Simurg yeniden uçmaya hazırİran halkı tıpkı ünlü edebiyatçısı Attar'ın kaleme aldığı Simurg efsanesindeki gibi yeni bir arayışın peşinde. Bu arayış kendini en çok gençlik kesimi ve kadınlar arasında gösteriyor. Orta ve üst sınıf, kadın erkek ilişkilerinde ve günlük ihtiyaçlarını karşılamak için tabularını yıkıyor Ayşe Karabat ELLEGAARD
TAHRAN - İran'ın ünlü edebiyatçısı Feriduddin Attar'ın kaleme aldığı
Simurg efsanesine göre, bütün kuşlar Kaf Dağı'nın ardında yaşayan Simurg adlı kuşa ulaşmak için yola çıkar. Zor bir arayıştır bu. Başlarına bir sürü iş gelir; ölenler, yolu bırakanlar olur. En sonunda kala kala sadece 30 kuş kalır. Fars dilinde 30 kuş 'Simurg' demektir. Kuşlar aslında başından beri kendi benliklerini aramaktadır.
İran halkı da şimdi aynı arayışın peşinde. 'Bizi ne kurtarır, geleceğimiz nedir?' sorularına yanıt arayışındaki İran halkı, iki yıl önce yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde geleceğinin kendi ellerinde olduğunu gördü. Ve anladı ki, değişik gerekçelerle de olsa büyük çoğunluk aynı görüşü değişim gerektiği görüşünü, paylaşıyor. İran halkı kendi gücünün de farkına vardı, tabular yavaş yavaş yıkılmaya yüz tuttu. İran'ın Simurg'u her türlü zorluğa karşın yeniden uçmaya hazırlanıyor.
Tahran'da aşk bir başkadır
"İlk kez bir erkek arabamıza kartını attığında 15 yaşındaydım. Heyecandan ölecektim" diyor Tahranlı güzel gözlü Bita. Anlatmaya devam ediyor: "Ablamla piyasa yapıyorduk. Tahran'da arkadaşı her yerde bulabilirsiniz ama bazı ünlü caddeler vardır gençlerin piyasa yaptığı. Oralarda şansınız biraz daha fazladır." Bita, kısa bir süre kartını aldığı çocukla çıkmış. "Artık arkadaşlarımı böyle bulmuyorum,
partilerde falan tanışıyoruz" diyor.
Sınırlı sayıda gencin yaşama olanağını bulduğu partiler, Tahran'da bir başka olan aşkın 'eğlenceli' kısmı. Batı müziğine, yalnızca enstrümantelse izin verildiği İran'da ev partilerinde genellikle doğum günü vesilesiyle toplanan gençler, rock and roll'dan tekno'ya kadar her müzik eşliğinde dans edip, ev yapımı votka ve şaraplarını içiyor. Kız ve oğlanlar bu partilerde pek bir şık. Kızlar mini etekleri ve özenli makyajlarıyla erkekler de kravatları ve zarafetleri ile göz dolduruyor.
Partilerin bazılarında her türlü 'baskına' karşı ortada bir perde var. Kadınlar bir yanda, erkekler bir yanda gibi. Baskın olursa perde kapanıyor, 'Biz ayrı ayrı eğleniyorduk' deniliyor ama tabii bu, çalınan müziğin cezasını affettirmiyor. Ceza en az bir gün gözaltı ve yüksekçe bir kefalet. İçkinin cezası ise kırbaç ama o da paraya çevriliyor.
Radikal de partide
Dışarıdan bakıldığında hiçbir
hareket göze çarpmıyordu: Sessiz sakin bir ev, yarı karanlık bir sokak, sıkıca çekilmiş perdeler... Ama zili çalıp da içeriye girince karşımıza bambaşka bir dünya çıktı.
Bu Radikal'in de davet edildiği partilerden biriydi. Önce bizden garantiler istendi. Fotoğraf çekilirse yüzler asla belli olmayacaktı, partinin yeri zinhar belirtilmeyecekti, fotoğrafların negatifleri yok edilecekti. Uyacağımıza söz verdik.
