Bizi bir marizleyen var Haber haberdir! O kadar böyledir ki, aslında haberin büyüğü küçüğü olmaz da dense yeridir.
Dün, İmralı'da verilen idam hükmünden, Bodrum'da Hande Ataizi'nin hela penceresine sıkışmasına kadar irili ufaklı bütün haberleri ben de aldım. Hiçbirini göz ardı etmedim. Gene de haberlerden bir haber daha çok ilgimi çekti. Ekonomi sayfalarında yer alan bir haberdi.
Bana bir hikâyeyi hatırlattığı için mi, bilmem neden!..
Önce haberi söyleyeyim.
Nobel Ekonomi Ödülü sahibi iktisatçı Prof. Dr. Merton Miller gelmiş. Önce "Vergi toplamanın modern şekli" diye enflasyonu tarif etmiş. Tavsiyesi de şu:
- İktisatçılarınız detaylı bir araştırma yapsınlar. Enflasyondan kimler kazançlı çıkıyor, kimler zarar ediyor görsünler ve sonuçları herkese duyursunlar!
Allah razı olsun, elin Nobel'i bize kazığı nereden yediğimizi göstermeye çalışıyor.
Hani, ringdeki boksör adamakıllı dayak yerken, koçu "İyi gidiyorsun, maçı biz kazanacağız" deyip duruyormuş. Ne var ki, bizim garibin yüzü gözü şiş, etrafı görmekte güçlük çekiyor. Koç hâlâ:
- Adamı perişan ettin, diyor; düştü düşecek.
- Öyleyse biri daha var buralarda, demiş boksör; her kimse beni fena halde marizliyor.
Bizi marizleyen de enflasyon galiba. Koçların dediğine kulak asmayın!Küçümen'e mektuplar Her kafadan bir ses çıkıyor Aylardır içimde bir ukdeydi bu konu. Edebiyatçılar konuşsun diye susuyordum. Seni bulunca Zihni, dilim çözüldü.
Tam da o günlerde, Aktüel dergisi Orhan Pamuk'u Türkiye'nin "bir numaralı aydını" ilan etmişti. Ahmet Taner Kışlalı önce bu seçimden duyduğu infiali dile getiriyor; sonra da, hakkında yazdığı romancının hiçbir kitabını sonuna kadar okuyamadığını itiraf ediyor (Cumhuriyet, 27 ocak).
Hayır hayır Zihni! Ben bunda şaşılacak -ve romancının aleyhine- bir durum görmüyorum. Kaldı ki Kışlalı, Tahsin Yücel ile Emin Özdemir gibi uzmanların romancı aleyhinde ağır eleştirilerini okuduğunu da ilave ediyor.
İnanmış bir yurtbilgisi hocası olarak, bu sinsi Atatürk düşmanlığı konusunda Cumhuriyet gazetesini göreve çağırmayı da unutmamış.
Allahtan ki devreye Murat Belge girdi, diyeceğim; edebiyat eleştirmenleri nedense süt dökmüş kedi... Ama o da, söze karışma sebebi olarak şunu söylüyor: "Benim Adım Kırmızı'yı yayımlayan İletişim Yayınları'nın kurucularından biriyim. Ve "ölaşan'ın iftiralarına bu sebeple cevap vereceğim" diyor.
Birkaç gün sonra, kitabın o güne kadar 110 000 sattığını gösteren belgeler bir basın toplantısında açıklandı (Milliyet, 2 şubat). Dünya edebiyat tarihinde benzer bir hadise var mı, merak ederim.
Değinmeden geçemeyeceğim bir nokta daha var: Murat Belge seviyesinde bir yazarın, ne kadar haklı olursa olsun, aşağıdakine benzer cümleler yazmak zorunda kalmış olması:
"Emin "ölaşan'ın başka zifosçuları aşan önemli bir özelliği var; kendi zifosunu kendi üretiyor" (Radikal, 29 ocak). "Bu kadar kirli bir bilinçaltı tek bir boşalım kanalıyla rahatlamayacağı için, bir tane değil birçok Emin "ölaşan var" (Radikal, 30 ocak).
Dinci Akit gazetesinde bir haber. Avukat Gönül A. Tüfekçi bir dergide, Orhan Pamuk'un son romanının Umberto Eco'nun Gülün Adı adlı romanından yapılmış başarılı bir adaptasyon olduğunu, yazmış (31 ocak; kaynak Eğitim Bilim Dergisi, ocak 98 sayısı).
Bir gazete haberi daha: "Orhan Pamuk bir rekortmen. Son kitabı bir ayda yedi baskı yaptı, 110 000 adet satıldı" (Sabah, 1 şubat).
Bir ertesi gün Profesör Ahmet Taner Kışlalı "İyi bir reklam kötü bir kitabı da çok sattırabilir. Ama yazarın gerçek yüzünün okurlardan saklanması ahlaksızlıktır!" diye yazdı (Cumhuriyet, 3 şubat).
Ve Doğan Hızlan'a, niye NTV'deki söyleşinizde Orhan Pamuk'a benim dediklerimi (roman kahramanlarının Atatürk aleyhinde konuştuklarını) sormadın, diye tarizde bulundu.
Namıdiğer Taha Kıvanç "Emin "ölaşan'ın sivil haklar ve özgürlükler konusuna önem veren Orhan Pamuk'u beğenmesi beklenemez" diye, konuya şöyle bir değinip geçti (Yeni Şafak, 3 şubat).
Kürşad Bumin soruyordu: "Bu inceleme (Fahir İz'inki), Stalinizmin edebiyat müfettişlerinin, eserlerinde Parti'nin çizgisinden saptıkları gerekçesiyle yüzlerce yazarın hayatını karartmasını hatırlatmıyor mu?" (Yeni Şafak, 4 şubat).
Ahmet Kekeç bir kere daha devreye girerek, değerlendirmelere ışık tuttu: "Bana sorarsanız, Orhan Pamuk "Atatürk düşmanı" filan değil; bilakis, iyi bir Atatürkçüdür. Sessiz Ev'deki Selahattin Darvınoğlu tiplemesi, Pamuk'un Atatürkçülüğüne kanıt bile sayılabilir" (Akit, 4 şubat).
Aktüel dergisi, "Nişantaşlı Orhan Pamuk olmayacağım" demiş olmasının altını çizerek, romancıdan yana çıktı (4 şubat).
Bitti sanma Zihni. Bildiğin şeyler derken yanıldım mı nedir? Ziyade iletişimli Türkiye'nin son üç yılda bile ne kadar değiştiğini, ben de sana anlatırken fark ediyorum. Dil Yâresi Ruhat Mengi ""arşamba gazetelerini okuyanlar, diyor; bunalım'ı da geçip tam bir buhran psikolojisine girdiler" (Sabah, 25 haziran).
Türkçe Sözlük ne diyor:
- buhran, "bunalım, bunluk, kriz"; Ğ bunalım, "bunluk, buhran, kriz"; Ğ bunluk, "bunalım, sıkıntı"; Ğ kriz "bunalım, buhran".
Fark nerede?
|