|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Anket
|
|
Peki şimdi ne olacak? tuncayozkan@superonline.com İmralı'da basına ayrılan bölümün en ön sırasında oturdum. Öcalan'ı iyi görmeliydim. Gördüm de. Karar açıklanırken ne yapacaktı? Mahkeme heyetine karşı tutumunda bir değişiklik olacak mıydı? Davanın başından bu yana sergilediği o 'uysal' tutum devam edecek miydi?
Öcalan cam mekânın arkasına geçmeden önce salonun arka kısmına doğru baktı. Daha önceki duruşmalarda baktığı yerde hep kardeşleri ve ailesinin diğer fertleri bulunuyordu. Ancak bu sefer kendi isteğiyle ailesi salonda yoktu. Karar açıklanırken onların bulunmasını istememişti. Bakışı kontrol amacını taşıyordu.
Mahkeme Başkanı Turgut Okyay son sözünü sorduğunda Öcalan, duruşmanın başından bu yana yaptığı gibi ayağa kalktı, son sözlerini kayda geçirdi. Tam bir dakika 30 saniye konuştu. Yerine oturdu. Son sözü 'Herkesi selamlıyorum' oldu. Diğer duruşmalardaki gibi yine avuçlarının içindeki çizgileri izleyip, geleceğini tahmin ediyormuşçasına önüne bakmaya devam etti.
Mahkeme heyeti diğer davaların karar duruşmalarında olduğu gibi karar için salonun dışındaki odalarına çekilmedi. Tersine mahkeme salonunu boşalttı. Bu aynı zamanda kararı verirken sergilenen önemli bir tavırdı. Dışarda değil mahkeme salonunda karar kesinleştirildi. Kararın bu tür bir uygulamayla kesinleştirilmesi mahkeme heyetinin titizliğini bir kez daha gözler önüne serdi. Bu sırada adada olan 15. Kolordu Komutanı Korgeneral Hurşit Tolon da salonun dışında, güvenlik önlemlerinin alındığı koridorda, kendini göstermeden bekledi.
Karar için salona girildiğinde 30 jandarma iç güvenlik önlemlerini almıştı. Jandarmaların soğukkanlı ve titiz tutumları dikkat çekiciydi. Onca şehit verdikten sonra bu kadar soğukkanlı davranabilen bir silahlı kuvvetleri kutlamak gerek. Hele salona alınış sırasında şehit müdahili avukatlardan, Öcalan'ı savunan avukatlara doğru yönelen 'uygunsuz' tavırlarını dahi anında uyaran ve sükûneti sağlayan üsteğmenin tutumu etkileyiciydi.
Müdahil avukatlardan Şevket Can Özbay'ın Türk bayrağından tişörtü, cübbesinin altından gözüküyordu. Bu tabloyu 75 yaşının vakurluğuyla değerlendiren Altemur Kılıç, "Abartınca olmuyor, yakışmıyor" dedi.
Mahkeme heyeti karar için herkesi duruşma salonuna çağırdığında hepimizin nefesi tutulmuştu. Aslında herkes hangi kararın çıkacağını biliyordu. Aramızda kararla ilgili aynı şeyi söylüyor ve bekliyorduk: İdam.
Salona sessizlik hâkim oldu. Başkan Turgut Okyay heyecanının ezdiği ses tonu, titreyen elleriyle, "Hüküm okunurken ayakta dinlemenizi rica ediyoruz" dedi. Ben en ön sırada, bir heyete, bir Öcalan'a bakıyordum. Karar okunmaya başlandığında, cezanın ölüm olduğu belliydi. Öcalan sakin görüntüsü altında heyecanını gizlemeye çalışıyordu. Solgunlaşmıştı. Sonra ölüm cezası
açıklandığında, gözlerinin kocaman açıldığını gördüm. Elleri arkasında kararı dinlemeye devam etti. En sonunda tıpkı son sözünde olduğu gibi, mahkeme heyetini selamlayıp salondan çıktı. Kararı okuyan Yargıç Turgut Okyay 20 yıllık mahkeme başkanıydı. Her verdiği idam kararından sonra kalemini kırdı. Ama bu kez kırmadı. Kendisine salonda neden kalemini kırmadığını sordum. "Böyle bir kural yok" dedi. "Gelenek var" dedim. Yedek üyelikten asil üyeliğe kararnamesi, duruşmanın son gününe yetişen Yargıç Mehmet Maraş yanıt verdi, "Zorunlu değil." Diğer yargıç üye Hüseyin Eken, kalem kırma üzerine geleneği anlatan sözler aktardı. Tam bu sırada sordum: "Kalem kırmanın bir anlamı olduğuna göre kırmamanın da bir anlamı olsa gerek."
Başkan, "Yorum yok" dedi. Kalem kırmak, "Bir daha böyle bir kararla insan yaşamını sona erdirmek istemiyorum. Böyle bir kararı tekrar vermek durumunda kalmayayım" anlamına geldiğine göre, kırmamak "Bir daha bu tür bir suçtan karşıma gelirsen, vicdanen rahat bir şekilde aynı cezayı veririm" anlamına gelmez mi?
İdama karşı olan mahkeme başkanı, ölüm cezasından sonra kalemini kırmadı. Öcalan adil yargılandı. Mahkeme heyeti uluslararası kalitede olduğunu belgeledi. Tarihi karar verildi. Şehit anaları ve gaziler mutlu.
Peki ama bundan sonra ne olacak? İmralı'dan Akşemsettin adlı deniz otobüsüyle ayrılırken terörle yaşamak zorunda bırakılan Türkiye ve terörün bize kaybettirdikleri-kaybettirecekleri için, bir kez daha üzüldüm.
|
| Tanıtım Linkleri |
- Sinema - Gösterimde olan ve gösterime girecek filmler, açıklamaları, detayları, tanıtım filmleri ve dahası
- Otomobil - Bir otomobil alma niyetindeyseniz, önce buraya uğrayın ve seçiminizi gözden geçirin
- En seçme kişisel sayfalar! - Eğer sıradan sayfalardan sıkıldıysanız, bir de bunları deneyin
- Internet sitesi yaptıracaklar - Eğer şirketinize bir sayfa yaptıracaksanız, tasarımcınızı buradan seçebilirsiniz
- Site Tanıtım Ağı - Bir siteniz varsa, burada tanıtımını bedava yapabilirisiniz. Gelin katılın!
- Webmaster kaynakları - Sitenizi geliştirmek için bir çok kaynak sizi burada bekliyor.
|
|
| Reklam |

|
| DESTEK |

Dünyadışı akıllı yaratıklara ulaşmamıza yardım edin! Bir tıklamanız yeterli...
SETI@HOME
|
|
|