkiye'ye bu mantıkla bakanlar Anadolu'da yaşayanların iki bin yıl öndeyken nasıl 41 yıl geriye düştüğünü de anlatmak durumundalar.
Taş devrinde yaşayanlara göre çağdaş dünya düzenimizin daha 'ileri' olduğunu fazla düşünmeden kabullenip geçmişimizdeki 'vahşet ve ilkelliğe' ibretle bakıyoruz.
Evrensel bir beyannamemiz var çocuk haklarını korumak için. Ama toplam nüfusunun yarısından fazlası 18'den küçük olan Afrika'daki savaşların askerlerinin çoğu çocuk. Neolitik dönemde çocuklar tanrılara kurban edilmiş. Günümüzdeyse onlar dünyanın dengesiz ekonomisinin açlıktan ölen kurbanları. Ama, artık orda burda cereyan eden savaşların sayısını bile bilmediğimiz gibi, ilerledik mi geriledik mi türünden tartışmaların da sonu yok. İsteyen, türümüz, asıl vahşet dönemine 20. yüzyılda
ABD'nin Japonya'da sivillere karşı kullandığı atom bombası ve Hitler'in soykırımıyla
girdi deyip, kestirmeden işin içinden de çıkabilir.
Ancak her zamanki gibi dünler gidenlere, bugünlerse bizlere ait. Dünyanın en eski destanı sayılan Gılgamış'ta "İnsanların günleri sayılı, başarıları esip giden hava gibidir" diyen kahraman Gılgamış gene de şöyle sesleniyor kendi kendine:
"İlerle, korkma.
Düşersem adım kötüye çıkar,
Gılgamış düştü, derler
Yaman Humbaba'nın karşısında
Torunlarım bile utanç içinde yaşar."
|
| Tanıtım Linkleri |
Eğer bizi okuduktan sonra diğer Türkçe kaynaklara bakmak isterseniz, aşağıdan seçiminizi yapabilirsiniz:
- Sinema - Gösterimde olan ve gösterime girecek filmler, açıklamaları, detayları, tanıtım filmleri ve dahası
- Otomobil - Bir otomobil alma niyetindeyseniz, önce buraya uğrayın ve seçiminizi gözden geçirin
- En seçme kişisel sayfalar! - Eğer sıradan sayfalardan sıkıldıysanız, bir de bunları deneyin
- Internet sitesi yaptıracaklar - Eğer şirketinize bir sayfa yaptıracaksanız, tasarımcınızı buradan seçebilirsiniz
- Site Tanıtım Ağı - Bir siteniz varsa, burada tanıtımını bedava yapabilirisiniz. Gelin katılın!
- Dostluk Kulübü - Bini aşkın kişi sizi burada bekliyor
- Sanal Alem! - Bir şey yazmaya gerek var mı?
|
|
|
|