Savaş'tan 'tele' belgelerYargıtay Başsavcısı, Fazilet'in kapatılması davasında istenen ek delilleri Anayasa Mahkemesi'ne verdi. Deliller arasında Erbakan ile Hatipoğlu'nun telefon konuşmaları ile Kavakçı olayı da yer aldı ANKARA - Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, FP'nin kapatılması istemiyle açtığı davada, Anayasa Mahkemesi'nin, 'soruşturmanın genişletilmesi' gerekçesiyle istediği bilgi ve belgeleri mahkemeye gönderdi. Mahkemeye 19 sayfadan oluşan yazıya ek olarak 15 zarf içinde kaset, tutanak ve TBMM tutanakları dergilerini delil olarak gönderen Savaş'ın delilleri arasında, bazı eski RP ve FP'li milletvekilleriyle belediye başkanlarının laiklik karşıtı olduğunu ileri sürdüğü eylem ve konuşmaları da yer aldı.Kaseti Savaş çözmüş Savaş'ın Yüksek Mahkeme'ye gönderdikleri arasında en dikkati çeken belge, Erbakan ile Yasin Hatipoğlu'nun 21 Mayıs 1999 günü araç telefonuyla gerçekleştirdikleri konuşmanın deşifre metni oldu. Savaş yazısında, kasetin, ismini açıklamak istemeyen bir vatandaş tarafından kendisine gönderildiğini belirtirken, şu ifadelere yer verdi:
"Kaset, 'Soruşturma ve kovuşturma organları' tarafından elde edilmediğinden CMUK'un 254. maddesi gereğince mahkemenize delil olarak sunulmasında ve hükme esas alınmasında mahzur bulunmamakla birlikte; haberleşmenin gizliliği ihlal edilerek, başka bir deyişle hukuka aykırı şekilde elde edildiğinden, kasetin çözümü bizzat Vural Savaş tarafından yapılmış olup konuşma metninden yalnızca raportörün, Anayasa Mahkemesi üyeleri ile davalı partinin avukatlarının bilgilendirilmesinin daha uygun olacağı kanaatindeyiz."
RP-FP bağına kanıt olarak Erbakan'la ilgili haberlerle Şevket Kazan ve partililerin ayrı yerlerde yaptığı konuşmaları da gösteren Savaş yazısında, 'FP'nin RP'nin devamı olduğu' ve 'FP'nin yalnızca RP'nin değil dini siyasete alet ettiği için kapatılan tüm partilerin devamı niteliğinde olduğu' iddiasını yineledi. Savaş, FP'nin kapatılmasına karar verilmesi durumunda, kapatma davasının açılmasından önce istifa eden Aydın Menderes dışındaki tüm milletvekillerinin TBMM üyeliklerinin sona erdirilmesi gereğini ifade etti. Savaş, aksi takdirde FP'nin kapatılmasıyla amaçlanan sonuca ulaşılamayacağını ve aynı şahısların benzer eylemlerde bulunmasının engellenemeyeceğini belirtti. 'Kavakçı olayı önceden planlı' Savaş, belgeler arasında FP Milletvekili Merve Kavakçı'ya geniş yer ayırdı. Savaş, Kavakçı'nın ABD'de yaptığı konuşmalarla FP'lilerin Kavakçı hakkındaki konuşmalarını da delil olarak sundu. İddianamede, Kavakçı'nın milletvekili seçtirilip TBMM'de türbanıyla yemin etmesinin bazı üst düzey FP'liler tarafından önceden planlandığı, bunun parti politikası haline getirilerek 2 Mayıs 1999 tarihinde eyleme dönüştürüldüğü ve bu eylemin yapılacağının tüm FP'lilerce önceden bilinip destek gördüğü, sadece bu eylemin bile FP'nin kapatılması ve FP'lilerin TBMM üyeliklerinin sona erdirilmesine karar verilmesi için yeterli delil olduğu ileri sürüldü.
