|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Anket
|
|
Neo-faşizm Hızla küreselleşen yeni dünyanın ekonomik ve politik ilişkileri eski dünyanın sağ ve sol uçlarını birbirine yaklaştırdı. Bu yaklaşmanın temel nedeni, ulus - devletin sönmeye başlaması. Milliyetçi sağın bundan hoşlanmaması doğal. Her türlü uluslararası etki onlar için 'kozmopolitizm'dir. Kötüdür. 'Milli egemenlik'ten (ki çok zaman çağdışı davranışları anlatan bir kelime bu) vazgeçemezler.
Kendini 'sol'da görenlerin açıktan yabancı düşmanlığı yapması yakışık almadığı için onlar 'emperyalizm" kavramına sımsıkı sarılıyor. Onlar için de ulus - devlet hareket alanı, iktidarın mümkün olan yeri.
Avrupa'nın birçok ülkesinde de sol 'birlik' fikrine alışmakta güçlük çekmişti. Ama zamanla bu kaygılar büyük ölçüde aşıldı; şimdi Avrupa Birliği kavramıyla mücadele eden yalnız faşizan sağ kaldı.
Dünyada gözlemlenen bu eğilimler doğal olarak Türkiye'de de var. Ama bazı farklarla. Önemli bir fark 'insan hakları'na yaklaşımda görülüyor. 12 Eylül uygulamaları, solun önemli bir kesimini insan haklarını benimsemeye zorladı. Bu başlangıçta 'araçsal'lığı ağır basan bir tavırdı. Faşizan, dediği dedik bir uygulamaya karşı, meşruiyeti dünyaca tanınmış bir savunma söylemi kazandırıyordu. Ama zaman içinde anlamını buldu ve yerleşti, 'araçsal' olmaktan çıktı.
Oysa birçok yerde sol 'insan hakları' kavramına da karşı tavır alabiliyor. Mantığı oldukça basit; bunlar liberal demokratik lakırdılardır, liberal demokrasi de kapitalizmin ürünüdür; kapitalizmin uluslararasılaşması demek olan emperyalizm dünyada hegemonya kurmak için bu lakırdıları kullanır.
Türkiye'deki sol, biraz önce değindiğim deneyiminden ötürü, bu basit mantığa hapsolmaktan kurtuldu. Ya da 'büyük ölçüde kurtuldu' diyeyim, çünkü öyle düşünen ve bunları söyleyenler de var. Onlar, bu söylemin asıl sahibi olan milliyetçi sağa akıl hocalığı yapıyor ve teorik cephane sağlıyorlar.
İkinci fark da İslam'ın Türkiye'deki özgün yerinden kaynaklanıyor. Evrenselliğe karşı direnişte, İslam dünya çapında en sağlam kale sayılabilir. Dolayısıyla bütün anti - globalist cephelerde önemli bir yeri var. Ama Türkiye'de laikliğin milliyetçi ideolojide tuttuğu yer böyle bir ittifak ya da cepheleşmeye imkan vermiyor.
Son seçimleri ulus-devletin zaferi olarak yorumlayan ve 'işte, hala yaşıyor' diye sevinenler çıktı. Yorum bence de doğru. Ama zaten kimse 'ulus-devlet artık yok' dememişti. Miadı dolan birçok siyasi biçim ve kalıp uzun süre yaşamaya devam edebilir, etkili de olabilir. Yugoslavya'da da, İran'da da,
ulus-devlet bütün enerjisiyle yaşıyor. Ve gerçekten de son seçimde Türkiye ulus-devletini daha uzun süre yaşatmaktan yana oy kullandı. MHP'nin ulaştığı yüksek oy oranı da bunun doğrudan bileşkeniydi. Sorun, bunu anlamak.
|
| Tanıtım Linkleri |
Eğer bizi okuduktan sonra diğer Türkçe kaynaklara bakmak isterseniz, aşağıdan seçiminizi yapabilirsiniz:
- Sinema - Gösterimde olan ve gösterime girecek filmler, açıklamaları, detayları, tanıtım filmleri ve dahası
- Otomobil - Bir otomobil alma niyetindeyseniz, önce buraya uğrayın ve seçiminizi gözden geçirin
- En seçme kişisel sayfalar! - Eğer sıradan sayfalardan sıkıldıysanız, bir de bunları deneyin
- Internet sitesi yaptıracaklar - Eğer şirketinize bir sayfa yaptıracaksanız, tasarımcınızı buradan seçebilirsiniz
- Site Tanıtım Ağı - Bir siteniz varsa, burada tanıtımını bedava yapabilirisiniz. Gelin katılın!
- Dostluk Kulübü - Bini aşkın kişi sizi burada bekliyor
- Sanal Alem! - Bir şey yazmaya gerek var mı?
|
|
|
|