|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Anket
|
|
Çocukları olanları alakadar eden ve etmeyen şeyler Biliyorsunuz, ben aynı zamanda mühim bir çoluk çocuk uzmanıyım. Vatanımızda İhsan Doğramacı'nın (nam-ı diğer Dr. Spock) açtığı o şanlı yoldan... Bunu yazarken İhsan Doğramacı'nın Uzay Yolu'ndaki Dr. Spock'a da benzediği geldi aklıma. Enteresan değil mi? Benim uzmanlığım bir kızım olması ve kızımın hâlâ 'çocuk' olması yüzünden. Bu cumartesi bizde 'Kızlar Partisi' vardı. Bu sene iki de karma
parti vermiş durumdayız. En son olarak sıra, buna geldi.
Atla deve değil, üç küçük kız davetli, artı benim kızım. Eşittir dört küçük kız bir evi ne kadar dağıtabilir? Bunun cevabını çocuk partileri vermiş anneler bilir! İnanılmaz. Taş taş üstünde bırakmıyorlar. Partinin sonunda teslimata gelen bir baba tüm içtenliğiyle: "Çok yormamışlardır, umarım," diyor. Benim de tüm içtenliğimle: "Yooo, ne münasebet! Bir bahar yağmuruydu geldi geçti," filan demem gerekiyor. Ben yüzüme teğellenmiş buruk bir tebessümle hiçbir şey diyemiyorum! Yani, nezaketen dahi! Zira ömrümde bu kadar yorulmadım. VIDI VIDI VIDI. Ama şimdi üstünden birkaç gün geçince... Hiç de fena değildi. Bir kere bu okazyonlarda benim adım 'Meleğin Annesi.'
"Meleğin Annesi, susadım."
"Meleğin Annesi, arkamı bağlar mısın?"
"Meleğin Annesi, şimdi ben tavşan olmak istiyorum."
"Meleğin Annesi, şunu dizer misin?"
Bu böyle saatler, saatlerce sürüyor. Her an her şeyi yapmak: boncuk dizmek, habire kıyafet değiştirmek, dans etmek, 'faaliyet yapmak' (yuva çocukları terminolojisi), evcilik oynamak, doktorculuk oynamak, masaların, koltukların tepesine tırmanmak ve mutlaka her şeyi ellemek ve başka bir noktaya bırakmak istiyorlar. Neyse dans ederlerken onları videoya çektim. İlerde seyreder, 'ne tatlıymışız' derler.
Şimdi kadın köşeciliğin dram ve durumunu görüyorsunuz. Ben istemez miyim CHP kurultayı üstüne bir yazı döktüreyim? Benim gönlüm mesela, Hasan Fehmi Güneş'ten yanaydı. Ama Deniz Baykal'ın katılamaması, o 'canlı' kurultay manzaraları, ayrıca Altan Öymen gibi saygın ve doğru dürüst bir ismin CHP'nin başına gelmesi filan, hepsi bence son derece olumlu 'gelişmeler.'
"Sana ne CHP'den" derseniz, valla kıyısından köşesinden elimde değil, alakadar olmadan olamıyorum derim. Ama yine mevzumuza, yani çoluk çocuk meselelerine dönelim.
Geçenlerde Melek'le dişçiye gittik. Arka dişlerden birinde minik bir çürük varmış, ona dolgu yaptırmaya. Melek'te bir sevinç, iki sevinç; dişçiye gideceğim diye sevinçten uçuyor! Ben de dişçiden korkmam, uçaktan korkmam, karanlıktan korkmam, asansörden korkmam, korkmam Allah korkmam. Ondan bundan korkanları, korku sahibi olup, korkularını hassasiyetle koruyanları da, anlayamam. Yani niye korkarlar dişçiden, uçaktan, yükseklerden; şaşırırım korkan insanları izlerken. Korku, biliyorsunuz davranışçı psikolojiye kalırsa 'öğrenilen' bir duygu. Meşhur küçük Albert deneyi vardır mesela. Hayvanlardan korkmayan küçük Albert'i bir odaya koyarlar. İçeri bir fare salıp basarlar çığlığı. Bir tavşan bırakıp basarlar çığlığı. Sonunda zavallı küçük Albert, tüylü oyuncaklardan dahi korkar hale gelir. Tabii o zamanlar psikolojinin mesut günleri. Böyle hakiki çocuklarla 'korku öğretilir mi' deneyleri yapabiliyorlar. Alimallah şimdi öyle bir deney yapsalar, küçük Albert: "Bunlar beni RUH hastası yaptılar üç kuruşluk ispatları uğruna," diye üstlerinden donlarını dahi, tazminat olarak alır. Mesela Serdar Turgut da Amerikalı olsaydı babasından ne şahane bir tazminat koparırdı, tahayyül edin!