Savaş'ın Anayasa Mahkemesi'ne gönderdiği yazıda, FP lideri Recai Kutan ile milletvekilleri Abdüllatif Şener, Bülent Arınç, Abdullah Gül, Cemil Çiçek, Musa Uzunkaya, Musa Okçu, Mehmet Ali Şahin, Mustafa Kamalak, Fetullah Erbaş, Naci Terzi, Remzi Çetin, Mehmet Altan Karapaşaoğlu, Mehmet Elkatmış, Mehmet Aykaç, Zülfikar Gazi, Ramazan Yenidede, Ahmet Doğan, Hüseyin Yıldırım, Mehmet Kır, Fikret Karapekmez, Abdullah Gencer, Bekir Sobacı ve FP'li belediye başkanları Mehmet Ziya Kahraman, Nusret Bayraktar ve Feyzullah Kıyıklı'nın laiklik karşıtı söz ve eylemlerine de yer verildi.
Savaş, ilk olarak Kutan'ın 10 Ekim 1998'de Kayseri'de düzenlenen bir mitingde yaptığı konuşmanın çözümüne yer verdi. Savaş'ın, Anayasa Mahkemesi'ne video bandını ve çözüm tutanağını da gönderdiği Kutan'ın konuşması şöyle:
"Bazı kimseler çıkmışlar, hatta bunların içinde rektör unvanı olanlar, profesör unvanı olanlar da var. Diyorlar ki, bu rektörler, bu profesörler, 'Efendim, biz başörtülü kızların üniversiteye girmesini Cumhuriyeti korumak için istiyoruz' diyorlar. Buna olsa olsa kargalar güler, bu iddiaya. Sevgili kardeşlerim, bu ne biçim cumhuriyet anlayışı ki, milletin inancına, milletin kültürüne, örfüne, adetine, düşmanca bir tavır içerisindedir. Sizin bu cumhuriyet anlayışınıza, olsa olsa muz cumhuriyeti derler." Kutan'ın delil olan konuşmaları Kutan'ın 12 Ekim 1998 tarihinde Milliyet Gazetesi'nde yayımlanan, "Elbette başörtülü bir hanımefendi kardeşimiz parlamentoya girmeli... Bir hanımımız inancı gereği başını örtüyor, eğitimini yapıyor, siyaset sahnesinde de ülkeye hizmet etmek istiyorsa, elbette önü sonuna kadar açık olmalı" şeklindeki sözleriyle, 4 Nisan 1999 tarihinde Milli Gazete'de yayımlanan, "Türkiye'de Anayasal bir kuruluş var. Adına YÖK diyorlar. Bunlar diyorlar ki, 'Başörtülü hanım kızlarımız okulda başlarını açmalı.' Anayasal bir başka kuruluş var. O da Diyanet İşleri Başkanlığı. O ne diyor? 'Müslüman hanımlarımız ve kızlarımız, başlarını örtmelidirler.' Allah'ın emri olduğu için. Bu kızlarımız ne yapacak? YÖK'ün dediğini mi, Diyanet'in dediğini mi dinleyecek? Bu şaşkınlıktır" sözlerini de Anayasa Mahkemesi'ne kanıt olarak sunan Savaş, Kutan'ın, Kırıkkale'de 11 Nisan 1999 tarihinde yapılan mitingdeki konuşmasını ve 27 Nisan 1999 tarihinde Sabah Gazetesi'nde yayımlanan ropörtajı da kanıt olarak mahkemeye sundu. Türban konusu Savaş'ın kanıt olarak gösterdiği konuşmaların eksenini, 'türban konusu' oluşturuyor. FP'lilerin türbanlı milletvekili Kavakçı ve üniversitelerdeki türban yasağı konusunda söyledikleri, Savaş'ın delilleri arasında geniş yer alırken; FP Genel Başkan Yardımcısı Abdullah Gül'ün türbanlı eşi Hayrünnisa Gül'e de değinildi. Savaş, Hayrünnisa Gül'ün Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'ne türbanlı fotoğrafıyla kayıt yaptırmak istediğini, Abdullah Gül'ün de kayıt sırasında noter ve gazetecileri çağırarak şov yaptığını vurguladı. FP'nin eylemleri Savaş, Anayasa Mahkemesi'ne, FP'nin laiklik karşıtı eylemlerin odağı haline geldiği yolundaki savıyla ilgili olarak