Ve sessiz sakin evden içeri girdiğimizde karşımıza cicili bicili giyinmiş, ölçülü bir makyaj yapmış tertemiz birçok genç çıktı. Ortalığı sadece mum ışıkları aydınlatıyordu. Rejime inat bir hayatı yaşamaya çalışan genç insanların yüzlerini de öyle. Gençler tekno müzik eşliğinde durmadan dans ediyor, ama içki yok. Doğum günü kutlanan delikanlının annesi mutfakta marifetlerini gösterip en güzel yiyecekleri hazırlamaya çalışıyor. Bir ara kravatı ile baba gözüküyor ama gençleri rahatsız etmemek için annenin yanına gidiyor. Gençler, Batı'daki yaşıtlarına taş çıkartırcasına dans ediyor. Bir taşkınlık yok, bazı çiftlerin dans ederlerken biraz yakın olan temasları dikkat çekiyor ama, olsun o kadar, burası İran. Burası İran Burada yabancı bir erkekle bir kadının aynı arabada olması, herhangi bir yerde birlikte bulunması bile yasak. Ayetullah Maraşi Najafi'ye göre, 'kızlar ve erkekler pamukla ateş gibi'. Najafi, "Birbirlerine bakmaları tehlikelidir, bu yüzden kızlar ve erkekler akademik merkezler ve kamu kuruluşlarında buraları ahlaksızlığın merkezine çevirmemek için birbirlerinden ayrılmalıdır" diyor, Muhammed Hatemi'nin iktidara gelmesinden sonra yayımlanmaya başlanan günlük kadın gazetesi Zen'e verdiği demeçte.
Zen (Kadın) gazetesi bu haberi birinci sayfasında manşetten 'Kızlarla erkeklerin konuşmasına hayır, Siğha'ya (genel anlamıyla muta nikâhı olarak bilinen geçici evlilik) evet' başlığı ile vermiş. Gazetenin birinci sayfasındaki iki haberden biri bu, diğeri de Türkiye'deki üniversitelerde başörtülü kızların başlarına gelenler.
Çözüm geçici evlilikte
Ayetullah'a göre, 'kızlar ve erkekler arasındaki ilişkiler doğası gereği yasadışı'. Sorunun çözümü ise 'siğha' yani geçici evlilikte. En az 30 dakika olabilen bu evlilik için kısa bir dini tören yapılıyor. Ne zaman biteceği önceden belirleniyor. Bu tip evlilikler notere kaydettirilmek zorunda, ama nüfus cüzdanlarına işlenmiyor. Bakire olan kızlar böyle bir nikâh için babalarından izin almak zorunda. Son dönemlerde ekonomik şartlar gençlerin evlenmesini zorlaştırdığı için bu evliliğe sıcak bakılıyor. Bu tip evliliklerde kadınların miras gibi hakları olmuyor, ama çocuklar olursa onların hakları tanınıyor. Erkeklerin ise bu evlilikle pek çok karısı olabiliyor. Erkekler tam anlamıyla bir evlilik yapmak isterlerse ilk karılarından izin almak zorunda. Karısının rızası dışında evlenmeye kalkışan erkekleri cezalar bekliyor.
İran gençliği ve kadınlar ise asla siğha evliliğine sıcak bakmıyor. Bu daha çok
kırsal kesimde bir uygulama. 20'li yaşlarının sonuna yaklaşan İranlı delikanlı E., "Sistemden gelen her şeye itirazımız var;
bu yüzden siğha evliliğine de karşıyız"
diyor ve İran'da aşkı anlatmaya başlıyor:
"Aşk mı, hepimiz evlerimizde sahibiz ona, ama sokaklarda değil. Partilerde başlayan arkadaşlıklar daha kalıcı oluyor. Daha anlamlı ilişkiler onlar. Sokaklarda başlayanlar ise bir gecelik. Piyasa genellikle iki kız ve iki erkekle olur. Ama üç kişi olmaz, dört de olabilir. Belli yerler vardır, oralara gidilir. Burada birbirleri ile bakışırlar, sonra kaş göz vücut diliyle anlaşılır. Kuytu bir yere gidilir, telefon numaraları değiştirilir. Ya da arabada giderken kartını camdan içeri atarsın. Yakalanırsan bin, 2 bin tümenle kurtarırsın. Burada erkekler için ölçü kızların güzel olması. Sonuçta hiç tanımadığın biri ile bir ilişkiye giriyorsun. Kızlar da oğlanın giyimine kuşamına, arabasına bakıyor. Araban ne kadar iyiyse şansın o kadar artıyor. Ama çoğu zaman sonu hüsran. Çok beğendiğin kız belki konuşmasını bile bilmiyor ya da arabası iyi olan çocuğun eğitimi berbat olabiliyor."