Ben kızımın dişçi korkusu, uçak korkusu, o korkusu bu korkusu yok diye sevinedurayım, Nazan'ın önerisiyle geldiğimiz dişçi hanım öylesine tatlı, sevgi dolu mahir ve iyiydi ki... Yapacağı her hareketi tatlı tatlı izah ediyor. Kızımın fikrini alıyor. Melek dişçi koltuğunda mest, mest! Benim sevgili arkadaşım Nazan'dan hepinizin hayatında birer adet olamayacağına göre Prof. Zeynep Aytepe'nin ismini dayanamayıp ben vereyim bari. Bir de Melek'le Coca Cola, gazoz, lolipop ve çikolata konusunda öylesine harika konuştu ki Zeynep Hanım, Melek şimdi bunları içmiyor, yemiyor. Valla. 'Kızlar Partisi'nde bile yumurta çikolatanın yalnızca yarısını yedi. O kadar; günlerdir, başka 'zararlı' girmedi ağzına. Bu da başka bir uç mu; biz de ona Amerikanvari bir çikolata korkusu, çürük diş korkusu, sağlıksız yiyecek korkusu mu vermekteyiz diye düşünmüyorum da değil. Bir şey yemeden muhakkak soruyor: "Anne! Kiraz sağlıklı mı?" "Anne, çilek sağlıklı mı?" Bu 'sağlık bilinci' de biraz tuhafçana. Ama işte, tuhaflıklardan kaçış yok.
Zeynep Hanım'ı bulduğumuza sevinedurayım (ben de o muayenehanede amma çok 'duygu' seline maruz kalmışım), "Allahım," dedim "Ne şanslıymışım ki, en yakın arkadaşlarımdan biri ortodontist. Yıllarca, yıllarca kızımla gitmek zorunda kalacağım. Ama altı üstü Nazan'ın muayenehanesi. Sıramızı ve Melek'in işinin görülmesini beklerken paten kayabilirim, Serdar Ortaç'ın ölümsüz bestelerini mırıldanabilirim, koltukların üstünde zıplayabilirim."
"Orda dur," dedi İÇ SES. "Koltuklarının üstünde sıçramaya kalkarsan, en yakın arkadaş markadaş, Nazan seni kovar."
"Doğru," dedim. "Buna dayanamaz."
|
| Tanıtım Linkleri |
Eğer bizi okuduktan sonra diğer Türkçe kaynaklara bakmak isterseniz, aşağıdan seçiminizi yapabilirsiniz:
- Sinema - Gösterimde olan ve gösterime girecek filmler, açıklamaları, detayları, tanıtım filmleri ve dahası
- Otomobil - Bir otomobil alma niyetindeyseniz, önce buraya uğrayın ve seçiminizi gözden geçirin
- En seçme kişisel sayfalar! - Eğer sıradan sayfalardan sıkıldıysanız, bir de bunları deneyin
- Internet sitesi yaptıracaklar - Eğer şirketinize bir sayfa yaptıracaksanız, tasarımcınızı buradan seçebilirsiniz
- Site Tanıtım Ağı - Bir siteniz varsa, burada tanıtımını bedava yapabilirisiniz. Gelin katılın!
- Dostluk Kulübü - Binlerce kişi sizi burada bekliyor
|
|
| DESTEK |

Dünyadışı akıllı yaratıklara ulaşmamıza yardım edin! Bir tıklamanız yeterli...
SETI@HOME
|
|
|