da bazı milletvekili ve belediye başkanlarının eylemlerini içeren kanıtlar da gönderdi. Savaş, bu konuda çok sayıda FP'li belediye başkanının yanı sıra bazı milletvekillerinin üniversitelerdeki türban sorununa ilişkin konuşmalarına, düzenlenen eylemlere verdikleri desteklere yer verilen kaset, gazete kupürü ve bilgiyi delil olarak Anayasa Mahkemesi'ne sundu. Gazeteler delil oldu Savaş'ın Yüce Mahkeme'ye gönderdiği belgeler arasında Radikal ve diğer gazetelerde FP-RP ilişkisine yönelik olarak yayımlanan haberler de yer aldı. Siyasi Partiler Yasası'na göre, temelli kapatılan siyasi partilerin kapatılma tarihinde üyeliği devam eden kurucuları, genel başkanı, merkez karar ve yönetim kurulu ile her kademedeki yönetim ve disiplin kurulu üyelerinin ve TBMM siyasi parti grubu üyelerinin başka bir siyasi partinin yöneticisi ve deneticisi olamayacaklarını öngördüğünü anımsatan Savaş, yasanın bu açık hükmüne rağmen ve adeta FP'nin RP'nin devamı olduğunu kanıtlamak istercesine RP'li bazı yöneticilerin FP'de de görev aldıklarını belirtti.
Savaş, bir kısmı kurucu da olan RP'nin MKYK üyelerinden Recai Kutan, Abdullah Gül, Rıza Ulucak, Fehim Adak, Musa Demirci, Abdülkadir Aksu, Oğuzhan Asiltürk, İsmail Kahraman, Cevat Ayhan, Necati Çelik, Bülent Arınç, Azmi Ateş, Temel Karamollaoğlu, Süleyman Arif Emre, Bahri Zengin, Fuat Fırat ve RP'den FP'ye geçen TBMM Refah Grubu üyelerinden İbrahim Ertan Yülek, Mehmet Altınsoy, Ömer Vehbi Hatipoğlu, Mustafa Kamalak ve Şeref Malkoç'un FP MKYK üyesi, Ali Güneri'nin ise denetim kurulu üyesi olduklarını hatırlattı. Telefonları da mı dinliyorsun? ERGUN AKSOY
BİLECİK - FP lideri Recai Kutan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş'ın Anayasa Mahkemesi'ne sunduğu kanıtlar arasında yer alan, Necmettin Erbakan'la Yasin Hatipoğlu arasındaki telefon konuşmasını değerlendirirken, hukukun çiğnendiğini söyledi. Savaş'a, "Telefonları da mı dinliyorsun?" diye soran Kutan, "Bu hukukun Türkiye'de ne hale geldiğinin güzel bir örneğidir" dedi.
Belediye başkanlığı seçimi için Bilecik'te bulunan Kutan, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Kanıt diye sunulanların Meclis'te yapılmış konuşmalar olduğunu belirten Kutan, "Her hukukçu çok yakından bilmelidir ki, parlamentoda yapılmış olan konuşmaların hiçbirinin hukuki sorumluluğu yoktur. Kaldı ki, orada ifade edilen hususların benim anlayışıma göre yasaları ihlal edici herhangi bir şeyi yoktur" diye konuştu.
Kutan, sunulan kanıtlar arasında siyasi yasaklı Erbakan'la FP Çorum Milletvekili Yasin Hatipoğlu arasında gerçekleşen telefon konuşmasının da bulunduğunun anımsatılması üzerine, şunları söyledi: "Onun anlamı, 'bunların telefonlarını dinliyoruz' anlamına gelir. Yoksa iki kişi arasında yapılan bir telefon konuşması delil olarak nasıl tespit edilebilir? Bu hukukun Türkiye'de ne hale geldiğinin güzel örneklerinden bir tanesidir."
FP'nin RP'nin devamı olduğu yönündeki iddialara da değinen Recai Kutan, partisinin 300 bin üyesi bulunduğunu, bunlardan yüzde 70'inin RP ile ilişkisi bulunmadığını ifade etti.
|