Tanışılıyor sonra 'coffee shop' denilen yerlere gidiliyor. Birlikte bir şeyler içilip sohbet ediliyor. Bu tip mekânlar sık sık değişiyor, çünkü Besici denilen bir çeşit polis gücü tarafından basılması en fazla altı ay alıyor. Sonra İran gençliği yeni mekânların peşine düşüyor. Batılı bir diplomat İran gençliğini 'su gibi' diye tanımlıyor. Engeller konulsa da önüne, akacak bir kanal mutlaka buluyor...
'Arkadaşları eve getirin'
Peki bütün bunlar olurken aileler ne yapıyor? Çok geleneksel bir aile değilse belli ölçülerde izin var ilişkilere. Ama bir de tavsiyede bulunuyorlarmış, 'sağda solda yakalanma riski ile gezeceğinize arkadaşlarınızı eve getirin'. Geleneksel ailelerse kızlarının mutlaka belli bir saatte evde olmasını istiyor. İranlı genç erkekler bu tip kızlara 'Fars Sinderellası' diyor.
Sokaklarda tanışma dışında da başka yöntemler kullanılıyor Tahran'da. Bunların en yaygını telefon. Bazı gençler, çoğu zaman da kızlar ama yine belli bir çevrede telefonun başına oturup rastgele numaralar çeviriyorlarmış. Tahran'da da semtlere göre telefon numaralarının ilk rakamları değişiyor. Dolayısıyla kızlar aradıkları özelliklere göre semtlere telefon edip arkadaş bulmaya çalışıyorlarmış. Zor ve zahmetli bir süreç olduğunda herkes hemfikir. İster sokakta, ister partide, ister telefonla olsun kız-erkek arkadaşlıklarında ve ilişkilerde inisiyatifin kızlarda olduğu ise bir gerçek.
Evde kadın hâkim
İranlılar ev yaşamında da kadınların daha baskın olduğunu söylüyor. Ev içi kararlarda kadınlar 'ben yaptım oldu' yaklaşımındaymış daha çok. Trafikteki kadın sürücü sayısı Türkiye'dekinden çok. Sürücülerin neredeyse yarıya yakını kadın. Kadınlar araba sahibi olmayı özgürlüklerine bir katkı olarak yorumluyor. Tahran, sonuçta koca bir şehir; 15 milyon kişi yaşıyor ve geniş bir alana kurulu. Trafiği de olabildiğince kuralsız, şerit değiştirirken kurallara uyma, sinyal verme gibi huylar hiç yok neredeyse. Trafikte adam öldürmenin cezası 7 milyon tümen. Batılı bir diplomat kadınların Tahran'da böyle araba kullanmasını, 'sanki sistemden intikam alıyormuşçasına çok fütursuz' olarak tanımlıyor. İran'ın 'gayrı resmi' çöpçatanları TAHRAN - İran'da gençlerin tanışmalarını sağlamak için resmi çöpçatanlık kurumu da var. Evlenme Vakfı insanların tanışmalarını sağlıyor ve evlilik danışmanlığı hizmeti veriyor. Bu kuruma başvuranlar isteklerini, özelliklerini ve aradıkları eşin özelliklerini belirtiyor.
45 soruluk bir ankete yanıt veriyor. Bunlar bilgisayara yükleniyor. Uzmanlar da birbirine uygun olanları eşleştiriyor. Önce kız tarafı adayı inceliyor, beğenirse, kurum yetkililerinin huzurunda bir araya geliyorlar. Her şey yolunda giderse oğlana kızın adresi veriliyor ve 'gidin isteyin' deniyor. Kurum tarafları uygun görür, ancak taraflar çöpçatanlıktan hoşlanmazsa mantıklı bir neden soruluyor. Kurum cevabı mantıksız bulursa 500 tümen para cezası veriliyor. Üç kez mantıksız yanıt verilirse kurum çöpçatanlıktan vazgeçiyor. Bu faaliyetin çok gizli yürütüldüğünü, ailelerin bile bu işi bilmediğini belirtelim. Arabalar sayesinde arkadaş bulan İran gençliği içinde erkekler de kızlar da bekâretin o kadar da önemli olmadığını savunuyor. En azından Tahran'ın zengin kesimlerinin oturduğu kuzeyde. Bu bölgede yaşayan ve evlenmeden ilişkiye giren kızların oranının yüzde elliyi bulduğu iddia ediliyor. Ama hepsinin ortak fikri Tahran'da aşkın bir başka heyecanlı olduğu.
|