Shakespeare milliyetçiliğiFransa'da ilk kez sahnelenen Shakespeare'in İngiliz milliyetçisi oyunu '5. Henry', başarısız ama Avrupalıların tahammül sınırlarını gösteren bir yapım MEHMET BASUTÇU
AVIGNON - Shakespeare'in '5. Henry' adlı oyunu, Fransa'da ilk kez bu yıl Avignon'da sahnelenecek! Bu haber, gerçekten şaşırtıcıydı. Fransız tiyatro çevreleri, nasıl oluyordu da, yüzyıllar boyunca bu yapıtın kapağını bile açmamışlardı. Kaldı ki, '5. Henry' 1944 yılında Laurence Olivier, 1995'te de Kenneth Branagh tarafından iki kez sinemaya bile uyarlanmıştı...
Sorunun ilk akla gelen yanıtı son derece basit ve inandırıcıydı: Çünkü, William Shakespeare'in tarihi oyunlar dizisinin son halkası olan '5. Henry', İngiliz milliyetçiliğini yücelten epik bir yapıttı! Bu nedenle de Fransızlar, rahatlıkla Shakespeare'in milli gururlarını inciten bir oyun kaleme aldığını savunabilirlerdi. Fransız Krallığı üzerinde hak iddia eden 5. Henry, 1415 yılında çıkarma yaparak, Azincourt'da kendisinden sayıca kat kat üstün olan Fransız şövalyeleri büyük bir yenilgiye uğratmıştı. Shakespeare, bu tarihsel zaferin öyküsünü anlatırken, Fransız Kralı Saskin'i zavallı, çevresindeki prensleri de gösteriş budalası dengesiz insanlar olarak tasvir ediyor, 5. Henry'nin ise haklılığına inandığı bu savaşı, bütün engelleri aşarak nasıl kazandığını anlatıyordu.Radikal bir yorum Ancak kolay yanıtlarla kestirme yorumlar karşısında kuşkucu tavrın en radikal biçimini benimsemek gerektiğine bir kez daha tanık oluyoruz. Jean-Louis Benoit'nin '5. Henry' yorumu, tiyatrosal düzeydeki genel başarısızlığına karşın, Fransız milliyetçiliğini alaya almaktan kaçınmıyordu. Ayrıca Shakespeare'in, alıştığımız incelikli derin yaklaşımının tam tersine, '5. Henry'yi kaleme alırken, alabildiğine didaktik bir oyun kaleme aldığı gözler önüne seriliyor... Ancak tiyatrosal haz arayanlar düş kırıklığına uğradılar.
Bize bu denemeden üç ders çıkarmak kalıyor. İlk ders, en büyük yazarların bile milliyetçi duyguların kısırlığında boğulabileceği.
İkinci ders bu noktada somutlaşıyor: Yönetmen Jean-Louis Benoit, milliyetçi içeriğe alaycı bir yaklaşım getirmeyi ön plana aldığı için, şematik yorumun tuzağına düşüyor.
Üçüncü ders aslında hoş bir gözlem: Her yaz 2200 kişilik bir sahneye dönüşen Papalar Sarayı iç avlusunu dolduranlar, milli gururlarını incitebilecek bir dizi sahne karşısında bile, rahatsız olmak bir yana, kahkahalarla gülebiliyorlar. Çok değil, elli yıl önce, Laurence Olivier'in sinemaya yaptığı uyarlamanın, İngiliz milli duygularını körüklemek amacıyla İngiliz ordusu tarafından ısmarlandığını bilmelerine karşın, bugün Fransızlara yönelik aşağılayıcı eleştirel içeriğe hiç gocunmadan, kahkahalarla gülebiliyorlar...
Avrupa Birliği'nin getirdiği dinamizm, birçok çatlak sese karşın, tarihsel milliyetçiliğin kısırdöngüsünü kırma yolunda başarılı adımlar atıyor olmasın sakın?
|